Osmanlı padişahları Kuran'da emredilen ahlakı yaşadıkları ve bunu uygularken Hz. Muhammed (sav)'i örnek aldıkları için başarılı birer yönetici olmuşlardır. Onların önderlik yaptığı toplumlar tarihte çok büyük bir refah içinde yaşam sürmüşlerdir.
Ancak Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılmasının ardından çeşitli karışıklıklar ortaya çıkmıştır. Osmanlı’nın sağladığı ve hakimiyeti altında olan her yerde koruyup, kolladığı güven ortamı yok olmuştur. Söz konusu bölgelerde tekrar barışın, dostluğun ve kardeşliğin hakim kılınabilmesi için tarihte Osmanlı’nın yaptığı uygulamalardan örnek alınmalı ve kültürlerarası ilişkilerin geliştirilmesine ve pekiştirilmesine önem verilmelidir.
Bu belgeselde Kuran ahlakını yaşayan Osmanlı padişahlarının bazılarının Allah’a olan itaatlerini, Peygamber Efendimiz (sav)'e olan bağlılıklarını, İslamiyet’in yayılması için gösterdikleri çabayı izleyeceksiniz.
Kuran'da, müminlerin örnek almaları için peygamberlerin ve salih kimselerin hayatlarına dair bazı kıssalar yer alır. Güzel ahlakı üzerinde düşünüp örnek alınması gereken salih müminlerden biri de Hz. Meryem'dir.
Kuran'da bildirilen mümin kadın karakteri, bugün cahiliye toplumlarında yaygın olarak yaşanan kadın karakterinden çok farklıdır. Cahiliye toplumlarında yaşayan kadınlar, genellikle toplum tarafından kendilerine uygun görülen ve nesilden nesile aktarılan ortak bir karakteri yaşamaktadırlar.
Cahiliye toplumu, kadın için ayrı, erkek için ayrı ahlak özellikleri belirlemiştir. Kuran'a göre ise kadın ve erkek aynı imani ve ahlaki sorumluluklara sahiptir. Allah, inananlara, Hz. Meryem'in şahsında "ideal Müslüman kadın karakteri"ni tanıtmaktadır. Bu filmde ideal Müslüman kadının özelliklerini göreceksiniz.
Alabildiğine yeşil ormanlar, rengarenk çiçekler, coşkun şelaleler, heybetli yüksek dağlar, sarı bozkırlar, engin denizler ve sayamadığımız daha pekçok güzellik Allah’ın insanlar için yarattığı eşsiz eserlerdir. Bütün bu güzel nimetler insanların hizmetine sunulmuş ve şükretmelerine vesile kılınmıştır.
Fakat insanı şükretmekten alıkoyan, sürekli boş ve asılsız vaatlerle onu kandırıp Allah’a isyan ettirmeye çalışan büyük bir düşmanı vardır. Bu düşman onun hem bu dünyada hem de ahirette sıkıntılı bir hayat geçirmesini isteyen ve bunun için harcadığı çabayı kıyamete kadar aralıksız olarak sürdürecek olan bir düşmandır.
Her türlü hayırla ilişkisi kesilmiş bu düşman, insana pisliği, kötülüğü, acımasızlığı, ahlaksızlığı makul göstermeye, bunların var olduğu bir ortamı meşru kılmaya çalışır. Bu amaçla kendisine, içinde bütün sapkın fikirlerinin bulunduğu tehlikeli bir öğreti oluşturmuştur. İşte bu azılı düşman, Allah’ın huzurundan kovulmuş olan şeytandır. Onun kanlı ve tehlikeli öğretisi ise Satanizm’dir.
Putlar insanı aldatır ve boyunduruk altına alır. Diktatörler, insanı baskı ve korkuyla ezer. Materyalizm gibi felsefe ve ideolojiler, insanın zihnini baskı altına alır, akılcı düşünmesini engeller, onu öfke ve bağnazlığa sürükler. Para ve prestij gibi günlük yaşam putları ise, insanları boş birer amaç uğruna çalıştırır, onları gerginlik ve strese boğar.
Bu sahte ilahların hiçbiri insana huzur, mutluluk ve özgürlük kazandırmaz.
İnsanın tek kurtuluşu, tek gerçek İlaha, yani Yüce Allah'a kulluk etmesidir. Allah'tan başka her şey, O'nun yarattığı aciz birer varlıktır. Bu varlıkların hiçbiri, insanın yol göstericisi, yaratıcısı ve yaşam amacı olamaz. Tüm bu sıfatlar, Allah'a aittir. Ve insan, tüm putlardan yüzçevirerek Allah'a yönelmeli, O'nun için yaşamalıdır. Bu yoldan uzaklaşan insan ise, göz açıp kapayıncaya kadar geçen dünya hayatının sonucunda alacağı karşılığın azap ve pişmanlık olacağını bilmelidir.
Günün birinde dünyaya gözlerinizi açtınız...
Önce okul yılları...
Sonra yetişkinlik dönemi...
İşiniz, aileniz ve dostlarınız oldu...
Belki eviniz, arabanız, çocuklarınız ve tabii ki sorumluluklarınız...
Hatırlamanız, dikkat etmeniz gereken pek çok konu...
Gün boyunca "bunu kesinlikle unutmamam gerek" dediğiniz ne kadar çok konu var! Bunları unutmamak için notlar tutuyor, çeşitli önlemler alıyorsunuz. Bazı işlerinizi unutma ihtimalini düşünmek dahi istemiyorsunuz.
Peki bu saydıklarımızla kıyaslanmayacak kadar önemli konuları unutmuş olduğunuzu söylesek ne yapardınız?