| |

HÜCREDEKİ TASARIM MUCİZESİ
İnsan vücudunda yaklaşık 100 trilyon hücre bulunur. Bu hücrelerin her biri kendi içinde son derece kompleks bir yapıya sahiptir. Ünlü moleküler biyolog Prof. Michael Denton bu kompleksliği şöyle tanımlar: "Moleküler biyoloji tarafından ortaya çıkarılan yaşam gerçeğini kavrayabilmek için, bir hücreyi yaklaşık bir milyon kez büyütmemiz gerekir. Bu durumda hücre, New York ya da Londra gibi büyük bir şehri kaplayacak boyutta dev bir uzay gemisine benzeyecektir. Hücrenin yakınına gelip onu incelersek, üzerinde milyonlarca küçük kapıyla karşılaşırız. Ve eğer bu kapıların herhangi birinden içeri girersek, muazzam bir teknoloji ve bizi şaşkınlığa düşürecek bir komplekslikle karşılaşırız." (Michael Denton, Evolution: A Theory in Crisis. London: Burnett Books, 1985, s.242) Bu filmde Prof. Denton’ın dikkat çektiği hücre içindeki adeta bir uzay gemisini andıran müthiş teknoloji incelenmektedir. Tek bir göz hücresinden karaciğer hücresine kadar her hücrede yer alan yaratılış mucizesi, etkileyici bilgisayar animasyonları eşliğinde gözler önüne serilmektedir. |
 |

EVRİM TEORİSİNİN ÇÖKÜŞÜ
Pek çok insan Darwin’in evrim teorisini bilimsel bir gerçek sanır. Oysa teori, günümüz modern bilimi tarafından geçersiz kılınmış bir 19. yüzyıl masalıdır. Teorinin ortaya atılmasından bu yana gelişen biyokimya, mikrobiyoloji, genetik, paleontoloji, anatomi gibi bilim dalları, evrim teorisinin sadece hayal ürünü bir senaryo olduğunu göstermiştir. Bilim, evrim teorisini geçersiz kılarken, öte yandan hayatın gerçek kökenini ortaya çıkarmaktadır: Yaratılış! Tüm canlıları Allah kusursuz bir biçimde yaratmıştır ve canlılar hiçbir evrim geçirmemişlerdir. Bu film; 1) Hayatın Kökeni, 2) Hayali Evrim Mekanizmaları, 3) Fosil Kayıtları olmak üzere üç ana bölümden oluşmaktadır. |
 |

FAŞİZMİN KANLI TARİHİ
Faşizm, 20. yüzyılda doğmuş ve yayılmış bir ideoloji olarak bilinir.
Oysa gerçekte savaşı ve vahşeti yücelten bu ideolojinin kökeni, antik çağlara, Sparta'ya kadar uzanmaktadır.
Hızlı yayılışı ise I. Dünya Savaşı'nın hemen ardından oldu, Almanya ve İtalya başta olmak üzere, İspanya ve Japonya gibi ülkelerde faşist yönetimler iktidarı ele geçirdiler.
Bu ülkelerin halkları faşizm yüzünden çok büyük acılar çektiler ve korkunç vahşetlere maruz kaldılar.
Kavganın, kaba kuvvetin, saldırganlığın, kan dökücülüğün, şiddetin hakim olduğu bu rejimlerde, başta bulunan faşist diktatör ve yönetici kadrolar, kurdukları milis birlikler ve gizli polis örgütleri ile toplum üzerinde terör estirdiler.
Üstelik faşist ideolojiyi, eğitimden kültüre, dini kurumlardan sanata, devlet yapısından askeri sisteme, polis teşkilatlarından insanların özel yaşamına dek hemen her alana zorla empoze ettiler.
Faşizmin neden olduğu II. Dünya Savaşı ise, insanlık tarihinin en büyük felaketlerinden biri oldu ve ardında 55 milyon ölü bıraktı.
Bu filmde, faşizmin bilinen öyküsünün yanısıra, yeterince vurgulanmayan iki önemli yönünü izleyeceksiniz.
Bunlardan ilki, faşist ideolojinin kökeninin eski putperest kültürlere dayanmasıdır.
Faşizmin bir diğer önemli yönü ise, 19. yüzyıldan bu yana dünya üzerindeki çeşitli çatışmacı ideolojilerin dayanak noktasını oluşturan Darwin'in evrim teorisiyle olan bağıdır. |
 |

