HarunYahya.Tv
 
Ana Sayfa Yazar Hakkında Bize Ulaşın Sitenize ekleyin Sürekli Yayın
 
   
   
 
 
ADNAN OKTAR'IN EL QUETZALTECO (GUATEMALA) RÖPORTAJI (6 Eylül 2008)
 
   
 
Sayın Adnan Oktar İspanyolca yayınlanan Guatemala gazetesiyle olan bu röportajında; masonluğun dünya çapında bir örgüt olduğunu Hindistan, Pakistan, Azerbaycan gibi hiç umulmadık ülkelerde bile çok etkili olduğunu, dünyada ünlü liderlerin, devlet adamlarının, devletin kilit yerlerindeki memurların da çok büyük bir kısmının mason olduğunu, masonluğa karşı olan devlet liderlerinin genellikle masonik yöntemlerle yok edildiklerini, masonların cinayet konusunda çok usta olduklarını ve büyük tecrübeleri olduğunu, Kennedy’nin de mason olmadığı için masonlar tarafından öldürülmüş olduğunu açıkladı.
1 ve 2. Dünya Savaşını çıkaranların, Fransız İhtilalini gerçekleştirenlerin, Rusya’daki Bolşevik İhtilalini yapanların hep masonlar olduklarını, bunları yapmakla zaten övündüklerini anlattı. Güney Amerika ülkelerinde sol akımların, komünist düşüncelerin yaygın olduğunu fakat masonluğun askeri yönden olsun, sosyolojik ve siyasi yönden olsun bu ülkeleri önemli görmediğini, çünkü hem ekonomik yönden hem de askeri yönden güçsüz ve cılız ülkeler olduklarını, masonluğun ise askeri ve siyasi yönden güçlü ülkeleri hedef aldığını, Amerika, Rusya, Çin, Hindistan, Türkiye’nin önemli olduğunu, yoksa Afrika’da da marksist yönetilen küçük ülkeler olduğunu fakat kimsenin haberi bile olmadığını, masonluğun bu tip küçük gruplaşmalarla pek ilgilenmediğini, ancak bazı faaliyetlerinin olduğunu açıkladı.

 
 


ADNAN OKTAR’IN QUETZALTECO RÖPORTAJI
(6 Eylül 2008)
 

Muhabir: İyi akşamlar efendim, öncelikle sizinle tanıştığım için ve bana bu ropörtajı yapma fırsatı sunduğunuz için teşekkür ederim. Sizlere minnettarım. Latin Amerika’da sizin hakkınızda çok fazla bilgi yok, fakat insanlar merak ediyorlar, İslam dinini; özellikle sizin faaliyetlerinizle ilgili merakları var, fakat yeterince bilgi yok Latin Amerika’da. Ben kendim de İspanya’da web sitelerinden çeşitli bilgiler edindim. Bu konuyla ilgili araştırmalarım oldu. Özellikle son dönemde Türkiye’nin siyasi konjonktüründe meydana gelen değişiklikler bu konuyu daha bir merak edilir, önemli kıldı. Yine tekrar Türkiye’deki siyasi durumun çok böyle bir geçiş sürecinde olduğunu belirtti beyefendi, PKK’nın dışında, süregelen PKK sorununun dışında AK Parti’nin yargılama süreci sonuçlandı. Daha sonra, ki Ak Parti ülkeyi siyasal İslam’a dönüştürme yolunda olduğuna dair iddialar mevcuttu. Yine iki hafta önce Güngören’de meydana gelen iki patlamada bildiğiniz gibi 18 kişi hayatını kaybetti. Bunu dışında Konya’da Kuran eğitimi verilen bir kursta, bir kurumda meydana gelen patlama neticesinde de oradaki öğrenciler de öldüler. Bütün bunlar dışarıda Türkiye’ye olan merakı, ilgiyi, ne olup bittiğine dair insanların biraz daha endişesini artırdı. Sizin oluşumunuz Türkiye’deki bu siyasi süreçlerle ilgili mi, ilgiliyse niçin?

