HarunYahya.Tv
 
Ana Sayfa Yazar Hakkında Bize Ulaşın Sitenize ekleyin Sürekli Yayın
 
   
   
 
 
ADNAN OKTAR'IN AMERICAN PUBLIC TV RÖPORTAJI (19 Aralık 2008)
 
   
 
Ahmed Tharwat, Mısır asıllı, Amerika’da yaşayan ve Arap-Amerikan TV programı "Bel Ahdan"ı hazırlayan yapımcı ve sunucudur. Bel Ahdan, politik, sosyal ve siyasi konularda hazırlanan bir program olup Arap-Müslüman Amerikalıların perspektifini 15 yıldır Amerika’ya tanıtmaktadır. American Public TV'den eğitimli büyük kitlelere ulaşmaktadır. Geçtiğimiz günlerde Ahmed Tharwat’ın program konuğu Sayın Adnan Oktar’dı; röportajda öne çıkan bazı başlıklar şöyleydi:
“Darwinizm, tamamen tesadüflere dayalı, sapkın, hayali bir dindir; bilimle uzaktan yakından alakası yoktur, aldatmacadır.”
“Hayatın kaynağı Allah’tır.”
“Cinler ve melekler de evrimle yaratılmamıştır, ani bir yaratılma vardır; onları birden yaratan Allah insanı da böyle yaratmıştır.”
“Her insan bilinçaltında mutlaka Allah’a inanır fakat bazı kişiler çevrelerinin etkisiyle, belki marjinal olmak için Allah’a inanmadıklarını söylerler.”
“Ekonomik kriz muhtemelen 7 yıl kadar sürecek, Kuran’da buna işaret var.”
“Bush’un bütün yaptıkları kaderindeydi, Allah’ın ona çizdiği kaderi yaşadı, Irak’ın işgali peygamberimizin 1400 yıl evvel haber verdiği bir olaydı.”
 
 
 
Filmi izlerken çok sık kesintilerle karşılaşıyorsanız, farklı bir playerda izlemek için tıklayınız.


Deşifre dosyasını İndir Subtitle Download
Flv Download Flv Dosyasını İndirmek İçin Tıklayınız.
Bu röportajın deşifresine ulaşmak için tıklayınız
Post To MySpace! Share To FriendFeed
Bu eserin diğer dilleri : Rusça (INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY AMERICAN PUBLIC TV (December 19, 2008)), Rusça (INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY AMERICAN PUBLIC TV (December 19, 2008)), English (AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY AMERICAN PUBLIC TV (December 19, 2008)), English (AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY AMERICAN PUBLIC TV (December 19, 2008))
ESERE AİT DİĞER TÜRLER

Link :

Sitenize ekleyin




Diğer Sitelerimiz
 
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER FİLMLER
 
 

ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (17 Şubat 2009)

Sayın Adnan Oktar bu röportajında; Hz.Mehdi’nin insanlara gelen belaları durduran bir vesile olduğunu; Hz. Mehdi’nin bulunduğu yerde deprem olmayacağını; ekonomik krizden, yağmurların önce kesilip sonra bollaşmasına, Darwinizmin yıkılmasına kadar dünyada olan her olayın Mehdiyetin çevresinde döndüğünü; Hz. Mehdi’nin gelişine inanmayanların dahi ellerinde olmadan Hz. Mehdi’ye hizmet ettiklerini; Mehdiyetin, sosyal ve siyasi şu an dünyadaki en önemli konu olduğunu; Afrika’dan Amerika’ya kadar her yerin, hükümetlerin Hz. Mehdi’ye göre dizayn edildiğini; Said Nursi Bediüzzaman’ın olağanüstü bir insan olduğunu; milletimizin nefret ettiği Baron denilen şahsın en azgın Deccali güç olduğunu anlattı ve izleyicilerden gelen sorular doğrultusunda daha birçok konuda kapsamlı açıklamalarda bulundu.

/*****************/

ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI

(17 Şubat 2009)
 

MUHABİR: Salı günü yine ahir zaman sohbetlerinde Sayın Adnan Oktar Hocamızla birlikteyiz. Hocam bir kez daha ekranlarımıza hoş geldiniz.

 
ADNAN OKTAR: Hoş bulduk, teşekkür ederim, sizler de hoş geldiniz.
 

MUHABİR: Bugün yine bir buçuk saat boyunca sorularımız olacak ve cevaplarınızdan istifade edeceğiz, Allah izin verirse.