BUDİZM YANILGISI
Allah’ın varlığını inkar eden ateist bir öğreti... Putperest bir din... İnsanın kendi kendine acı çektirmesini öngören bağnaz bir gelenek...
Bu filmde günümüzde bazı insanların özentiyle baktığı Budizm'in gerçekte ne kadar yanlış inanç ve uygulamalar içerdiğini, karma ve reenkarnasyon hurafelerinin insanları nasıl yanılttığını izleyeceksiniz.
Bu dinin yanılgılarının en büyüğü ise, Allah'tan gelen bir bilgiye değil, birtakım insanların zaman içinde ürettikleri gelenek ve felfeselere dayanması, onları kutsal kabul etmesidir. Budistler ve bu dine sempati duyanların bir an önce bu gerçekleri detaylıca düşünmeleri gerekmektedir. Çünkü Allah'ın indirdiği din dışındaki öğretileri kendilerine din olarak kabul eden insanlardan Kuran'da şöyle söz edilmektedir:
Onların içinde bulundukları din mahvolucudur ve yapmakta oldukları şeyler de geçersizdir. (Araf Suresi, 139) |
 |

EN BÜYÜK NİMETLERDEN BİRİ ALLAH'A ŞÜKRETMEK
İnsan, hayatının her anını Allah'a muhtaç olarak yaşar. Soluduğu havadan yediği yemeğe, elini ayağını kullanabilmesinden konuşabilmesine, barınabilmesinden, gülüp neşelenmesine kadar Allah'ın yarattıklarına ve kendisine bağışladıklarına muhtaçtır. Ancak insanların büyük bir çoğunluğu acizliklerini ve Allah'a muhtaç olduklarını anlamazlar. Onlar her şeyin kendiliğinden geliştiğini veya sahip oldukları şeylere kendi çaba ve çalışmaları sonucunda ulaştıklarını zannederler. Bu, hem büyük bir yanılgı hem de Allah'a karşı büyük bir nankörlüktür. Kendilerine küçücük bir hediye alan bir kişiye bile nasıl teşekkür edeceklerini bilemeyen bu insanlar, Allah'ın hayatları boyunca kendilerine verdiği sayısız nimeti görmezden gelerek yaşarlar. Oysa Allah'ın verdiği nimetler, sayarak bitirilemeyecek kadar çoktur. Bu filmde Allah’ın insanlara verdiği nimetler hatırlatılmak ta ve bu nimetler için ona şükretmenin ne kadar önemli bir ibadet olduğu hatırlatılmaktadır. |
 |

AHİR ZAMAN'DA ORTADOĞU
Tüm hadis kaynaklarında ve İslam alimlerinin kaleme aldıkları eserlerde ahir zamanda yaşanacak olaylarla ilgili olarak ittifakla aynı bölgeye dikkat çekilmektedir: Ortadoğu
Dünya üzerinde her biri farklı açılardan kritik sayılabilecek pek çok merkezi bölge varken kaynaklarda sadece bu bölgenin ön planda yer alması önemli bir gerçeği gözler önüne sermektedir.
Bu gerçek şudur:
Ahir zamanla ilgili hadislerde sıkça adı geçen şehirlerin de içinde bulunduğu Ortadoğu bölgesi tarih boyunca Allah’ın mübarek peygamberlerinin yaşadığı, İlahi Kitapların indirildiği, 3 semavi dinin de doğuşuna tanıklık etmiş ve her dinin kutsal mekanlarının inşa edildiği kutlu bir bölge olmuştur.
Tarih sahnesinde hep başrolde olmuş bu bölgede ahir zamanın muhteşem olaylarının gerçekleşeceğinin müjdelendiği bir dönemde yaşamaktayız.
Yaşanan ahir zamanın tanıkları olarak bizlere düşen görev ise bu çok büyük müjdeyi tüm Müslümanlara ve bütün insanlığa ulaştırmak olmalıdır. |
 |
|
|
|