Adnan Oktar: Biz bir vakıfız; daha ziyade Atatürkçü, milliyetçi, laik çizgide çalışmalar yapan bir vakıfız. Ben de bu vakfın fahri başkanıyım, fakat resmi görevlisi değilim. Resmi üyeleri ayrı arkadaşlarımız, fakat ben vakfı fikren tam anlamıyla destekliyorum.

Adnan Oktar: Osmanlı’nın son dönemlerinde aydınlar arasında Darwinizm yayıldı. Dolayısıyla Darwinist inanç Osmanlı aydınları içerisinde yer buldu ve kabul gördü. Bu yüzden Osmanlı aydınlarının büyük bölümü imanlarını kaybettiler, Allah inançlarını kaybettiler, İslam’a bağlılıklarını kaybettiler. O zaman imparatorluğu muhafaza için ayrı bir düşüncenin olması gerektiğine inandılar. O zaman Hegel’in düşünceleri, Karl Marks’ın düşünceleri Osmanlı aydınları içerisinde süratle yayılmıştı. Tarihin akışının da başka türlü olmayacağını düşündüler, yani mutlaka eninde sonunda o bölgenin de Marksist olacağını, bunun kaçınılmaz bir sonuç olacağını düşündüler. Bu sebeple o zamanlar bir komünist örgütlenmeye gittiler. İttihat Terakki içerisinde de bu kendini göstertti, Mustafa Suphilerin dönemiydi bu. Ve yavaş yavaş aydınlar içerisinde organize oldular, fakat komünist devrimi birden yapamayacaklarını bildikleri için bunu zamana yayarak ve derin devlet içerisinde örgütlenerek zamanla yapabileceklerine inandılar. Uzun süre bu yönde bir faaliyetleri oldu. Bu yüzden de o zamanın daha önceki yöneticileri bu işin üstüne pek o kadar gidemediler. Belki o gücün daha yeni oluştuğunu düşünerek gerek duymadılar, fakat Süleyman Demirel zamanında bu güç biliniyordu, Süleyman Demirel bunu söylemişti. Ecevit döneminde de biliniyordu, Turgut Özal döneminde de biliniyordu,

Muhabir: Masonlar dini bir örgüt, yani dini ideolojik temelleri olan bir örgüt olurken, komünizmde herhangi bir din inancı mevcut değil diyor. Bu bir çelişki yaratıyor.

Adnan Oktar: Masonluk ideoloji olarak dinlere kesinlikle karşıdır, kitaplarında da bunları açık açık anlatırlar, fakat ışığı uykulu gözlere yavaş yavaş vereceksin tarzında onların bir inancı vardır. Dinsizlik ileriki derecelerde üyelere tanıtılır, yani mesela 20. derecede, 21. derecedeki bir masona dinsizlik tanıtılmaz. 28, 29, 30, 33üncü derecelerde dinsizlik tanıtılır ve asıl müttefikimiz komünistlerdir tarzında kendi dergilerinde ve kitaplarında açık açık beyanları var. Masonluğun asıl hedefi dinsiz bir dünya toplumu meydana getirmektedir, bunu da ancak komünizmle yapabileceklerine inanıyorlar zaten. Bütün komünist liderlerin de hepsi masondur, Karl Marks da masondur, Lenin de masondur, Troçki de bir masondu. Mason olmayan hiçbir komünist lider yoktur.

Muhabir: Şimdi Türkiye’deki oluşumları mason olarak mı başladı yoksa Rusya’dan etkilenerek komünistler şeklinde mi başladı?

Adnan Oktar: Masonluk olarak başladı tabi. Masonluk çok çok eski bir örgüttür, yani en az bir 3000 yıllık bir geçmişi vardır, en az.

Muhabir: Peki Türkiye’ye nasıl girdiler ve Türkiye’yi nasıl etkiledi masonlar?

