| |
ADNAN OKTAR'IN AKS TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (5 Mayıs 2009)
|
|
|
| |
|
|
| |
Sayın Adnan Oktar bu röportajında, Mardin’deki katliamın PKK’nın klasik bir intikam eylemi olduğunu, çünkü PKK’nın koruculardan nefret ettiklerini; korucuları kendilerince yıldırmak ve onlara gözdağı vermek için böyle bir eylemi yapmış olabileceklerini anlattı. Buna karşı bilinçlenmenin, antikomünist, antistalinist, antidarwinist eğitimin son derece önemli olduğunu, bataklık kurutulmadığı müddetçe bu sistemle başetmenin çok zor olduğunu, kökten çözüm varken bunu yapmamanın bir sorumluluk olacağını ifade etti. |
|
|
| |
|
|
|
ESERE AİT DİĞER TÜRLER |
Diğer Sitelerimiz
|
|
|
|
| |
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER FİLMLER |
|
|
|
| |

ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (13 Şubat 2009)
Sayın Adnan Oktar’ın bu röportajda yaptığı açıklamaların satır başları şöyleydi:
“Bizim milletimiz bir dilim ekmek ve biraz peynirle yaşar ama sevgisiz, şefkatsiz, merhametsiz, muhabbetsiz yaşayamaz.”
“Avrupa Birliği bir Hıristiyan kulübü değil, keşke öyle olsaydı; ateist, darwinist bir kulüptür.”
“Hadislerin ve Said Nursi’nin açıklamalarına göre Hz. Mehdi geleli yaklaşık 30 yıl oluyor ve Hz. Mehdi halen faaliyet halinde.”
“Benim bir davam var ve hedefim belli; o yolda ben hırsla ve kararlılıkla gidiyorum; Allah’ın izniyle hiçbir güç beni bu yoldan çeviremez; 1979 yılından beri çizgimde de hiçbir değişiklik olmadı; gittikçe artan bir hızla mücadeleye devam ediyorum; istediklerini desinler dediler de, gördüler hiçbir değişiklik olmuyor, daha sağlıklı daha güçlü ve gayretli oluyorum.”
“Dünya en büyük nimeti, gerçek sevme gücünü ve tutkuyu kaybetti. Onlara yeniden bu güzelliği vereceğiz, Türk İslam Birliği’nin ilk vereceği hediye budur.”
“Türkiye dünyanın en büyük ahlak üniversitesidir, bu üniversite bütün dünyaya yetecek.”
“Yakın bir zamanda Türkiye süper devlet olacak. İstanbul da bütün Türk İslam aleminin manevi başkenti olacak.”
|
 |

 |

ADNAN OKTAR'IN HÜLYA AVŞAR RÖPORTAJI VE KAPSAMLI CEVAPLARI - 1.Bölüm (11 Mart 2009)
Röportajın bu bölümünde Sayın Adnan Oktar’ın kendisini kimlerin sevdiğine kimlerin sevmediğine dair yaptığı açıklama, önemli bir gerçeğe işaret ediyordu: “Beni seven çok; sağcı kardeşlerimden, dindar kişilerden. Ama ateist siyonistler sevmiyorlar, masonlar sevmiyorlar, komünistler sevmiyorlar, PKK’lılar sevmiyorlar, Sabetaycılar sevmiyorlar. Gayri meşru alemin içinde olan insanlar sevmiyorlar. Sevenler; Anadolu’daki yiğitlerim, canım kardeşlerim beni aşkla, muhabbetle seviyorlar. Tertemiz insanlar, Türk milliyetçileri, mümin kardeşlerim, Müslüman kardeşlerim coşkun bir muhabbetle seviyorlar, açık açık görülüyor, onlar bana yeter. Sabetaycılar, masonlar, komünistler beni severlerse ben biraz rahatsız olurum herhalde; onlar çünkü kendileri gibi olan kişiyi severler... Baron’un adamları, Baron’un zehirledikleri. Bana varsın düşman olsunlar, varsın karşı olsunlar. Beni sevmeyenler olmasıyla ben iftihar ederim. Bu benim mümin ve muttaki olduğumun, iyi olduğumun bir alametidir, dava adamı olduğumu gösterir inşaAllah.” |
 |

ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN GAZETE 525 VE ATV RÖPORTAJI (27 Ağustos 2008)
Sayın Adnan Oktar bu röportajında; faaliyetlerinde resmi bir destek görmediğini fakat çeşitli vakıflar, dernekler, parti mensupları anlamında manen çok büyük bir desteğin var olduğunu, bütün tarikat mensuplarının, dini cemaatlerin, milliyetçi kesimin hepsinin kendisine saygı ve sevgi duyduklarını ifade etti. En büyük manevi desteği Türkiye’deki sağcı kesimden gördüğünü de sözlerine ekledi. AKP ile ilgili görüşü sorulduğunda; Sayın Tayyip Erdoğan’ın samimiyetine inandığını, dindar bir Anadolu insanı olduğunu, dünyevi bir çıkarı ve hırsı olmadığının açıkça görüldüğünü söyledi. Sayın Oktar, ayrıca, siyaset konusunun kendisinden uzak olduğunu, şahsının siyasi liderlik gibi bir isteğinin olmadığını ancak fikirlerinin zaten iktidar olduğunu anlattı. Türk İslam Birliği kurulurken Rusya’ya güvence verilmesinin ve rencide edilmemesinin önemli olduğunu, Rusya’yı mahçup etmenin, küçük düşürmeye kalkmanın yakışık almayacağını, ayrıca tecrit etmenin, yalnızlığa itmenin de çok kötü bir şey olduğunu, bazı ülkelerde böyle bir politikanın görüldüğünü ancak bunun vicdanlı bir davranış olmadığını ifade etti. 1800’lerin milli egoist mantığının terk edilmesi gerektiğini, 2000’lerin güzel, sevgi dolu, birleştirici mantığının benimsenmesi gerektiğini vurguladı. Kafkaslardaki sorunlarla ve çözüm yollarıyla ilgili olarak önemli açıklamalarda bulundu. |
 |

ADNAN OKTAR'IN HÜLYA AVŞAR RÖPORTAJI VE KAPSAMLI CEVAPLARI - 4.Bölüm (11 Mart 2009)
Röportajın bu bölümünde Sayın Adnan Oktar, ailelerin, benimsediği fikir her ne olursa olsun çocuklarına, falancayla görüşmeyeceksin, şunu okumayacaksın, şunu yapmayacaksın gibi dayatmalarda bulunmasının son derece yanlış olduğunu; bunun yerine, onlara iyiyi güzeli anlatmaları, saygılı, demokrat ve şefkatli bir yaklaşımı benimsemeleri gerektiğini açıklıyor. Bir kısım gençlerin, ahlaksızlık yapan aileleri içinde yaşadıkları gizli acılara dikkat çekiyor ve bu sorunun çözümü üzerinde önemle duruyor. |
 |

ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Şubat 2009)
Sayın Adnan Oktar bu röportajında; Anayasa’da mutlaka değişiklik yapılması gerektiğini; sivil, tam demokratik ve özgürlüklerle dolu bir Anayasa’nın şart olduğunu; özellikle hukuk ve Yargıdaki bozuklukların düzeltilmesinin çok önemli olduğunu, bununla ilgili olarak Anayasa’da köklü ve güçlü değişiklikler yapılması gerektiğini anlattı. Dokunulmazlıklarının kaldırılması durumunda milletvekillerine, muhaliflerinin geceli gündüzlü dava açacaklarını, Türkiye’de dava açmanın çok kolay olduğunu; onun için milletvekilleri için yapılan şikayetlerin önce bir komisyondan geçmesi gerektiğini, bu açıdan da mevcut uygulamanın makul olduğunu ifade etti. Hukuk ve Yargıda ise, hakim dokunulmazlığının kaldırılması gerektiğini, bunun çok önemli olduğunu; aleni haksız uygulamalarda konuların çok sürüncemede kaldığını; hakimlerin teftişe açık olmaları ve suç işlediklerinde de kolayca yargılanabilmeleri gerektiğini açıkladı. Türkiye’de Yargının sağlıklı işleyebilmesi için bu konunun çok hayati olduğunu belirtti. Sayın Oktar ayrıca, müfettiş gönderilmesi olayının çok karmaşık ve zor halde olduğunu; vatandaş şikayet ettiğinde müfettişin hemen bakması gerektiğini; bu tarz kontrol ve incelemelerin vatandaşların vicdanında hukuka güveni artıracağını; bir hakimin de hata yaptığında rahatça yargılanıp ceza almasının kamu vicdanını rahatlatacağını ve hakimlere olan güveni artıracağını ifade etti. Böyle bir durumda hakimlerin üzerinde şaibe de olmayacağına; bunun aksinde yani hakim yargılanmasının bu kadar güç hatta imkansız olduğu durumda, hukuka saygıda sorunlar meydana gelebileceğine dikkat çekti.
|
 |
|
|
|
| |
|
|
|