نثر منحصر بفرد قرآن که 14 قرن پیش به رشته تحریر درآمد و حکمت والای نهفته در آن، برهانی است قاطع از کلام حق. بعلاوه در قران جنبههای معجزهآسایی به چشم میخورد که نشانگر وحی این هدیه آسمانی از درگاه احدیت است. که برخی از این جنبهها چنان علمی است که تنها علم و فنآوری قرن 21 توانست آنرا دریابد. قرآن 14 قرن پیش به رشته تحریر درآمده اما این حقایق در زمان نوشته شدن قرآن آشکار نشد و این امر به انسان امروزی فهماند که قرآن وحی الهی است.
Çağımız teknoloji ve iletişim çağı...
Bilgisayarlar ve telefonlar tüm dünyayı birbirine bağlıyor. Bugün yaklaşık 6 milyar insan teknolojinin yardımıyla birbirine ulaşabiliyor... Bilim adamları iletişim teknolojilerini bir adım daha ileriye taşıyabilmek için yeni projeler geliştiriyor... Ancak şu anda yeryüzünde öyle bir iletişim ağı kurulu ki yaklaşık 100 milyar kullanıcı bu iletişim ağı üzerinden sürekli haberleşiyor... Bu kullanıcılar iletişimi kolaylaştırmak için trilyonlarca yeni bağlantı kuruyor... Burada, bilgisayarınızdaki gibi bağlantı sorunları pek yaşanmıyor. Kullanıcılar hiç dinlenmiyor. Burada elektrik kesilmiyor. Burası beyin!..
Sahip olduğunuz bu mükemmel iletişim ağı daha hiçkimse varlığınızdan haberdar değilken kurulmaya başladı... Doğumunuzla birlikte sistem gelişimi hızlandı ve o günden beri kurulan ağların sayısı her geçen gün artıyor... Yaşınız ilerledikçe deneyimleriniz beyninizi, beyniniz de sizi şekillendiriyor. Çevrenizle kurduğunuz ve gelecekte sürdüreceğiniz o güçlü bağı mümkün kılıyor.
Bu belgeselde, insan hayatının en önemli unsurlarından biri olan beynin içindeki o kusursuz ve İlâhî tasarıma, işleyişe tanık olacaksınız...
Dünyamız, uzaydan bakıldığında masmavi bir görünüme sahiptir. Bu maviliğin kaynağı, yeryüzünün %70’ini kaplayan dev su kütlesidir. Sadece Pasifik okyanusunun üzerinden uçakla geçmeye kalktığınızda, bu yolculuk tam 20 saat sürer.
Yukarıdan bakıldığında engin maviliği ile göze çarpan okyanusların sırları ise derinliklerde saklanmaktadır. Diplere doğru indikçe rengarenk bir dünya ile karşılaşırız. Her biri birbirinden değişik milyonlarca canlı çıkar karşımıza...
Derinlerdeki gezintimiz sürdükçe buralarda yaşayan canlılardaki detay ve çeşitlilik hemen gözümüze çarpar. Bu kadar çok canlıda bu kadar muazzam detayların var edilmesi bizlere Allah’ın sanatındaki mükemmelliği gösterir.
Allah, karada ve denizde olanların tümünü en ince ayrıntılarına kadar bilendir. Allah bu gerçeği, bir Kuran ayetinde bizlere şöyle bildirir:
... Karada ve denizde olanların tümünü O bilir. O, bilmeksizin bir yaprak dahi düşmez; yerin karanlıklarındaki bir tane, yaş ve kuru dışta olmamak üzere hepsi (ve herşey) apaçık bir kitaptadır. (Enam Suresi, 59)
Allah'ın varlığı ve büyüklüğü, küçücük bir canlıdan uzaydaki dev galaksilere kadar her yerde görülür.
Bu gerçeği gören ve kavrayan insanlar, samimi olarak inananlardır. Onlar, Allah'tan korkup-sakınır ve hayatlarını, farkına vardıkları bu büyük gerçeğe göre düzenlerler. Allah, insanların yaratılış amacını bir Kuran ayetinde şöyle bildirir:
Ben, cinleri ve insanları yalnızca Bana ibadet etsinler diye yarattım. (Zariyat Suresi, 56)
Müslümanlar, bu ayetin hükmüne göre yaşarlar. Diğerleri ise, Allah'tan "korkup-sakınmayanlar"dır.
Bu insanlar hayatlarının, kim tarafından, nasıl ve neden başlatıldığını gözardı ederler. Kendi zihinlerinde, içinde Allah'a ve O'nun dinine yer olmayan yeni bir hayat kurmaya çalışırlar.
Kuran'da, böyle bir yaşamın boş ve çürük bir temele dayandığı, yıkımla bitmeye mahkum olduğu şu hikmetli benzetmeyle anlatılır:
Binasının temelini, Allah korkusu ve hoşnutluğu üzerine kuran kimse mi hayırlıdır, yoksa binasının temelini göçecek bir yarın kenarına kurup onunla birlikte kendisi de cehennem ateşi içine yuvarlanan kimse mi? Allah, zulmeden bir topluluğa hidayet vermez. (Tevbe Suresi, 109)
Bu filmde, Allah için yaşamanın önemini ve bunun bir insanın tüm hayatını nasıl kapsadığını izleyeceksiniz.