Adnan Oktar: Osmanlı döneminde, Osmanlı yüksek memurları, devlet adamlarını teker teker mason yaptılar. Bunların listeleri zaten var. Kendi el yazılarıyla da masonluğa girdiklerine dair belgeler de var. Osmanlı’da tanınan birçok ünlü paşa, ünlü siyaset adamı ve devlet adamı masondur, kendi el yazılarıyla olan belgelerden bunu açık açık anlıyoruz. Fakat masonluk daha önce şuursuzca bir dinsizlik anlayışı vardı masonlukta, komünist çizgiye girdiklerinde çok kararlı, ideolojik planı netleşmiş, amacı netleşmiş olarak faaliyete başladılar. Yoksa daha önceki masonik faaliyetlerde, yani 1700’lerdeki, 1600’lerdeki masonik faaliyetlerde sadece salt dinsiz dünya toplumu ve dinsizlerin biraraya geldiği bir faaliyet tarzında kendini göstertiyordu. Malta Şövalyeleri bu tarzdaydı mesela, Tapınak Şövalyeleri bu tarzdaydı. Bu tarz bir faaliyet içersindeydiler. Mesela Tapınak Şövalyeleri hristiyanlığa karşı dinsiz, gizli, sapık bir örgütlenmeydi. Ama ilkel bir komünist anlayışa sahiptiler. Fakat Marks ve Hegel zamanında bu ilkel komünist anlayış daha güya bilimsel, güya daha zemine oturmuş ve daha kararlı olarak ortaya çıktı.

Muhabir: Darwin’in bu insanları etkilediğini belirtiyorsunuz siz, masonları. Peki Darwin’in kendisi hakkında ne düşünüyorsunuz? O da mason muydu?

Adnan Oktar: Tabi, İngiliz masonu. Masonluk sırf Türkiye’de bile şu an 7000 mason var, devletin içinde görev almış halen devam eden 7000 mason var; 5000’i açık, 2000’i gizlidir. Ama İngiltere’de onbinlerce mason var, yani çok çok yüksek sayıda var, Darwin’in mason olması son derece normal. Yani Üniversite mezunu, aydın olan bir kimsenin mason olmaması İngiltere’de adeta imkansız gibi birşeydir.

Muhabir: Gördüğümüz kadarıyla, bütün bu konuştuklarımızdan masonlar devlet kuruluşlarında olsun, askeriyede olsun, Ergenekon olayında da görüldüğü üzere basın-yayında olsun çok etkin durumdalar, çok faaller. Peki bu masonların amacı sadece Türkiye’deki siyasi koşulları, siyasi durumu, siyasi dengeleri etkilemek mi yoksa dini hususlarda da başka amaçları başka beklentileri var mı?

Adnan Oktar: Masonluk dünya çapında bir örgüttür. Mesela Mao da masondu, Hindistan’da çok etkilidir masonluk. Yani hiç umulmadık ülkelerde bile, Pakistan’da çok etkilidir, Azerbaycan’da yeniden kuruldu, geçtiğimiz günlerde yeniden kuruldu masonluk. Dünyada ünlü liderlerin, devlet adamlarının çok çok büyük bir çoğunluğu masondur. Devletlerin kilit noktalarındaki önemli memurların büyük bölümü de yine masondur. Masonluk, dünya çapında hedefi olan bir örgüt, dünya çapında hedefi bütün dinleri kaldırmak, dünyayı tek bir toplum olarak, dinsiz bir toplum olarak birarada tutma düşüncesindedir, ama sürekli diyalektik çatışma ile insanlığın gelişeceğine inanır masonluk. Yani zıtların oluşturulması, mesela faşist veya komünist olarak toplumu ikiye bölmek, bunları birbirleriyle çatıştırarak toplumun ilerleyeceğini ve güçleneceğini düşünürler, fakat bu bir yalandır, şeytanın telkinidir. Asıl amaçları sürekli kan döken, şeytani bir sistemi dünyaya hakim etmektir. Bu şekilde tarihin en eski dönemlerinden beri olan bu örgüt sürekli kan döken, her türlü organize hareketi yapmıştır. Mesela 1. Dünya harbini masonlar çıkartmıştır, 2. Dünya harbi yine masonların işidir. Mesela Fransız İhtilali’ni masonlar yapmıştır, övünüyorlar zaten bunu yapmakla. Rusya’daki Bolşevik İhtilali’ni yapanlar yine masonlardır. Mesela hem Troçki ünlü bir masondu, Stalin de masondu. Masonlar bununla övünürler, bu çok bilinen, meşhur olan bir konudur.

