| |
ADNAN OKTAR'IN AKŞAM GAZETESİ RÖPORTAJI (23 Nisan 2008)
|
|
|
| |
|
|
| |
Sayın Adnan Oktar, Akşam Gazetesi röportajına Türkiye’de insanların huzurlu ve mutlu yaşamalarını istediğini belirterek başlamıştır. Yahudilik ve Masonluk isimli kitabının çıktığı dönemde kendisine yöneltilen iddiaların askeri hastane kararı ile geçersizliğinin ortaya çıktığını belirtmiştir. BAV camiasının mukadessatçı, maneviyatçı ve Atartkçü olması nedeni ile farklı görüşte olan kişilerin çeşitli iddialar öne sürdüklerini belirtmiştir. Türkiye’de hiçkimsenin BAV davası ile ilgili iddiaların doğruluğuna inanmadığını, hatta insanların bu iddiaları gülünç bulduğunu açıklamıştır. Yargılanan kişilerin ellerinden, yüzlerinden nur akan, trafik suçu bile olmayan kişiler olduğunu vurgulamıştır. BAV davasında yargılananların emniyette gözaltında bulundukları sırada avukat olmadan, zor ve baskı altında ifadeleri imzaladıklarını ve bu nedenle ifadelerin hukuken geçerli olmadığını belirtmiştir. Kendisine Fethullah Gülen hakkında yöneltilen soruları cevaplamıştır. Sayın Adnan Oktar hakkındaki yurtdışına çıkış yasağı ile ilgili soruya, hiçbir şekilde yurtdışına çıkmayı düşünmediğini, bugüne kadar böyle bir girişimi olmadığını, “ben öleceğimi bilsem Türkiye’den çıkmam, vatanımı bırakmam’ sözleri ile cevap vermiştir. BAV davası süresince Ebru Şimşek’in öne sürdüğü iddiaların doğru olmadığını ve bunun 2. Ağır Ceza Mahkemesinin kararı ile ispatlandığını ve bu konuda beraat edildiğini belirtmiştir. Geçmişte kendisine yönelik yapılan kokain komplosundan beraat ettiğini ve bu konunun araştırılması gereken bir konu olduğunu vurgulamıştır. Röportajın sonuna doğru Adnan Oktar bir gününü nasıl geçirdiğini anlatmıştır. |
|
|
| |
|
|
|
ESERE AİT DİĞER TÜRLER |
Diğer Sitelerimiz
|
|
|
|
| |
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER FİLMLER |
|
|
|
| |

 |

ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Şubat 2009)
Sayın Adnan Oktar bu röportajında; kendisinin ve arkadaşlarının Ergenekon davasına müdahil olarak katılacaklarını ve haklarını arayacaklarını; kendilerini mağdur edenlerin, iftira atanların, oyun oynayanların kimse ortaya çıkmasını istediklerini; bu nedenle şikayetçi olarak mahkemeye katılmak üzere dilekçe verdiklerini açıkladı. Sayın Oktar Devletin Emniyetinde (1999 yılı), gece yarısı kız arkadaşlarının ve diğer arkadaşlarının işkence bağırtılarını duyduğunu, bunun muazzam bir baskı olduğunu, arkadaşlarının çoğunun sakatlandığını ve Adli Tıptan rapor aldıklarını ifade etti. Arkadaşlarına, oradakiler ne diyorlarsa ‘evet’ demelerini, kabul etmelerini söylediğini fakat kendisinin gözleri ve elleri bağlı olması sebebiyle, arkadaşlarının bir kısmına bu sözünü ulaştıramadığını; onların da doğruyu sonuna kadar savunduklarını, söylenilenlere karşılık “ben yapmadım” dediklerini; bunun üzerine onlara elektrik verildiğini, filistin askısında işkence yapıldığını anlattı. Kendisinin oradaki insanların üslubundan tehlikeyi anladığını; kendisine “ayağınla yer arasında ne kadar mesafe varsa, ölümünle hayatın arasında da o kadar mesafe var” denildiğini ve söz konusu kişilerin alkollü olduklarını ifade etti. Sayın Oktar bu baskı, işkence ve tehdit ortamında kendi el yazısıyla yazdırılan ifadede, neredeyse dünyada ne kadar suç varsa hepsi için “yaptım” dediğini; bunu bir an evvel sağ salim çıkabilmeleri için yaptığını; sonra savcının huzurunda, yazılanların aslı olmadığını anlatacağını düşündüğünü söyledi. Fakat bunun da böyle olmadığını, sonradan, işkence altında zorla yazdırılan suçları işlemediğini ispatla mükellef olduğunu duyunca çok şaşırdığını açıkladı.
Sayın Oktar’ın 1987 yılında akıl hastanesinde ve 1999 yılında gözaltında bulunduğu süre içerisinde yaşadıklarını daha ayrıntılı olarak öğrenmek istiyorsanız bu röportajı izleyebilirsiniz.
|
 |