Son birkaç senedir gösterimde olan pek çok filme baktığımızda, senaryolarında işlenen ortak konulardan biri dikkatimizi çekmektedir. Bu filmlerde gerçek olarak kabul edilen, varlığına mutlak olarak inanılan dünya hayatı sorgulanmakta; rüyalarda oluşan ya da simülasyon gibi yapay sinyallerle oluşturulan ortamların ne kadar gerçekçi olabileceği vurgulanmaktadır. Matrix (The Matrix), Matrix 2 (The Matrix Reloaded), 13. Kat (The Thirteenth Floor), Haşin Krallık (Harsh Realm), Vanilya Gökyüzü (Vanilla Sky), Gerçeğe Çağrı (Total Recall), Truman Şov (Truman Show), Tuhaf Günler (Strange Days), Gizemli Şehir (Dark City), Aç Gözünü (Open Your Eyes), Frekans (The Frequency), Varoluş (Existenz), Tek (The One) gibi pek çok film ve dizide, insanların neyin gerçek neyin hayal olduğu hakkında ne denli ciddi bir yanılgı içinde olabilecekleri konusu işlenmektedir.
Ayrıca bu filmlerde şimdiye kadar sadece bilimsel olarak ortaya konmuş birtakım yorumların, hayatımızı nasıl etkileyebileceği canlandırılmakta ve insanların bu konuda daha derin düşünmeleri sağlanmaktadır. Örneğin Matrix filminde şu ifadeler yer almaktadır:
Gerçek nedir? Gerçeği nasıl tanımlarsın? Eğer hissedebildiğin, koklayıp, tadıp, görebildiğin şeylerden söz ediyorsan, "gerçek", beyne iletilen elektrik sinyallerinin yorumlanmasıdır.
19. yüzyılın sonlarına doğru Paris'te büyük bir buluş sergilendi. Bu, yedinci sanat olarak bilinen sinemaydı. Perdedeki de Lumiere Kardeşler'in yaptığı, tarihin ilk sinema filmiydi. Filmin ilk gösteriminde şaşırtıcı bir olay meydana geldi. İzleyiciler filmin ortasında büyük bir panikle ayaklandılar. Filmdeki istasyona yaklaşan tren görüntüsü, onlara öylesine inandırıcı gelmişti ki, trenin kendilerini ezeceğini düşünmüşlerdi. Çünkü ilk kez bir sinema perdesi görüyorlardı ve o dönem için bir hayli üstün olan teknoloji nedeniyle görüntüyü gerçek sanmışlardı. İzleyiciler perdeye yansıyan ışığa aldanmışlar, oluşan görüntüleri gerçek sanmışlardı.
Aradan 100 yıl geçti...
Bugün aynı yanılsama, hologram yani üç boyutlu görüntü oluşturan özel gözlükler sayesinde elde ediliyor. Bu gözlüğü takan insanlar, gördükleri sanal dünyanın gerçek olduğu hissine kapılarak heyecanlanıyorlar. Kendilerini bu sanal alemin içinde hissediyorlar. Ve tüm bunları, izledikleri bu görüntülerin sanal olduklarını bilmelerine rağmen yapıyorlar.
Bundan 100 yıl önce ilk sinema filmini izleyenler ya da bilgisayar destekli 3 boyutlu sanal ortamlarda dolaşanlar kendilerini sanki gerçekten orada gibi hissediyor, heyecanlanıyor hatta korkuyorlar.
Peki ya bizim şu anda başka bir teknolojinin içinde yine aslında orda olmadığımız halde sanki o hayatı yaşıyormuş gibi hissediyor, heyecanlanıyor olmadığımızın kanıtı nedir?
Tüm hadis kaynaklarında ve İslam alimlerinin kaleme aldıkları eserlerde ahir zamanda yaşanacak olaylarla ilgili olarak ittifakla aynı bölgeye dikkat çekilmektedir: Ortadoğu
Dünya üzerinde her biri farklı açılardan kritik sayılabilecek pek çok merkezi bölge varken kaynaklarda sadece bu bölgenin ön planda yer alması önemli bir gerçeği gözler önüne sermektedir.
Bu gerçek şudur:
Ahir zamanla ilgili hadislerde sıkça adı geçen şehirlerin de içinde bulunduğu Ortadoğu bölgesi tarih boyunca Allah’ın mübarek peygamberlerinin yaşadığı, İlahi Kitapların indirildiği, 3 semavi dinin de doğuşuna tanıklık etmiş ve her dinin kutsal mekanlarının inşa edildiği kutlu bir bölge olmuştur.
Tarih sahnesinde hep başrolde olmuş bu bölgede ahir zamanın muhteşem olaylarının gerçekleşeceğinin müjdelendiği bir dönemde yaşamaktayız.
Yaşanan ahir zamanın tanıkları olarak bizlere düşen görev ise bu çok büyük müjdeyi tüm Müslümanlara ve bütün insanlığa ulaştırmak olmalıdır.