...Evrim teorisi cehalet ortamında çok iyi gelişir. Bilimin olduğu, aklın olduğu bir ortamda evrim teorisi kendiliğinden yok olur. Şu an evrim teorisi gerçekten tam bir mağlubiyet içinde, tam bir ezilme içinde... (Adnan Oktar)
Adnan Oktar Mart 2008’de Bağdat TV’ye verdiği röportajında evrim teorisinin şu an bulunduğu durumu yukarıdaki sözleriyle özetliyor. Bu röportajda Sayın Adnan Oktar ayrıca fosillerin evrim teorisine vurduğu darbeyi de şöyle ifade ediyor:
...Yerin altı kazıldığında hemen hemen her yerde canlıların taşlaşmış fosilleri bulunuyor. Bu milyonlarca sayıda, üç tane beş tane on tane değil, hangisine bakılsa canlıların adeta fotokopi gibi aynısıyla durduğunu anlıyoruz. 50 milyon yıllık, 100 milyon, 150 milyon, 300 milyon yıllık canlılara bakıyoruz, hepsinde bir değişiklik yok. Bu onlara Allah’ın bir cevabı. Yerin altında Allah’ın o kadar canlının, milyonlarca canlının bedenini taşlaştırıp saklaması, ahir zamanda onları böyle rezil rüsva etmesi Allah’ın bir mucizesidir... (Adnan Oktar)
Bunların yanısıra Kuran’da Allah’ın bütün İslam aleminin birlik olmasını emrettiği, Müslümanların fakirlikten kurtulmak için birlik olmalarının gerekliliği, Türk-İslam birliğinin kurulmasının önemi, Türkiye’nin bu konuda liderliği üstlenmesinin aciliyeti gibi konular bu röportajda açık sözlülükle ele alınıyor.
Sayın Adnan Oktar, 16 Ekim 2008 tarihinde, mahkeme kararıyla kapatılan bazı internet siteleri ile ilgili olarak bir basın toplantısı düzenledi. Sayın Oktar’ın konuşması son derece önemli mesajlar içeriyordu:
“Biz, hakaret özgürlüğü olan bir toplum istemiyoruz, birbirine saygılı, birbirinin haklarını gözeten bir toplum modelini özlüyoruz. Kimse, hakaretin özgür olduğu bir toplumu özlemesin ve hedeflemesin.”
“Biz, sitenin kapatılmasından değil, hakaret içeren ilgili bölümünün kaldırılmasından yanayız.”
“Niye bizim sitelerimizde hakaret olmuyor, demek ki titizlik gösteriyoruz; hakareti oraya yaklaştırmıyoruz. Diğer medya mensuplarının da hakarete sitelerinde izin vermemeleri, sitelerini kirlettirmemeleri gerekir.”
“Bazı çevreler mahkemenin kararına terör diyor, kanuni hakkını kullanmak niye terör olsun? Bu üslup mahkemeyi yıldırmaya ve baskı altına almaya yöneliktir.”
“Mahkemelere karşı saygılı bir üslubun olması gerekir; dedikoduyu önlemek için her hakaret olayında ayrı ayrı mahkemelerden dava açtık.”
“Orduyu son derece haklı buluyorum, muazzam bir yüklenme var. Ordu giderse Türkiye sahipsiz kalır; kim ne yaptığını, lafın nereye gideceğini iyi düşünsün.”
“Ordumuza karşı saygılı, nezaketli, sevecen bir yaklaşım olması lazım; bütün gücümüzle moral yönden ordumuzu desteklememiz gerekiyor.”
Adnan Oktar: Efendim tekrar bir daha hoş geldiniz diyorum hepinize. Sizin söylediğiniz tabii ki çok güzel, ilgili arkadaşı uyardığımızda eğer o çirkin sözleri , hakaretleri, iftiraları kaldırırsa site niçin kapansın? Tabii ki fikir özgürlüğüne, düşünce özgürlüğüne , basın özgürlüğüne tam anlamıyla taraftarım. Ama uyarıldığı halde, pervasızca devam ediyorsa, tabii ki orda hukuk devreye girer.
Adnan Oktar: Vatan Gazetesinin sitesi 22 Eylül’de uyarılmış, 10 Ekim’de karar alınmış, günlerce hakaret devam ediyor. Ve hiçbir şekilde durmuyor, ancak kanunla duruyor. Türkiye’de kimse kimseye hakaret etmesin, hatta bunun mahkemeye intikaline bile gerek yok, açalım telefon veyahut internetle haber gönderelim, arkadaşlar ilgilensin. Ama burada bir, tabiri caizse, pervasızlık var. Yani yirmi gün kadar hakaret devam ediyor.
