ADNAN OKTAR: …Mesela diyor ki, Saadettin Kaynak şöyle anlatıyor. “Atatürk benden mevlid-i şerifi her mısrasını ayrı bir makamda olmak üzere okumamı istedi.” Saadettin Kaynak, mevlid-i şerifi, bak diyor ki, her mısrasını ayrı bir makamda olmak üzere okumamı istedi. Sonra da Kuran-ı Kerim’in muhtelif surelerinden bölümler, ayetler okuttu. Saadettin Kaynak’a. Hatta arkadaşı Nuri Conker’den de Kuran okumasını istedi. O da bildiği Tevbe Suresi’ni okudu. Atatürk bütün bunlardan çok memnun olmuştu. “Atatürk dini müziği, Kuran-ı Kerim dinlemeyi çok sever, fakat bilhassa bilinçli olarak Türkçe tefsir edilmesini isterdi. Kuran’ın açıklanmasını isterdi” diyor. Dini müziğimiz mevlit, ilahi, ezan, sela, tekbir gibi formlarda büyük bir zenginlik arz eder diyor.
ADNAN OKTAR'IN KAÇKAR TV RÖPORTAJINDAN (22 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR: Bizim aslanlar aslanı Atatürk’ümüz bize o kadar güzel bir ülke bıraktı ki, o kadar güzel bir mantık ve o kadar güzel bir anlayış bıraktı ki, dedikleri doğru, İslam’ın özünü yaşayacak şekilde bir sistem meydana getirdi ve münafıkların yaşayamayacağı, samimi Müslümanların yaşayabileceği bir ortam meydana getirdi Türkiye’de. Ve pırıl pırıl aydınlık bir İslam anlayışı bugün Türkiye’yi sarmış durumda, görüyorsunuz, bu bizim güzel Atatürk’ümüzün vesile olmasıyladır, çok önemli bir hizmeti olmuştur o yönde, maşaAllah. Her yönde çok hizmeti vardır ama bu yönde de çok önemlidir hizmeti.
ADNAN OKTAR: Atatürk dindarlığını bütün açıklığıyla ortaya koyan bir insandır. Bakın Atatürk’ün günlüğünden biraz anlatayım. Oradan daha iyi anlarlar. 9 Mart 1922, Perşembe, Sivrihisar, kendi el yazısıyla. “Saat sekize doğru, akşam İsmet Paşa geldi. Evvela yemek, yemekten sonra 10 Mart için program kararlaştırıldı. Siyasi durum hakkında bilgi verdim.” Bakın dikkat edin. “Ondan sonra hafıza Kuran okuttuk.” Buyrun. 10 Mart 1922 Cuma, Aziziye. Günlüğü bu kendi el yazısıyla yazdığı. “Selahattin Paşa da gelmişlerdi. Beraber yemek yedik. Bazı telgraflar gelmişti. Gördüm,” Sonra bakın ne diyor, “hafıza Kuran okuttum.” 17 Mart Cuma, Akşehir, karargaha dönüş. “Saat sekize kadar yalnız kaldım. Mustafa Abdülhalik Bey geldi, hafıza Kuran okuttuk” ve devam ediyor. 20 Mart Pazartesi, Akşehir. “Fahrettin Altan Paşa ve kurmayını yemeğe davet etmiştim. Hafıza Kuran okuttuk.” 24 Mart Cuma, Akşehir. “Mütareke teklifini Celal Bey bildirdi. Cuma namazında hafız Ulucami'de mevlit okudu. Gece yarısından sonra sekiz saat beşte sabaha kadar Ankara'da Bakanlar Kurulu ile görüşme yaptım.” Gece gündüz Kuran okutan, hafızın okuduğu Kuran’ı zevkle dinleyen bir insan.
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV’DEKİ CANLI RÖPORTAJI (24 MART 2009)
ADNAN OKTAR: Mesela Atatürk’ün anti komünist olması, anti mason olması, mason localarını kapatması, komünist örgütlenmeye karşı kesin tavır alması, Allah’a peygambere adeta aşık olması, müthiş bir sevgi duyması, mesela İmam Hatip’lerin açılmasında, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kurulmasında, Elmalılı tefsirinin oluşturulmasında, Buhari’nin tercümesinde, Peygamber Efendi’mizin hayatının hazırlanmasında, yani çok çok alanda, çok büyük faydaları oldu ve emeği geçti Atatürk’ün.
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (26 Nisan 2009)
ADNAN OKTAR: … Bakın bu çok önemli vefatından birkaç ay önce söylüyor bunu; bütün dünyanın Müslümanları Allah’ın son peygamberi Hazreti Muhammed’in (sallahu aleyhi ve sellem) gösterdiği yolu takip etmeli. Bak peygamber ne diyorsa o takip etmeli ve verdiği talimatları tam olarak tatbik etmeli, peygamber ne diyorsa onu tatbik etmeli diyor, tüm Müslümanlar Hazreti Muhammed’i örnek almalı ve kendisi gibi hareket etmeli, İslamiyet’in hükümlerini olduğu gibi yerine getirmeli bakın İslamiyet’in hükümlerini olduğu gibi yerine getirmeli zira anacak bu şekilde insanlar kurtulabilir ve kalkınabilirler. Ankara Üniversitesi, Dil Tarih Coğrafya Fakültesi yayını, 1979, sayfa 70-71. Resmi devlet yayınıdır. Mesela diyor ki; O Allah’ın birinci ve ne büyük kuludur diyor Resullullah için. Onun izinde bugün milyonlarca insan yürüyor benim, senin adın silinir fakat sonuncuna kadar diyor o ölümsüzdür. Hazreti Muhammed sallahu aleyhi ve sellem için.