| |

 |

ADNAN OKTAR'IN SUN TV (KONYA) RÖPORTAJI (14 Eylül 2008)
Sayın Adnan Oktar Konya SUN TV’de yayınlanan röportajında; İslam’ın ilericiliğin en son noktası olduğunu, dinin en kaliteli, en yüksek, en medeni yaşam şekli olduğunu ama bazı cahil insanların dini almış olabileceklerini, bunun dinin bir özelliği olmadığını, dinin asıl kültür ortamında, kalite ortamında, akıl ve derinlik ortamında gelişen bir gerçek olduğunu, yine dinin çok kaliteli, akıllı insanlara mahsus özel bir lüks olduğunu anlattı. Kuran’ın bize aydınlık bir din anlattığını, neşeyi, sevinci, estetiği ve güzelliği anlattığını ama karamsar, ruhu kararmış, kavruk ruhlu bir insana Kuran’ı yorumlaması söylenirse onun ortaya adeta bir kabus çıkaracağını, korku filmi gibi, karanlık, sisli ve kirli bir dünya meydana getireceğini, bu kişinin anlattığı şeyin din olmadığını, kendi ruhundaki karanlığı anlattığı, dinin pırıl pırıl aydınlığın ta kendisi olduğunu, bir ışık, bir nur olduğunu, beyin rahatlığı olduğunu, bayram yeri gibi olan bir ortam olduğunu açıkladı. Ruhu sevinç içinde, aşk içinde olan insanın Kuran’da yaptığı yorumun geçerli olduğu, ruhu kararmış bir insanın yorumuna bizim uyamayacağımızı ifade etti. Allah’ın öyle karanlık bir düşünceyi başarılı kılmayacağını, şimdiye kadar her yerde ezdiğini ve yok ettiğini, onun cezalandırılan bir sistem olduğunu söyledi. Kendisinin anlattığı tarzda bir din anlayışının dünyada yayılmaya başladığını, insanların dinin bilimle içiçe olduğunu gördüklerini, dinin modern düşünceyle tam örtüştüğünü ve modernliğin üzerinde olduğunu yani modernlik üstü bir modernlik olduğunu gördüklerini, o yüzden dinin çığ gibi bu kadar hızlı yayıldığını anlattı.
|
 |

ADNAN OKTAR'IN AKŞAM GAZETESİ RÖPORTAJI (23 Nisan 2008)
Sayın Adnan Oktar, Akşam Gazetesi röportajına Türkiye’de insanların huzurlu ve mutlu yaşamalarını istediğini belirterek başlamıştır. Yahudilik ve Masonluk isimli kitabının çıktığı dönemde kendisine yöneltilen iddiaların askeri hastane kararı ile geçersizliğinin ortaya çıktığını belirtmiştir. BAV camiasının mukadessatçı, maneviyatçı ve Atartkçü olması nedeni ile farklı görüşte olan kişilerin çeşitli iddialar öne sürdüklerini belirtmiştir. Türkiye’de hiçkimsenin BAV davası ile ilgili iddiaların doğruluğuna inanmadığını, hatta insanların bu iddiaları gülünç bulduğunu açıklamıştır. Yargılanan kişilerin ellerinden, yüzlerinden nur akan, trafik suçu bile olmayan kişiler olduğunu vurgulamıştır. BAV davasında yargılananların emniyette gözaltında bulundukları sırada avukat olmadan, zor ve baskı altında ifadeleri imzaladıklarını ve bu nedenle ifadelerin hukuken geçerli olmadığını belirtmiştir. Kendisine Fethullah Gülen hakkında yöneltilen soruları cevaplamıştır. Sayın Adnan Oktar hakkındaki yurtdışına çıkış yasağı ile ilgili soruya, hiçbir şekilde yurtdışına çıkmayı düşünmediğini, bugüne kadar böyle bir girişimi olmadığını, “ben öleceğimi bilsem Türkiye’den çıkmam, vatanımı bırakmam’ sözleri ile cevap vermiştir. BAV davası süresince Ebru Şimşek’in öne sürdüğü iddiaların doğru olmadığını ve bunun 2. Ağır Ceza Mahkemesinin kararı ile ispatlandığını ve bu konuda beraat edildiğini belirtmiştir. Geçmişte kendisine yönelik yapılan kokain komplosundan beraat ettiğini ve bu konunun araştırılması gereken bir konu olduğunu vurgulamıştır. Röportajın sonuna doğru Adnan Oktar bir gününü nasıl geçirdiğini anlatmıştır. |
 |