Muhabir: Şimdi efendim, masonlarla komünistlerin aynı şeyler olduğunu aslında belirttik. Peki Küba’daki Chavez olsun, sanırım .... Venezülella’da Chavez ve Küba’da Fidel Castro olsun, peki bunlar komünist ülkeler, komünizmle yönetilen ülkeler, özellikle Küba. Peki bunlar hakkında ne düşünüyorsunuz? Din konusu çok karmaşık bir mevzu Küba’da. Onlar da aynı zamanda komünist olmaları hasebiyle mason oldukları anlamına mı geliyor veya sizin düşünceleriniz neler?

Adnan Oktar: Castro Küba’nın yerlisi değildir. Musevi asıllıdır Castro, yani köken olarak Musevi asıllıdır. Ve orada, küçük ülkelerde özellikle Güney Amerika ülkelerinde sol akımlar, komünist düşünceler yaygındır. Fakat masonluk askeri yönden olsun, sosyolojik yönden olsun, siyasi yönden olsun o ülkeleri önemli görmüyor. Yani dünya siyasetinde de pek önemli görmüyorlar, çünkü ekonomik yönden zaten güçsüz ve cılız, askeri yönden de güçsüz ve cılız olan ülkeler, o yüzden masonluk askeri yönden güçlü, siyasi yönden güçlü ülkeleri esas alır. Mesela Amerika önemlidir, Rusya önemlidir, Çin önemlidir, Hindistan önemlidir, Türkiye önemlidir, direkt hedef olarak bu ülkeleri alır. Yani yoksa Afrika’da da küçük küçük ülkeler var, bunların bir kısmı marksist yönetimlerle yönetiliyor, dünyanın haberi bile yok onlardan, kimsenin de ilgilendiği yok. Öyle küçük gruplaşmalarla pek masonluk ilgilenmez. Ama buralarda da tabi masonluk faaliyet halinde. Venezuella’da da, Küba’da da, diğer ülkelerde de masonluğun faaliyetleri var.

Muhabir: Latin Amerika’da böyle birçok küçük sosyalist devletler var bildiğiniz gibi, sosyalizmden veya sol düşünceden etkilenen, mesela Nikaragua gibi, Uruguay, Arjantin, Şili, Paraguay gibi. Özellikle Paraguay’da son devlet başkanlığı seçiminde daha önceden bir katolik rahibi olan birisi devlet başkanı seçildi. Hem katolik rahibi olması, hem de sosyalist düşüncenin hakim olduğu bir yerde devlet başkanı olmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Adnan Oktar: Bu saydığı ülkelerin hemen hemen hepsinde masonluk çok etkili. Sadece çok küçük olan ülkelerde ve fakir olan ülkelerde masonluğun bir faaliyeti yok. Çünkü masonluk biraz ekonomik yönü güçlü, aydını çok olan, okuma-yazma oranı yüksek olan yerlerde daha çok faaliyet göstertiyor. Mason olmayan bir lideri pek başta tutmazlar, mesela Kennedy mason değildi, masonluğa zıt hareket ettiği için masonlar tarafından öldürüldü. Diğer ülkelerde de öyle, masonluğa karşı olan devlet liderleri genellikle masonik yöntemlerle yok edilirler. Cinayet konusunda çok ustadır masonlar ve çok müthiş tecrübeleri vardır, kendi kitaplarında da bu yazıyor zaten. yani bir lider eğer herhangi bir şekilde istedikleri şekile gelmiyorsa onun cinayetle yok edilmesi gerektiğini polis kayıtlarında bunu görüyoruz, Ergenekon’un kayıtlarında var.

Muhabir: Tekrar Türkiye’ye dönecek olursak, bütün bu gözaltına alınan, tutuklanan kişilerin yargılanacağını düşünüyor musunuz, yoksa çok uzun bir süreç mi olacak?

