| |
ADNAN OKTAR'IN DESTAN TV (KÜTAHYA) RÖPORTAJI (5 Ağustos 2008)
|
|
|
| |
Filmi izlerken çok sık kesintilerle karşılaşıyorsanız, farklı bir playerda izlemek için tıklayınız.
Düşük hızlı internet bağlantıları için tıklayın
Mp4 Dosyasını İndirmek İçin Tıklayınız.
Flv Dosyasını İndirmek İçin Tıklayınız.
|
|
| |
Sayın Adnan Oktar Kütahya Destan TV’de yayınlanan bu röportajında; akla hayale gelecek her türlü iftiranın mazlum Müslümanlara daima tarih boyunca atıldığını, çağımızda da bir Müslüman Allah yolunda mücadele ederse, dini anlatırsa, Darwinizmin geçersiz olduğunu anlatırsa ve başarılı da olursa, bunu kim yaparsa yapsın, kendi şahsına söylenenlerin aynı şekilde ona da söyleneceğini anlattı. Birisi çıkıp masonluğa karşı tavır koysun, masonluğa karşı kitap yazsın, Darwinizmi Avrupa’da, Türkiye’de yerle bir etsin, insanları imana davet etsin, iddia edilen Ergenekon gibi gizli komünist örgütlenmelere, çetelere karşı mücadele versin, kitap yazsın, bunu, kim olursa olsun o insanın yanına bırakmayacaklarını anlattı. Şeytani odakların bu şekilde iftiralarla, insanların en etkili sinir uçlarına sinyaller verdiklerini fakat kendilerinin yıllarca uğraşarak bunları tek tek temizlediklerini ifade etti. Peygamber Efendimiz (sav)’in de muazzam baskılar gördüğünü, kendisine iftiralar atıldığını, terbiyesiz, ahlaksız insanların peygamberimizin üzerine deve işkembesi atmaya kalktıklarını, geçtiği yollara dikenler attıklarını, olmadık hakaretler ettiklerini ama onun sadece onlara güzel nasihatte bulunduğunu, “Allah sizi affetsin” deyip onlar için dua ettiğini ve onlardan intikam almaya da kalkmadığını, güzel ahlakıyla gönülleri fethettiğini açıkladı. Sayın Oktar, kendisinin de intikamcı olmadığını, hapis hükmü veren mahkemeye, kendisini akıl hastanesine kapatanlara, gözaltına alıp günlerce gözaltında tutanlara da hepsine hakkını helal ettiğini hepsinde bir hayır olduğunu sözlerine ekledi.
|
|
|
| |
|
|
|
ESERE AİT DİĞER TÜRLER |
Diğer Sitelerimiz
|
|
|
|
| |
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER FİLMLER |
|
|
|
| |

ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Şubat 2009)
Sayın Adnan Oktar bu röportajında; Anayasa’da mutlaka değişiklik yapılması gerektiğini; sivil, tam demokratik ve özgürlüklerle dolu bir Anayasa’nın şart olduğunu; özellikle hukuk ve Yargıdaki bozuklukların düzeltilmesinin çok önemli olduğunu, bununla ilgili olarak Anayasa’da köklü ve güçlü değişiklikler yapılması gerektiğini anlattı. Dokunulmazlıklarının kaldırılması durumunda milletvekillerine, muhaliflerinin geceli gündüzlü dava açacaklarını, Türkiye’de dava açmanın çok kolay olduğunu; onun için milletvekilleri için yapılan şikayetlerin önce bir komisyondan geçmesi gerektiğini, bu açıdan da mevcut uygulamanın makul olduğunu ifade etti. Hukuk ve Yargıda ise, hakim dokunulmazlığının kaldırılması gerektiğini, bunun çok önemli olduğunu; aleni haksız uygulamalarda konuların çok sürüncemede kaldığını; hakimlerin teftişe açık olmaları ve suç işlediklerinde de kolayca yargılanabilmeleri gerektiğini açıkladı. Türkiye’de Yargının sağlıklı işleyebilmesi için bu konunun çok hayati olduğunu belirtti. Sayın Oktar ayrıca, müfettiş gönderilmesi olayının çok karmaşık ve zor halde olduğunu; vatandaş şikayet ettiğinde müfettişin hemen bakması gerektiğini; bu tarz kontrol ve incelemelerin vatandaşların vicdanında hukuka güveni artıracağını; bir hakimin de hata yaptığında rahatça yargılanıp ceza almasının kamu vicdanını rahatlatacağını ve hakimlere olan güveni artıracağını ifade etti. Böyle bir durumda hakimlerin üzerinde şaibe de olmayacağına; bunun aksinde yani hakim yargılanmasının bu kadar güç hatta imkansız olduğu durumda, hukuka saygıda sorunlar meydana gelebileceğine dikkat çekti.
|
 |