 |

ADNAN OKTAR'IN KANAL 35'DEKİ (İZMİR) CANLI RÖPORTAJI (21 Şubat 2009)
Sayın Adnan Oktar bu röportajında; son zamanlarda basında yer alan, sözde “Darwin’in, Allah’ın varlığına olan inancını güçlendirebilmek için geziye çıktığı” haberleri için; Darwinistlerin kendilerince kurnazlık yaptıklarını; halbuki Darwin’i o geziye mason locasının gönderdiğini; ateizmi desteklemek amacıyla bunu yaptıklarını ifade etti. Gemiyle çıktığı gezinin planlı, programlı bir çalışma olduğunu; “bu kadar vakit ayırdı, araştırdı, inceledi, bunun sonucunda gerçekleri buldu” mantığını oluşturmak için mason locasının ona böyle bir mizansen hazırladığını açıkladı. Darwin’in topladığı bilgilerin, bilinmeyen olağanüstü konular olmadığını; ispinoz kuşlarının gagalarının özelliğini herkesin, yerli halkların da bildiğini; türlerin çeşitliliğinin de bir keşif olmadığını; bu çeşitliliğin Allah’ın yaratmasındaki bir mucize ve güzellik olduğunu anlattı. Sayın Oktar, uydurulan bu masonik yalanlara artık kimsenin inanmadığını da sözlerine ekledi. Darwinistlerin, Darwin’in doğumuna ayrı bir kutlama, ölümüne ayrı bir kutlama yaparak her bahaneyle Darwin’i gündemde tutmaya çalıştıklarını oysa bunların bir çözüm olmadığını, Darwinizmin yerle bir olduğunu belirtti. Sayın Oktar’ın, İslam’ın insanlara verdiği haklarla ilgili bir soruya cevaben yaptığı açıklama da yine son derece önemliydi: “İslam bize alabildiğine özgür olma gücü verir. Bizi güzel ahlakın içine sokup hayatı anlamlı kılar; boş olan bir ruhtan bizi korur. Kuran’ın çizdiği sınırlar hayatı güzelleştirir. Nerede fedakarlık yapacağımızı, nerede vefalı olacağımızı, nerede sadık, şefkatli ve merhametli olacağımızı bize Kuran bildirir. Eğer Kuran bildirmeseydi, bizim kafamızın içi bomboş olurdu; beynimizdeki o güzel, zevk aldığımız değerler yok olurdu. Kuran ahlakı bize yoğun zevkler bahşeder; her şeyden en yüksek zevki almamıza vesile olur; bize alabildiğine sevme imkanı sağlar, derinlik hürriyeti verir. Öbür türlü her yana açılabilecek bir güç olurduk, her yöne giden bir kafa da tamamen dağılır, adeta delirir. 360 derece her yana giden bir akıl... bunda insan boğulur. Ama Fatiha Suresi’nde belirtildiği gibi, insan o doğru yolda gittiğinde çok keskin, net bir dünya meydana gelmiş oluyor, her şey berrak oluyor ve bu tam bir hürriyettir. Diğerinde insan hürriyetini kaybediyor, kendini, benliğini kaybetmiş oluyor.”
|
 |

ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Şubat 2009)
Sayın Adnan Oktar bu röportajında hem gündemdeki konular hem de imani konularda çarpıcı açıklamalarda bulundu. Allah’ın gizli kanunları olarak anlattığı gerçekler, tüm Müslümanların üzerinde düşünmeleri açısından son derece önemliydi: “Allah’ın bir adeti vardır; insanlar kendisinden uzaklaşırsa, Allah da o insanlardan uzaklaşır… Osmanlı’nın bazı dönemlerinde bir canlılık ve güzellik vardı; o dönemlerde insanlar geniş çapta, Allah’a inanıyorlardı, Allah’ı çok seviyorlardı. Fakat darwinizm, materyalizm ve ateist düşünce ortaya çıktıktan sonra toplumda inanç geriledi. Buna karşılık da Allah dünyada muazzam bir azap meydana getirdi; 1. Dünya Harbi, 2. Dünya Harbi çıktı, milyonlarca insanın ölümüyle sonuçlandı bu. Açlık, hayat pahalılığı, sıkıntılar alabildiğine yürüdü. Çok az bir malı fakirlere vermek istemeyenlerin bütün mallarını Allah ellerinden aldı, her şeyleri yok oldu. Halbuki mallarının, yiyeceklerinin az bir kısmını fakirlere verselerdi bu bela onlara gelmeyecekti. Allah’ın böyle gizli kanunları vardır. Ama bu dünyanın her yerinde oldu, İtalya’da da, Almanya’da da... Allah’ın ahlakına, Allah’ın kanunlarına uymadılar. Hıristiyan da olsalar insanlara yardım etmeleri gerekiyordu, egoistlik ve bencillik yayıldı. Bu Allah’ın gizli bir kanunudur, insanlar bunu bilmezler. Bu bir ledün ilmidir. Ne zaman ki Allah’a, Kuran’a, güzel ahlaka insanlık dönmeye başlıyor, hemen bereket ve bolluk da başlıyor. Bunu insanlar da açık açık görecekler. |
 |
|
|
|