Adnan Oktar: Devlet içinde çok çok fazla sayıda örgütlenmiş durumdalar. Emniyette, hukuk kurumlarında, devletin diğer müesseselerinde adeta örümcek ağı gibi çok güçlü bir yapılanmaya gitmişler. Bu 100 yıllık bir yapılanma, dolayısıyla çok kapsamlı bir yapılanma olduğu için kısa sürede bunun temizlenmesi kolay değil. Yani halkın çok destek göstertmesi lazım, devletin titiz takibi gerekiyor, emniyetin ve hukuk kurumlarının çok olayın üzerine gitmesi gerekiyor.

Muhabir: Peki dini içeriği de olan bir oluşumun, bir vakfın, dini temelleri, bağlantıları da olan bir vakfın önderi-lideri olarak sizin vakfınızın bu sürece nasıl bir katkısı olabilir? Olabilir mi?

Adnan Oktar: uzun zamandan beri, yaklaşık bir yıldan beri de son yıllarda özellikle komünist derin devlet adı altında vakfımız mensuplarınca gazetelere ilan verildi ve komünist derin devlete, devletin sürekli dikkati çekildi ve komünist derin devletin faaliyetleri hakkında çok kapsamlı bilgiler verildi, tam sayfa ilanlarla. Bunların da tabi çok büyük etkisi olmuştur, fakat en büyük etki masonluğun temel ideolojisi olan Darwinizm’in yıkılmasıyla olmuştur. böyle batıl bir putperest dine sahiptiler Darwinizm gibi, yani herşeyi tesadüflerle anlatan, herşeyin yaratılışını, herşeyin ortaya çıkışını tesadüfe bağlayan bir dindi Darwinizm. Bu dini hem Türkiye’de, hem dünya çapında yıkmamız, bu ideolojinin ve bu sapkın derin devlet, komünist derin devlet yapılanmasının ideolojik yönden yıkılmasına sebep oldu ve ideolojik gücünü kaybedince de mücadele gücü kalmadı. Ve çok kolay yıkılacak hale geldi, şu an mesela devlet üzerine geldiğinde hemen yenilgiyi kabul ettiler, çünkü inançlarını kaybetmişlerdi. Biz inançlarını onların yıktık, Darwinizm’i ellerinden aldık. O yüzden çok pasifize oldular ve çok rahat yenilecek hale geldiler ve çok kolay netice aldı devlet dikkat ederseniz.

Muhabir: Son bir soru sormak istiyorum. Özellikle Latin Amerika’da Türkiye ile ilgili olarak merak edilen, öğrenilmek istenen bir soru bu. Bildiğiniz gibi Avrupa Birliği’ne üyelik müzakereleri devam etmekte Türkiye’nin. Eğer Türkiye Avrupa Birliği’ne, öncelikle Türkiye Avrupa Birliği’ne girer mi yoksa girmez mi? Bildiğiniz gibi Avrupa’da masonlar, ateistler mevcut sizin de açıkladığınız gibi İngiltere’deki durum. Şayet Avrupa Birliği’ne katılırsa Türkiye bundan nasıl etkilenir, yani beklentiler, yani bütün Türkiye’de komuoyunda yani iyi olacağı yönünde Avrupa Birliği’ne girmemizin, siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Ne gibi katkısı, iyi bir yönü olabilir böyle bir topluluğa üye olmanın Türkiye için?

Adnan Oktar: Demokrasinin oturması açısından çok iyi olur. Fikir özgürlükleri, inanç özgürlüğü açısından çok iyi olur. Laiklik daha sıhhatli ve daha akılcı bir zemine oturur. Hukukta, emniyet birimlerinde ve devletin birçok kurumunda iyileşmeler olacağını düşünüyorum. O yüzden Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girmesini her Türk aydını gibi ben de şiddetle umuyorum ve güzel buluyorum. Fakat Türkiye’nin Türk İslam Birliği’nin lideri olarak bu birliğe katılmasını istiyorum. Yani Türk dünyasının ve İslam aleminin lideri olduktan sonra, manevi lider olarak bu birliğe katılmasını istiyorum. O zaman hem Avrupa’ya da çok büyük faydası olur Türkiye’nin, hem Çin’e, hem Rusya’ya, hem Amerika’ya, hem İsrail’e, hem Ermenistan’a, hepsine çok büyük faydası olacaktır, bölgeye zenginlik, güç ve ihtişam getirecektir.