 |

ADNAN OKTAR'IN KIRIM GAZETELERİ RÖPORTAJI (14 Kasım 2008)
Sayın Adnan Oktar’ın Kırım gazeteleri ile olan röportajından çarpıcı kesitler:
“Darwinizmin dünyayı kasıp kavurduğu dönemde Deccal’in bir gözü görüyordu bir gözü görmüyordu, sadece materyalist gözle dünyaya baktı, mana gözüyle bakamadı, maddenin hakikatini göremedi ve dünyayı mahvetti adeta. Ama artık hiçbir şey yapamaz.”
“Fundamentalist olarak ortaya çıkan kişiler, Avrupa’da Darwinist, materyalist eğitim almış, Stalin hayranı, kendilerince Kuran’ı kendi amaçları için kullanan hasta insanlar; bunların hiçbir düşüncesi ve eylemi İslam’la, Kuran’la bağdaştırılamaz.”
“Dünyanın tamamının İslam ahlakı ile şerefleneceği günler çok yakın, kader böyle.”
“İslam, kıyamete kadar olabilecek en yüksek modernliktir; yüz yıl sonrasının en modern düşüncesi yine İslam’dır; İslam’ın modernliğe ihtiyacı yok, moderliğin İslam’a ihtiyacı var.”
“Allah bizi maddenin kendisi ile muhatap etmez, görüntüsü ile muhatap eder, hep kafamızdaki monitörden seyrederiz, sabah kalktığımızda ilk olarak o mönitörün başına geçeriz, dünyada neler olup bittiğini o monitörden seyretmeye başlarız; hakikaten varmış gibi üç boyutlu, renkli ve pırıl pırıl; işte bu mucize üstüne mucizedir.”
“Darwin gemiyle geziyor, Allah’ın kafasının içinde yarattığı gemi ile geziyor, kaderindeki gemiyle geziyor, Darwin kendisi gidemez bir yere; ‘ben kuşları aldım, baktım’ diyor, o kuşu ona yaratan Allah’tır; Darwin’in kitabını yaratan da Allah’tır insanları imtihan etmek için; ve milyonlarca insan bu imtihanı kaybetmiştir.”
“Darwinizmin ölümüyle insanlık yeniden dirilecek.”
“Peygamberimiz vefatından sonra mucize gösterdi; kendisinden 1400 yıl sonraki olayları bize bildirdi ve hepsi teker teker aynısıyla çıktı; yer yerinden oynaması lazım ama insanlar daha fark edemediler.”
|
 |

ADNAN OKTAR'IN SİVAS SİPAS TV RÖPORTAJI (2 Eylül 2008)
Sayın Adnan Oktar, Sivas SİPAS TV’de yayınlanan bu röportajında; devletin güneydoğuda kendisine imkan tanıdığı taktirde, Allah’ın izniyle bölgeye fırtına gibi gireceğini, bölgede şiddet olmasına rağmen sorunu halledeceğini, antikomünist, antidarwinist ve antimateryalist propaganda yapılması gerektiğini fakat şimdiye kadar hep tek yanlı propaganda olduğunu yani katranın tek yanlı aktığını, halbuki katranı durduracak çelik set çekilmesi gerektiğini, işte o çelik seti kendisinin Allah’ın izniyle oluşturabileceğini açıkladı. Türkiye’deki tarikatların Allah’ı derin sevmeyi, sabrı, şefkati öğreten birer ahlak okulu olduklarını ve her birine derin sevgi duyduğunu söyledi. Tüm Osmanlı padişahlarının tarikat ehli olduklarını ve bize güzel bir yurt bıraktıklarını, Osmanlı’nın medeniyetinin gözler önünde olduğunu, tarikatların da birer ahlak okulu olarak tüm Osmanlı coğrafyasını içten içe eğittiklerini, aksini düşünmenin, tarikatları karalamanın çok yanlış olduğunu anlattı. İnsanları hür bırakmak gerektiğini, samimi kanaatleri neyse onu yapabilmeleri gerektiğini, fikir özgürlüğünün güzel olduğunu ifade etti. Bunun insanların dürüst olmasını sağladığını, her türlü fikre saygı duyulması gerektiğini, tarikatlar var olduğu gibi diğer yanda mason dernekleri veya komünist derneklerin de var olabileceğini, şiddet uygulanmadıkça, ülkeyi, milleti bölmeye girişilmedikçe bunların varlığının son derece normal olduğunu sözlerine ekledi.
|
 |

 |
|
|
|
| |
|
|
|