Adnan Oktar: Biz sitenin kapatılmasını tabii ki arzulamıyoruz, haberin kaldırılmasını istiyoruz ama herhalde kanunda ona göre bir düzenleme yapılması gerekir. Zannediyorum bölüm bölüm kaldırma olmuyor anladığım kadarıyla.
Adnan Oktar: Yaklaşık 20 gün kadar uyarı yapıldığı halde, bir insanın muhatap olmaması, ehemmiyetli görmemesi ve 20 gün hakarete devam etmesi normal bir şey değil. Ama dediğiniz gibi eğer kanunda öyle bir düzenleme, bir imkan varsa, tabii ki biz sadece haberin kalkmasını istiyoruz.
Adnan Oktar: İyi niyetinizi takdirle karşılıyorum. Ben yasakçılığa her zaman karşıyım.
Adnan Oktar: Benim anladığım kanunlarda şu an böyle bir imkan yok, yani sadece ilgili bölümü çıkartma imkanı yok. Bu bir düzenleme gerektiriyor, benim anladığım kadarıyla, daha önce de biz bununla karşılaşmıştık. Bu mecburi bir durum oluyor anladığım kadarıyla. Ama böyle bir düzenleme için bir kanun teklifi verilebilir, yani bu düşünülebilir.
Adnan Oktar: Ben hanımefendinin dediğini de, sizin dediğinizi de teknik olarak, hukuk tekniği açısından inceleyeceğim, eğer öyle bir yol varsa, meal iftihar tabii ki öyle bir şey… Tabii o zaman, çok büyük faydası olur. Yani görüşlerinizi değerli buluyorum. Ben her zaman eleştiriye de açığım. Özgür düşünme taraftarıyım.
Adnan Oktar: Ama olmaz, insaf.. insaf.. insaf… Çok doğru söylüyorsunuz, çok doğru. Ama demek ki, yani genel bir sorun yani bu. Bir tek bizim karşılaştığımız bir mesele değil bu. Niye siz sadece bunu böyle yapıyorsunuz gibi değil de, genel uygulanan bir şey. Bunu Aydın Doğan Beyefendi de yapıyor gördüğüm kadarıyla.
Adnan Oktar: Ben sadece örnek olarak söylüyorum. Yani sadece siz yapıyorsunuz gibi bir şey oldu da böyle değil bu yaygın olan bir sorun. Fikir özgürlüğüne tamamen taraftarım ben, site kapatılmasını savunmuyorum ama hakarete de karşıyım. 20 gün süre verilmiş, adamlar hakarete devam etmişler. Yani mahkemeye de gerek yok, rica ediyoruz yani hakaret etmeyin diyoruz. Tabii denir, insan kaldırır yani bu kadar basit. Mesela bana bir şey söylüyorsunuz, ben makul gördüğüm bir şeyi hemen kabul ederim. Yani 20 gün hakarete devam etmenin alemi ne? Mahkemeye biz niye başvuralım? Niye mahkemeyle bu konuları uzatarak daha da detaylandırarak netice almaya çalışalım? Kim bilir kaç gün daha hakaret devam edecek o arada. Kesilsin yani rica edelim, hakareti kaldırın diyelim. Allah selamet versin devam etsinler, bizim bir şey dediğimiz yok.
Adnan Oktar: Demokrasi hakaret özgürlüğü değildir, demokrasi bize hakarete sabır değil, hakaretten kaçınmayı öğretiyor. Biz hakaret özgürlüğü olan bir toplum istemiyoruz, birbirine saygılı, birbirinin hakkını gözeten bir toplum modelini özlüyoruz. Kimse hakaretin özgür olduğu bir toplumu özlemesin ve hedeflemesin. Sevginin saygının, nezaketin çok olduğu bir toplum modelini özlesin ve hedeflesin. Hatta bazı çevreler mahkeme kararına terör diyor, niye terör olsun? Devletin resmi mahkemesinin resmi kararı. Terör dedin mi, mahkemeye baskı olur. Yani basında çıkan haberler direk mahkemeye baskı hükmünde. Bununla ilgili de şimdi biz dava açacağız. Yani mahkemeye kimse baskı yapamaz. Yani buradaki üslup mahkemeyi yıldırmaya yönelik ve baskıya yönelik haberler. Ben bunları kabul etmiyorum.