Muhabir: Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne katılacağı yönünde bir beklentiniz var mı, öyle mi düşünüyorsunuz?

Adnan Oktar: Tabi ki.
 
Muhabir: Peki bu kısa vadede mi olacak, zaman alacak mı?
 
Adnan Oktar: En az bir 15 yılı alır.
 
Muhabir: Çok çok teşekkür ederim.

Adnan Oktar: Ben de teşekkür ederim.

 
Kategoriler
Ahir Zaman ve Kıyamet Alametleri HarunYahya.Tv Podcast - Ahir Zaman ve Kıyamet Alametleri
Çocuklar İçin HarunYahya.Tv Podcast - Çocuklar İçin
Darwinizmin Karanlık Yüzü HarunYahya.Tv Podcast - Darwinizmin Karanlık Yüzü
Doğa ve Yaratılış HarunYahya.Tv Podcast - Doğa ve Yaratılış
Dünyadan Yankılar HarunYahya.Tv Podcast - Dünyadan Yankılar
Evren ve Yaratılış HarunYahya.Tv Podcast - Evren ve Yaratılış
Evrim Aldatmacası HarunYahya.Tv Podcast - Evrim Teorisinin Çöküşü
Gerçek Atatürkçülük HarunYahya.Tv Podcast - Gerçek Atatürkçülük
Harun Yahya Hakkında HarunYahya.Tv Podcast - Harun Yahya Hakkında
Harun Yahya Röportajları HarunYahya.Tv Podcast - Harun Yahya Röportajları
Hayvanlardaki Yaratılış HarunYahya.Tv Podcast - Hayvanlardaki Yaratılış
İman ve Tefekkür HarunYahya.Tv Podcast - İman ve Tefekkür
İnsan Mucizesi HarunYahya.Tv Podcast - İnsan Mucizesi
İslam Ahlakı HarunYahya.Tv Podcast - İslam Ahlakı
İslamiyet ve Dinler HarunYahya.Tv Podcast - İslamiyet ve Dinler
Kuran Bilgisi HarunYahya.Tv Podcast - Kuran Bilgisi
Maddenin Ardındaki Sır HarunYahya.Tv Podcast - Maddenin Ardındaki Sır
Masonlar ve Yanılgıları HarunYahya.Tv Podcast - Masonlar ve Yanılgıları
Mikrodünya ve Yaratılış HarunYahya.Tv Podcast - Mikrodünya ve Yaratılış
Peygamberler Tarihi HarunYahya.Tv Podcast - Peygamberler Tarihi
Sosyal Sorunların Çözümü HarunYahya.Tv Podcast - Sosyal Sorunların Çözümü
Tarih, Politika ve Strateji HarunYahya.Tv Podcast - Tarih, Politika ve Strateji
 
Harun Yahya
Bütün Harun Yahya Belgesellerine PODCAST ile üye olmak için tıklayınız.
iPhone, iPod, MP4
Harun Yahya (Adnan Oktar) Röportajları
Harun Yahya (Adnan Oktar)'ın MP3 Formatındaki Röportajları
Dünyada Dine Dönüş Videoları
Gerçeği Düşündünüz Mü? Serisi
Kısa Anlatımlar
Röportajlardan Seçme Bölümler
Sevimli Canlılar
Tüm Belgeseller
Bu sayfadaki/kategorideki güncellemeleri RSS ile almak için tıklayınız.
Diğer Diller
Türkçe
English
Deutsch
Français
Indonesia
Azerbaijani
Albanian
Arabic
Russian
Magyar
Bulgarian
Spanish
Amharik
Italian
Urdu
 
     
 

© 2007 Harun Yahya TV - www.harunyahya.tv
Bu sitede yayınlanan görüntüleri, ticaretini yapmamak ve gelir elde etmemek şartıyla, siteyi referans göstermek koşuluyla kopyalayabilir ve ücretsiz olarak dağıtabilirsiniz.