| |
ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Şubat 2009)
|
|
|
| |
Filmi izlerken çok sık kesintilerle karşılaşıyorsanız, farklı bir playerda izlemek için tıklayınız.
Düşük hızlı internet bağlantıları için tıklayın
Mp4 Dosyasını İndirmek İçin Tıklayınız.
Flv Dosyasını İndirmek İçin Tıklayınız.
|
|
| |
|
Sayın Adnan Oktar bu röportajında; Anayasa’da mutlaka değişiklik yapılması gerektiğini; sivil, tam demokratik ve özgürlüklerle dolu bir Anayasa’nın şart olduğunu; özellikle hukuk ve Yargıdaki bozuklukların düzeltilmesinin çok önemli olduğunu, bununla ilgili olarak Anayasa’da köklü ve güçlü değişiklikler yapılması gerektiğini anlattı. Dokunulmazlıklarının kaldırılması durumunda milletvekillerine, muhaliflerinin geceli gündüzlü dava açacaklarını, Türkiye’de dava açmanın çok kolay olduğunu; onun için milletvekilleri için yapılan şikayetlerin önce bir komisyondan geçmesi gerektiğini, bu açıdan da mevcut uygulamanın makul olduğunu ifade etti. Hukuk ve Yargıda ise, hakim dokunulmazlığının kaldırılması gerektiğini, bunun çok önemli olduğunu; aleni haksız uygulamalarda konuların çok sürüncemede kaldığını; hakimlerin teftişe açık olmaları ve suç işlediklerinde de kolayca yargılanabilmeleri gerektiğini açıkladı. Türkiye’de Yargının sağlıklı işleyebilmesi için bu konunun çok hayati olduğunu belirtti. Sayın Oktar ayrıca, müfettiş gönderilmesi olayının çok karmaşık ve zor halde olduğunu; vatandaş şikayet ettiğinde müfettişin hemen bakması gerektiğini; bu tarz kontrol ve incelemelerin vatandaşların vicdanında hukuka güveni artıracağını; bir hakimin de hata yaptığında rahatça yargılanıp ceza almasının kamu vicdanını rahatlatacağını ve hakimlere olan güveni artıracağını ifade etti. Böyle bir durumda hakimlerin üzerinde şaibe de olmayacağına; bunun aksinde yani hakim yargılanmasının bu kadar güç hatta imkansız olduğu durumda, hukuka saygıda sorunlar meydana gelebileceğine dikkat çekti.
|
|
|
| |
|
|
|
ESERE AİT DİĞER TÜRLER |
ESERE AİT DİĞER BÖLÜMLER |
Diğer Sitelerimiz
|
|
|
|
| |
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER FİLMLER |
|
|
|
| |

 |

ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (24 Şubat 2009)
Sayın Adnan Oktar’ın bu röportajında anlattığı konulardan biri, Hz. İsa’nın Allah Katına alınışı idi: “Çarmıha gerilen kişi Hz. İsa değildi, benzeriydi, onu ihbar eden kişiydi. Hz. İsa’yı ihbar etti. Askerlere “peşimden gelin, ben onun bulunduğu odaya gireceğim” dedi. Odaya girdi, arkasından askerler de girdiler. Fakat odada tek kişi vardı. Hz. İsa göğe çekilmişti o anda. İhbar eden de saçı ortadan ayrılmış, biraz Hz. İsa’ya benzeyen bir insandı. Fakat Allah onu Hz. İsa’ya iyice benzetti ve linç ettiler onu orada, dövdüler, ağzı burnu karmakarışık hale geldi, dağıldı suratı. Tanınmayacak hale geldi. Onun için taraftarları onu Hz. İsa zannettiler, anlayamadılar. Allah “onu benzettiler” diyor, “onu öldürmediler ve asmadılar” diye iki kere ayette vurguluyor, “Allah onu Katına refetti, aldı” diyor ayette.”
Sayın Oktar farklı bir konu olarak, dini konularla ilgili asla espri yapılamayacağının üzerinde önemle durdu: “Dinle ilgili espri yapmak çok büyük bir ahlaksızlık ve terbiyesizliktir. Büyük bir günahtır. Dinle espri olmaz, Kuran’la, Kuran’ın hakikatleriyle espri olmaz. Bu, çok çirkin, itici ve iğrenç bir ahlaktır. Hiçbir Müslümana yakışmaz. İnşaAllah bundan sonra ekranda da bunları görmeyiz.”
Sayın Oktar, bir soru üzerine Sayın Kurtulmuş ile ilgili düşüncelerini de ifade etti: Sayın Numan Kurtulmuş, Erbakan Hocamızın güzel terbiyesi içinde yetişmiş güzel bir insanımız, güzel bir kardeşimiz. Erbakan Hocamıza vefalı davrandı, vefada bir bereket ve güzellik vardır. Çok çok efendi, çok mazlum ve mütevazı, nezih bir insan kendisi. İnşaAllah çok iyi olacak, Saadet Partisinden büyük atılımlar bekliyoruz.” |
 |

ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN KASPI GAZETESİ RÖPORTAJI (19 Eylül 2008)
Sayın Adnan Oktar Azerbaycan Kaspi gazetesiyle olan bu röportajında; gündemde olan Kafkas Birliği Projesi’nin, ardından Türk Birliği’ni de getireceğini, bölgede bulunan Gürcistan ve Ermenistan’ın Türk olmadıklarını, çoğunun Hıristiyan olduklarını ama buna rağmen kendilerinin bu ülkeleri Türk İslam Birliği içinde görmek istediklerini anlattı. Ermenilerin Karabağ bölgesinde bir çıkarlarının olmadığını, diplomatik bir çalışmayla, dostane bir telkinle rahatça o bölgeden çekileceklerini, masonların kışkırtmalarıyla işgal altında tuttuklarını ifade etti.İran’la Türkiye’nin arasının suni olarak açılmak istendiğini, bunun yine masonların şeytani oyunlarından biri olduğunu, İran’ın bizim çok eski dostumuz olduğunu ve dostumuz olarak da kalacağını ifade etti. Rusya’nın da Türk İslam Birliği’nden rahatsız olacağı bir durum olmadığını, kurulacak Birliğin zaten Rusya’nın yanında olacağını, ayrıca Amerika’yı da dost bildiğimizi ve sevdiğimizi, Darwinist ve masonik düşüncenin mutlaka ülkeleri birbirleriyle çarpıştırmak istediğini, bu düşünceye göre sözde güçlülerle zayıfların bir mücadelesi olduğunu ve onlara göre, hep de güçlülerin galip geldiğini anlattı. İslam düşüncesine göre ise böyle bir şeyin olmadığını, hakkın, haklı olanın galip geldiğini, bir topluluk zayıfsa dahi eğer haklıysa onun galip geleceğini açıkladı. Amerikan düşmanlığının da Rus düşmanlığının da çok akılsızca olduğunu, bu kavgacı ruhun ortadan kalkması gerektiğini söyledi. Dostluk havasının çok önemli olduğunu, düşmanlık havasında insanların dimağının sadece mücadeleye yöneldiğini sözlerine ekledi. |
 |

 |

ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Şubat 2009)
Sayın Adnan Oktar bu röportajında hem gündemdeki konular hem de imani konularda çarpıcı açıklamalarda bulundu. Allah’ın gizli kanunları olarak anlattığı gerçekler, tüm Müslümanların üzerinde düşünmeleri açısından son derece önemliydi: “Allah’ın bir adeti vardır; insanlar kendisinden uzaklaşırsa, Allah da o insanlardan uzaklaşır… Osmanlı’nın bazı dönemlerinde bir canlılık ve güzellik vardı; o dönemlerde insanlar geniş çapta, Allah’a inanıyorlardı, Allah’ı çok seviyorlardı. Fakat darwinizm, materyalizm ve ateist düşünce ortaya çıktıktan sonra toplumda inanç geriledi. Buna karşılık da Allah dünyada muazzam bir azap meydana getirdi; 1. Dünya Harbi, 2. Dünya Harbi çıktı, milyonlarca insanın ölümüyle sonuçlandı bu. Açlık, hayat pahalılığı, sıkıntılar alabildiğine yürüdü. Çok az bir malı fakirlere vermek istemeyenlerin bütün mallarını Allah ellerinden aldı, her şeyleri yok oldu. Halbuki mallarının, yiyeceklerinin az bir kısmını fakirlere verselerdi bu bela onlara gelmeyecekti. Allah’ın böyle gizli kanunları vardır. Ama bu dünyanın her yerinde oldu, İtalya’da da, Almanya’da da... Allah’ın ahlakına, Allah’ın kanunlarına uymadılar. Hıristiyan da olsalar insanlara yardım etmeleri gerekiyordu, egoistlik ve bencillik yayıldı. Bu Allah’ın gizli bir kanunudur, insanlar bunu bilmezler. Bu bir ledün ilmidir. Ne zaman ki Allah’a, Kuran’a, güzel ahlaka insanlık dönmeye başlıyor, hemen bereket ve bolluk da başlıyor. Bunu insanlar da açık açık görecekler. |
 |

 |
|
|
|
| |
|
|
|