Adnan Oktar: Beyefendi demin ordumuzla ilgili bir şey söyledi. Ona da birkaç kelime söylemek istiyorum. Ben orduyu son derece haklı buluyorum. Son açıklamalarını ve son tavırlarını. Çünkü ordumuz bizim medarı iftiharımız, muazzam bir yüklenme var, PKK da gözü dönmüş şekilde askerlerimize saldırıyor. Böyle bir ortamda, ordumuzun morale ihtiyacı olduğu ve her yönden desteklenmesi gerektiği açıkça görülüyor. Varsa bir teknik hata, ordu kendi imkanları içerisinde onları düzeltir. Yani oradan buradan derleme toplama bilgilerle ordu hakkında ahkam kesmek, çarpıtmak, siz bu işi beceremiyorsunuz demek , hatta onun altında çok çirkin amaçlar göstertmek. Bu vicdana yakışmaz. Ordu gitti mi, Türkiye sahipsiz kalır. Yani kim ne yaptığını iyi düşünsün. Lafın nereye gideceğini iyi düşünsün. Orduya yönelik bu üslubun tamamen kalkması gerekiyor. Saygılı, nezaketli sevecen bir yaklaşım olması lazım ve bütün gücümüzle, moral yönünden ordumuzu desteklememiz gerekiyor. Bunun sonu nereye varır. PKK saldırsın içerden de manen baskı yapılsın, Avrupa dışarıdan baskı yapsın, Irak’ın durumu ortada. Ne olacak sonra ordunun durumu? Bunu orduya biz yaptırmayız. Yani bu dil kalksın artık. Adnan Oktar: Mahkemeye karşı da , mahkemenin kararlarına karşıda saygılı bir üslup istiyoruz. Hakaret olmasın, biz dostuz. Vatan gazetesini de ben saygıyla karşılıyorum; sevgiyle karşılıyorum. Haberlerini de, bağımsız haberlerini de saygıyla karşılıyorum. Fakat hadi diyelim dili sürçtü, hakaret etti. Rica ediyoruz, telefon açıyoruz, faks çekiyoruz. Bu hakareti kaldırın diyoruz. Hiç kale almamak, 20 gün kale almamak. Git sonra da mahkemelerde eğer becerebiliyorsan kaldırt demek. Bu olmaz. Biz kardeşiz, yani hep beraber sağcısıyla solcusuyla kardeşiz. Ben aynı fikirde olmalarını mecbur tutmuyorum.
Adnan Oktar: Ben müspet olan, olumlu olan her şeye taraftarım. Yani hanımefendinin sözünden de çok memnun oldum, iftihar ediyorum. Eğer yani uyarıyla hakareti kaldırmayı taahhüt ediyorsanız, ben size sadece saygı duyarım. Benim vatan gazetesine karşı bir… çok çok güzel, çok çok güzel.
Adnan Oktar: Ben zaten Türkiye’de bir barış ortamı olmasını istiyorum. Herkesin birbirine saygı sevgi duymasını istiyorum. Yani ben cebelleşme, tartışma ortamı olsun istemiyorum Türkiye’de. Yani hiç hoşuma gitmez. Hanımefendinin sözünü de ben çok güzel bir müjde olarak karşılıyorum. İnşaAllah böyle bir ortam olur. Rica edilir, sadece rica yeterli olur ve konu hallolur, kapatılır. Ama herkes kendi evinde yapılan suçtan sorumludur. Yani “benim evime birisi girmiş birisi yapmış” biz diyemeyiz. Bir suç birisinin evinde yapıldıysa o suçlu olur. Yani “benim siteme birisi gelmiş, böyle bunları demiş bana ne?” denemez. Veyahut gidin o adamın yakasına yapışın denemez. Yani evine sokmayacak onu önce. Yani çünkü bu teknik olarak mümkün. Niye bizim sitelerimizde hakaret olmuyor? Niye elalem açıp orada hakaret hamiz ifadeler kullanamıyor. Demek ki titizlik göstertiyoruz. Yani hakareti oraya yaklaştırmıyoruz. Diğer medya mensuplarının da hakareti sitelerinin içine yaklaştırmaması ve sitelerini kirlettirmemeleri gerekir. Yani herkes evini temiz tutacak. Sitesini temiz tutacak, kirlettirmeyecek. Biz nasıl titiz davranıyorsak, onlar da titiz davranacaklar. Tabii, yani pardon olmaz. Orada iki gün dahi durmuş olsa, yani vatandaşın hukukuna saygılı bir tavır olmaz bu. Yani bu konuda daha duyarlı olunması gerekiyor diye düşünüyorum. Ama görüşlerinize de katılıyorum. Yani makul olan her şeyi ben kabul ederim. Makul olmayan bir şey olursa da, kesin delile dayalıysa onu izah ederim, yoksa onun dışında bir itiraz mantığım olmaz benim. Ama benim gördüğüm, mahkemeye de bir baskı var. Yani ben bunu yakışıklı görmedim. Çirkin gördüm. Bunun mutlaka düzeltilmesi gerekiyor.