ADNAN OKTAR'IN IRIB (İRAN DEVLET TELEVİZYONU) İLE GERÇEKLEŞTİRDİĞİ TELEFON GÖRÜŞMESİ (13 Ocak 2009)
İran Devlet Televizyonu İRİB, geçtiğimiz günlerde Sayın Adnan Oktar’la bir telefon görüşmesi gerçekleştirerek Sayın Oktar’ın Gazze’de yaşanan olaylarla ilgili görüşlerini ve çözüm önerilerini sordu. Sayın Oktar, kendisine yöneltilen soruları yanıtlarken birbirinden önemli açıklamalarda bulundu; Müslümanlara çok önemli mesajlar verdi. Bu sorulardan bazıları şöyleydi:
Siyonistlerin bu katliamı yapmasının ardındaki sebep nedir? İşgal rejimi niçin fosfor bombası gibi silahlar kullanıyor? Yaşanan katliamlara getirilmesi gereken en isabetli çözüm nedir? Bu zulmü destekleyen unsurlar, yalnızca siyasi unsurlar mıdır? İslam Ülkeleri Parlementolar Birliği toplantısından neler çıkmalı, bu toplantı Gazze’deki Müslüman kardeşlerimiz için bir umut olabilir mi? Diplomatik anlamda İsrail ile ilişkilerin kesilmesi bir çözüm olabilir mi? Hz. Mehdi’nin etrafında ittifak etme konusundaki engeller nasıl aşılır?
Sayın Oktar’ın üzerinde durduğu canalıcı konu; Müslümanların, zuhur eden Hz. Mehdi’yi aramalarının ve onun etrafında ittifak etmelerinin gerekliliğiydi. Başka hiçbir çözüm yolunun sonuç vermeyeceği de önemli tespitlerinden bir diğeriydi. |
 |

 |

ADNAN OKTAR'IN DENGE TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (14 Ocak 2009)
Sayın Adnan Oktar Denge TV’de canlı olarak yayınlanan bu röportajında; program boyunca izleyicilerden gelen birbirinden farklı konularda pek çok soruyu yanıtladı, güncel ve imani konularda aydınlatıcı açıklamalarda bulundu.
İsrail’deki ateist siyonistlerin Müslümanlara yaptıkları zulmün ancak Türk İslam Birliği’nin kurulması ile son bulacağını; İsrail mallarını boykot etmek, protesto için mum yakmak, elçileri sınır dışı etmek gibi pasif tedbirlerin İsrail’i güldüreceğini, bunlardan hiçbir netice alınamayacağını; bu konunun, Müslümanların birlik olmasından başka hiçbir çözümü olmadığını anlattı. Hz. Hızır’ın hemen hemen tüm peygamberlerle ve Muhyiddin Arabi gibi büyük İslam alimleriyle görüştüğünü, ahir zamanda da Hz.Hz. Mehdi ve Hz. İsa ile bağlantıda olacağını açıkladı. Röportajda öne çıkan konu; Hz. İsa, Hz. Mehdi ve yardımcılarının vasıfları ve ahir zaman olaylarıydı.
|
 |
|
|
|
| |
|
|
|