| |
ADNAN OKTAR'IN ODA TV RÖPORTAJI (25 Eylül 2008)
|
|
|
| |
Filmi izlerken çok sık kesintilerle karşılaşıyorsanız, farklı bir playerda izlemek için tıklayınız.
Düşük hızlı internet bağlantıları için tıklayın
Mp4 Dosyasını İndirmek İçin Tıklayınız.
Flv Dosyasını İndirmek İçin Tıklayınız.
|
|
| |
Sayın Adnan Oktar Oda TV’yle olan bu röportajında; Ergenekon Soruşturması’nın Türkiye için bir nevi ikinci Kurtuluş Savaşı gibi olduğunu, bununla Türk milletinin çok büyük bir beladan kurtulduğunu ifade etti. Deniz Feneri davasında, suçlular varsa, o kişilerin bu suçun cezasını çekeceklerini dolayısıyla bunu Türkiye’nin neredeyse yarısının oyunu almış bir bir partiye ve partinin seçmenlerine mal etmenin mantıklı olmadığını, sadece ilgili kişiler kimlerse cezalarını çekmelerini, bunun partiyi ilgilendiren bir şey olmadığını anlattı. Ayrıca bu tip olaylara dünyanın her yerinde, her fikirde ve her düşüncede rastlanabileceğini, suç işleyen insanların her zaman belirli camialarda çıkabildiklerini, bunların lokal olaylar olduğunu, hükümetlere mal etmemek gerektiğini ve sadece söz konusu kişilerin cezalandırılması gerektiğini, bunun ilgili partinin oylarını düşürmesi gereken bir şey de olmadığını sözlerine ekledi. Sayın Oktar, R. Dawkins’in fikirlerinin internette yayınlanmasına karşı olmadığını bilakis bunu istediğini, saygı duyacağını ancak, nezaketsizlik, hakaret, iftira gibi tavırları dünyanın hiçbir yerinde, hiç kimsenin kendisi için kabul etmeyeceğini, mahkemenin kapatma gerekçesinin de hakaret ve iftira olduğunu açıkladı. Sayın Fethullah Gülen’in çok mazlum, çok nezih, çok saygılı ve düşünceli bir insan olduğunun açık açık görüldüğünü, ona karşı kuşkulu bakış açısının vicdana ve merhamete uygun olmadığını ifade etti. |
|
|
| |
|
|
|
ESERE AİT DİĞER TÜRLER |
Diğer Sitelerimiz
|
|
|
|
| |
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER FİLMLER |
|
|
|
| |

ADNAN OKTAR'IN MPL RÖPORTAJI (19 Şubat 2009)
Sayın Adnan Oktar bu röportajında; Allah korkusundan uzak olunduğunda, Darwinist, materyalist, ateist sistemin içerisine girildiğinde Allah’ın, bir sünnet olarak insanlara acı, azap ve rahatsızlık verdiğini, onların mutluluklarını aldığını; insanların neşelerinin gittiğini, gerçek sevgiyi kaybettiklerini, simalarının bozulduğunu, kan döküldüğünü açıkladı. Bunun büyük bir bela olduğunu fakat insanların genellikle gökten taş yağması, deprem olması gibi belalar beklediklerini; halbuki sevginin, mutluluğun alınmasının, kalbe korkunun ve huzursuzluğun konmasının bir dünya cehennemi olduğunu; ahir zamanda ateşin insanları içlerinden sardığını ve insanların şu an yandıklarını anlattı. Fakat onların bunu normal hayatın bir parçası sandıklarını; gerçek mutluluğu, tevekkülü bilemedikleri için, cehennem ateşi içinde yanarak tabi bir hayat sürdüklerini zannettiklerini ifade etti. Halbuki insanın bu ateşin içinden çıktığında hayretler içinde kalacağını “ben cayır cayır yanıyormuşum bugüne kadar” diyeceğini söyledi. Dünyanın her yerinde uyuşturucu, alkol olduğunu, bunların ve yapılan boş konuşmaların hep o acıyı dindirmek, ölüm korkusunu gidermek, cehennem korkusunu yatıştırmak, ahirette alınacak karşılığı ve Allah’ı unutmak için yapılmış beyin meşgul etme egzersizleri olduğunu belirtti. Ama tüm bunların ahir zamanda bir dönem olduğunu, şimdi bu dönemin son noktasına gelindiğini; insanlığın, Hz. Mehdi zuhur ettiği ve bu anlamda bir doğum olayı gerçekleştiği için şiddetli acılar yaşadığını; Hz. Mehdi tamamen ortaya çıktığında ise bu acıların hepsinin son bulacağını; o zaman insanların geçmişteki dinden uzak yaşantılarına çok pişman olacaklarını ve şaşıracaklarını ifade etti.
|
 |

ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN İÇTİMAİ RADYOSUYLA YAPTIĞI TELEFON GÖRÜŞMESİ (16 Ocak 2009)
Sayın Adnan Oktar Azerbaycan İçtimai Radyosuyla yaptığı telefon görüşmesinde; Ermenilerden özür dileme kampanyası ile ilgili olarak; ne onların bizden ne de bizim onlardan özür dileyeceğimiz bir konu olmadığını, bizim, Ermenistan, Azerbaycan, Gürcistan sınırını açacağımızı ve alabildiğine, tüm İslam ülkelerinin sınırlarını açarak büyük bir Türk İslam Birliği oluşturacağımızı, dolayısıyla da karşılıklı özür dileme gibi bir durumumuz olmadığını anlattı. Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan’a iade edileceğini ve böyle bir konu kalmayacağını müjdeledi. İntikam anıtının da kapanacağını, Ermeni kardeşlerimizle kucaklaşacağımızı; bu fitne ve zorluk devrinin, güzellik, muhabbet, sevgi, saygı devrine dönüşeceğini ifade etti. Sayın Oktar, Azerbaycan’ın bizim kardeşimiz olduğunu, bir an evvel sınırların açılmasını, pasaportun kaldırılmasını; bu konuda Azeri kardeşlerimizin de teklif götürmelerini ve ellerini çabuk tutmalarını söyledi.
|
 |

ADNAN OKTAR'IN VATAN TV RÖPORTAJI -1- (İstanbul, 20 Aralık 2007)
Sayın Adnan Oktar'ın Vatan TV için verdiği ilk röportajı buradan izleyebilirsiniz. Adnan Oktar bu röportajında Türk-İslam dünyasında meydana gelecek olan birleşme ve bütünleşmeye dikkat çekerek, Türkiye'nin hem İslam aleminin hem de Türklük aleminin lideri olacağını ifade ediyor. 10-20 yıl içinde gerçekleşeceğini düşündüğü bu birleşmenin Amerika'da büyük bir rahatlamaya vesile olacağını, Amerika ve Türk-İslam birliğinden oluşan iki süper devletin dünyayı idare edeceğini anlatıyor. İmanlı bir millete ne içeriden ne de dışarıdan hiç kimsenin bir zarar verebileceğini, her Müslümanın görevinin insanları kötülükten sakındırmak ve iyiliğin emredilmesi olduğunu belirtiyor. Ayrıca Avrupa Birliği'nin İslam'a olan bakışının çok yanlış olduğunu, bu birliğin dine, aileye, üniter devlete karşı hareket eden bir birlik olduğunu vurgulayarak Avrupa Birliğini bekleyen sonun modern komünizm olduğuna dikkat çekiyor, ayrıca 20 yıllık bir süreç içinde Avrupa Birliğinin bozulmaya uğrayacağını anlatıyor. |
 |

 |

ADNAN OKTAR'IN KIBRIS ADA TV RÖPORTAJI (5 Ocak 2009)
Sayın Adnan Oktar, Kıbrıs Ada TV genel yönetmeni ve program yapımcısı Nazmi Pınar’la olan bu röportajında, Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik son derece önemli tespitlerde bulundu. Kıbrıs Adası’nda bulunan Rumlarla Türklerin iki ayrı millet olduğunu, sınırların ayrı olması gerektiğini ve güvenlik olarak Türk askerinin, adada iki büyük üste mutlaka bulunması gerektiğini anlattı. Çözüm için müzakere sürecinde; Türklerin, olmazsa olmazlarını baştan ortaya koymaları gerektiğini, bunun dışında karşı tarafın boş yere uğraşmamasını, zamanla Türkleri ikna etmek gibi bir konunun olamayacağını açıkladı. Türklerin dini ve manevi değerleri için yaşayan bir millet olduğunu, bu değerleri elimizden aldırtmayacağımızı ifade etti. Sayın Oktar müzakere süreci sonunda çözüm olacağına inanıp inanmadığı sorusuna ise; azim ve kararlılık olursa çözüm olacağı, ama karşı tarafın, tereddüt ve zaaf gördüğü takdirde ısrara devam edeceği şeklinde cevap verdi. |
 |
|
|
|
| |
|
|
|