Adnan Oktar: Bu dedikoduyu önleyecek bir şeydir. Her olayda ayrı ayrı mahkemelerden açtık. Yani niye belirli bir mahkemeden açıyorsunuz, ne var bu mahkemede denmesin diye çeşitli mahkemelerden açılmıştır. Hepsinde de karar çıkmıştır. Yani bu, bu kadar basit.
Adnan Oktar: Türkiye iyiye gidiyor, iddia edilen Ergenekon'dan kurtuluyor. Çünkü iddia edilen Ergenekon eskiden bize nefes aldırmıyordu, biliyorsunuz. Komplo üstüne komplo, iftira üzerine iftira. Oyun üzerine oyun. Ama öyle bir kin ve nefret yok. Ben herkesi Allah’ın yarattığı bir kul olarak görüyorum. Allah’ın yarattığı bir varlık olarak görüyorum. Yaratan’dan ötürü hepsine bir sevgi duyuyorum, yani bu sevgi anlayışının da yayılmasını istiyorum. Yani iddialaşma, cebelleşme bunlar benim fıtratımda ve ruhumda olan şeyler değil. Ama mesela ben bugün bir müjde aldım, çok hoşuma gitti. Yani uyarıldığında bir site hakareti kaldırması mümkünse, olacaksa çok çok güzel.
Adnan Oktar: Hem fikir özgürlüğüne taraftarım. Ben hiçbir müessesenin de kapatılmasına taraftar değilim. Partinin de kapatılmasına taraftar değilim. Bağıra bağıra isteyen istediği fikrini söylesin. Ben sadece teröre ve şiddete karşıyım. Yani devleti yıkmaya yönelik bir faaliyet olursa, buna devlet tabii ki karşı koyacaktır, gereğini yapacaktır. Ama bunun dışında alabildiğine fikir özgürlüğüne taraftarım ben. Herkes düşüncesini istediği gibi açıklasın.
Adnan Oktar: Ama özetle demin de söyledim iddia edilen Ergenekon'un zihniyeti Türkiye’den siliniyor, şiddet zihniyeti ortadan kalkıyor. Bunu bütün canı gönlümüzle destekleyelim. Bu güzelliği, bu sıcaklığı geliştirelim inşaAllah. İnşaAllah iyiye gidecek, güzele gidecek. Ben doğrunun, güzelin sonunda galip olacağına inanıyorum.
Adnan Oktar: Burada da bir hakaret var. Yani biz bundan belki dava açmamış olabiliriz, ama burada bir hakaret var. Yani çok çirkin hakaretler bunlar. Bunların da olmaması lazım. Ama herkes de evinden sorumludur onu da ayrıca söyleyeyim. Yani evinize böyle kiri sokmayın. Yani bunu yapmamanız lazım. Biz yapmıyoruz. Bizim de internet sitemiz var. Yani 100binlerce giriş oluyor, hiçbir sorun olmuyor.
Adnan Oktar: Fakat işin garip yanı Vatan gazetesi olumlu yorumları yayınlamıyor. Bu çok garip. Yani sadece olumsuz, çirkin , hakaret içeren yorumları yayınlıyor, fakat olumlu tek bir tane yorumu yayınlamıyor. Bu çok acayip. Bizim garibimize giden bu. Yani bunu açıklayamıyoruz.
Adnan Oktar: Ve biz bunu daha önce de uyardık, onlara da haber gönderdi arkadaşlarımız. Yani bir tane iki tane olsun, olumlu yorumu yani yorumlamanın ne mahsuru var şeklinde ısrarlı izahlara rağmen hiçbir şekilde muhatap olmadılar, sadece hakarete kapılar açık. Biz bunu beğenmiyoruz, bunu çirkin görüyoruz, yani bunun düzeltilmesi lazım.
Adnan Oktar: Çok titizler olumlu yorumlarda, yani mutlaka yakalıyorlar ve hiçbir şekilde yayınlamıyorlar. Yani tek bir tane olumlu yorum çıkmıyor. Ama olumsuzda son derece rahat ve kolay oluyor. İsterseniz deneyin. Yani herhangi, şakadan, çirkin bir söz söyleseniz mutlaka yayınlanıyor. Ama yine deneyin aynı yerden, olumsuza karşı bir tane de olumlu yazı. Olumlu hiçbir şekilde yayınlanmıyor. Yani orada çok kesin bir eleme sistemi var gibi görülüyor. Ben buna karşıyım. Yani bu doğru değil ve dürüstçe değil. Yoksa fikir özgürlüğüne ben sonuna kadar taraftarım.
Adnan Oktar: Manşetten yapılan bir hakaret, manşetten düzeltilmesi yönünde mahkemeden karar çıkmasına rağmen yapılmadı bu. Ve içerde hakikaten küçük, bu… Ama bu normal bir şey değil ki.. Bu da düzelsin, bu da dürüst bir sisteme oturtulsun.
Adnan Oktar: Özetle inşaAllah her şey daha güzel olur, daha iyi olur. Ben güzel olan iyi olan her şeye taraftarım. Yani sevecen bir insanım, sevgi doluyum, yani barış insanıyım. Kargaşadan, yani hoş olmayan her şeyden rahatsız olurum. Ve ben bunu hiçbir zaman içinde savunmam. Fikir özgürlüğü neyi gerektiriyorsa o olacaktır. Bu da o şekilde oluyorsa olur. Ama tekrar söylüyorum, olumlu olan haberler vatanın internet sitesinde yayınlanmıyor. Bunu herkes deneyebilir. Bu açık. Israrla ve kesinlikle…
Adnan Oktar: Kanuni hakkım bunu bana devlet bu hakkı tanımış, kendini savunman için sana bu hakkı veriyoruz diyor devlet, bende bu kanuni hakkımı kullanıyorum. Yani bu bir terör değil. Mesela terör diyor, Adnan Hoca Terörü. Niçin terör olsun, mahkemeye başvurmak, kanuni haklarını aramak terör olur mu bu? Benim bildiğim terör, silahla başkasının canını yakarak, kanunlara aykırı yapılan harekete denir. Kanuna uyan bir insana terör uyguluyor demek çok çok yanlış. Yani ben kanunun gereğini yaptım, devlet bana bu hakkı tanımış. 20 gün sabrettim. Ki çok çok fazladır ve ısrarlı uyarımıza rağmen kaldırmadılar, olumlu haberleri de yayınlamadılar. Bu durumda bir vatandaş olarak mahkemeye müracaat ettik. Ama tabii ki sadece haberin kalkmasını istiyoruz eğer böyle bir yol varsa, bunlarda tabii ki itina edeceğimiz açık.
Adnan Oktar: Vatanın internet sitesinin kapanması benim lehime olan, beni sevindiren bir haber olmaz. Ben özgürlükleri şiddetle savunan bir insanım. Mesela Dawkins mi, bir vatandaş daha var, İngiliz. O da çok galiz hakaretlerde bulunuyor sitesinde. E, diyor “niye sitemin erişimi engellendi?” Eh peki hakarete izin mi verelim, ne diyelim? Uyardık, bir daha uyardık, bir daha uyardık, bir daha uyardık, dinlemiyor. Ne yapalım? Mahkemenin verdiği kararı devlet uygular- uyguladılar. Ve hakikaten de durdu. Adam da Türk bayrağı koymuş beni engellediler diyor. Onun anlamı şu; sen saygısızlık yaptın, terbiyeye uygun hareket etmedin, kabalık yaptın, hatta vicdana uygun hareket yapmadın, ve sonunda bu oldu. Bunu ilan ediyor. Yoksa biz tabii ki başka, Avrupa’dan diğer yerlerden erişimin olacağını biliyoruz, ama yaptığı suçu ve münasebetsizliği görsün, kabilinden bir şeydir bu. Yani suç işlediğinin bilinmesi.. Biz niye Dawkins’e sitelerimizde hakaret etmiyoruz? Niye çok saygılı dil kullanıyoruz? Bize de yüzlerce binlerce yorum geliyor. Tek tek itinayla ayıklıyor arkadaşlarımız. Hatta hafif ima olan, böyle çirkin ima olan bir sözü bile yayınlamıyoruz biz, Değil hakaret, ima olanı bile yayınlamıyoruz. peki bu nasıl bir iştir Zaten bunlar hiç olmasın, başından olmasın diyorum. Yani bunun çözümü var, çözümü öyle zor olan bir şey değil. Pırıl pırıl olsun internet siteleri, güzel olsun. Eleştireceksek, ilmi, akılcı ve mantıklı eleştiriler olsun ve delile dayansın o zaman Amenna kimse bir şey demez buna.
Adnan Oktar: Ve bir daha söyleyelim. Kahraman ordumuza karşı da bu üslubu, basının üslubunu çok çok çok vahim ve tehlikeli buluyorum. Aman ha. Aman ha. Aman ha. Yani ordumuz bizim gözbebeğimiz. Yani ordu gitti mi, her şey gider Allah esirgesin. Sakın ha sakın. Yani bilakis morallerini yüksek tutacak onları manen ve moral yönden tam destekleyecek bir ruh hali içerisinde ve üslup içerisinde olmamız gerekiyor. Yani zaman çok kritik, ortam çok kritik, Türkiye’ye yönelik oyunlar çok şiddetli ve karmaşık. Bütün Avrupa bugün güney doğuyu ayırmak istiyor. Norveç’i, İsveç’i, Danimarka’sı şusu busu. Ve alenen bu yönde ciddi faaliyetleri var. Gerek maddi, gerek manevi. Türk ordusu da var gücüyle kendini savunuyor. Savunma.. Yani canına kastediliyor ve canını savunuyor. Birde bunun üstüne üstlük, ordunun üstüne gitmek ve yarım bilgiyle, oradan buradan derme çatma bilgilerle. Ordu bir kere son derece titiz, bizim Türk ordumuz. Yani müthiş bir analiz gücü ve araştırma gücü olan bir ordudur. Yani gazete bürolarında tespiti yapılacak bir durum değil bu.. Ordunun çok keskin detaylı istihbarat gücü vardır, bütün belgeler elindedir ve gereğini yapıyorlar, ve olabilecek en vicdanlı şekilde davranmaya çalışıyorlar. Yani yazıktır, günahtır. Bunu hemen durduralım.
Adnan Oktar: Benim diyeceklerim bu kadar. Sizlerin başka bir söyleyeceğiniz yoksa, hepinize çok teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. İnşaAllah yine görüşürüz.
Sayın Adnan Oktar, Erzincan Tv’de yayınlanan röportajında, kendisine Hz. Mehdi ile ilgili sorulan sorulara cevap verdi. Hz. Mehdi’nin geliş alametleri, Hz. Mehdi’nin ne zaman geleceği ve Bediüzzaman Said Nursi’nin Hz. Mehdi ile ilgili yorumları üzerine çeşitli açıklamalarda bulundu. Ayrıca Hz. Mehdi’nin çıkışının ve Hz. İsa’nın yeryüzüne ikinci kez gelişinin ardından yeryüzünde oluşacak ortam hakkında çok önemli bilgiler verdi. Sayın Adnan Oktar’ın üzerinde durduğu bir diğer önemli konu ise Masonluğun dünya genelindeki çalışmaları ve bu çalışmaların siyasi, ekonomik ve sosyal etkileriydi. Adnan Oktar kendisine sorulan bir diğer soru üzerine Ermeni sorununun kökenleri ve bu sorunun ne şekilde çözülebileceği ile ilgili görüşlerini de açıkladı.
Sayın Adnan Oktar’ın bu röportajda yaptığı açıklamaların satır araları şöyleydi:
“Hz. Mehdi çıkmadan Ortadoğu hiçbir şekilde durulmaz.”
“Azerbaycan her ne olursa olsun bizim evladımız, ne yaparlarsa yapsınlar, dışlamayız, ters bir sözümüz de olmaz.”
“Obama soykırım dememiş, büyük felaket demiş, doğru; Türk milletini, diplomatlarımızı Ermeni çeteler katlettiler, bu büyük bir felakettir ama biz bunu affediyoruz. Çünkü bunu Ermeni halkı yapmadı, Ermeni faşistler, komünistler, masonlar yaptı.”
“Türkiye ekonomik krizin ilacıdır, eczanesidir dünyanın.”
“Avrupa Birliği’ne, bizi kurtarın demeyeceğiz, biz sizi kurtarmaya geldik diyeceğiz.”
“İsrail’deki dindar Museviler bize Allah’ın emanetleri, onlar peygamber evlatları.”