 
ADNAN OKTAR: İnşaAllah.
 

MUHABİR: Tabii biz ekranlara hoş geldik ama aynı zamanda stüdyoya da hoş geldik, diyelim. Stüdyodaki arkadaşlarımızı pek fazla söz etmiyoruz arkadaşlarımızdan, burada değerli arkadaşlarımız var. Onlara da çok, çok teşekkür ediyoruz. Programın izleyicilerimize iletilmesi noktasında bize yardımcı oluyorlar.Geçen haftadan sorular soracağım Hocam, müsaade buyurursanız. Fakat yine değerli izleyicilerimizin gerçekten düşünerek ve merak ederek sordukları sorular var. Bu sorular arasında çok, çok ilginç olan, benim de cevabını çok merak ettiğim sorular var. Müsaadenizle, yine geçen hafta yaptığımız gibi, bir izleyicimizin sorusuyla başlayalım programımıza.

MUHABİR: Evet, iddia edilenErgenekon’la ilgili dediğiniz gibi hukukun şu an mücadelesi söz konusu. Sonuçlanması halinde, masonlar devam ettiği sürece başka bir isimle başka bir örgüt çıkma ihtimali var mı Türkiye’de?

ADNAN OKTAR: Eğer iddia edilen Ergenekon örgütünün yargı ayağıkırılırsa, hukuk ayağı çökertilirse, iddia edilen Ergenekon bir daha belini doğrultamaz. Çünkü masonların taşeron, katil sürüleri bunlar. Yani bunlar, ayak takımı. Bunlar bir daha belini doğrultamaz, darmakeşan olur, bunlar. Ama yargı ayağı bunları koruyup kollarsa, çok büyük bir tehlike olur tabii.

MUHABİR: Evet, bir başka sorumuz Hocam, “bir röportajınızda Türklerin, ahir zamanda büyük bir güç olacağından bahsetmiştiniz. Bu konudaki hadislerden biraz bahsedebilir misiniz?”

ADNAN OKTAR: Bir daha okuyun sorunuzu.

MUHABİR: Türklerin, ahir zamanda büyük bir güç sahibi olacağını söylemiştiniz. Bu konuda hadisler var mı, varsa bu hadislerden söz edebilir misiniz? Manisa’lı izleyicimiz sormuş.

ADNAN OKTAR: Evet, Bu tarz hadisler çok fazla var. Bir kere Mehdi’nin İstanbul’da çıkacağı, O’nun açık olması, kutsal emanetlerin bizde olması ve Mehdi’nin dağınık Türk bayraklarını bir araya getireceğine dair hadis ki, çok mühimdir bu. Mehdi ilk çıktığında kırmızı bayraklarla çıkması, yeşil bayraklarla birleştirmesi kırmızı bayrakları, yani Türk bayraklarıyla çıkıp, yeşil yani, İslam ülkelerinin bayraklarıyla birleşip, Türk İslam Birliğini oluşturacağı rivayetlerden anlaşılıyor. Ama çok, çok fazladır, yani Türklerle mehdiyetin, Türk İslam Birliği’nin, iç içeliği çok fazladır, bu tip hadisler.

MUHABİR: Yine Mehdi ile alakalı bir başka sorumuz, “Sayın Adnan Oktar’a mehdiyet konusunda bir sorum olacak” demiş izleyicimiz. “Bir hadiste Mehdi ileri yaşlarda ama genç bir surette zuhur edecektir, diye yazılıyor. Bu konuyu biraz açıklayabilir misiniz?”, Hocam demişler, Mahmut Osmanoğlu Bursa’dan.

ADNAN OKTAR: Mehdi’nin dinçliğine dikkat çekiliyor. Yani Allah, O’na güç kuvvet verecek, Peygamber Efendimiz de çok dinçti ve Peygamberler de genellikle çok dinç olurlar, veliler dinç olurlar, ona dikkat çekiyor hadis.

MUHABİR: Kur’an-ı Kerim’de anlam olarak, ifade olarak gizli ayetler var mıdır, Hocam.     

ADNAN OKTAR: Tabii çok fazla var.

MUHABİR: Çok fazla, Kehf Suresinden geçen hafta bahsetmiştik. Kehf Suresiyle dilerseniz devam edelim. Ben izleyicilerimizin affına sığınarak kendi sorularımdan birkaç soru sormak istiyorum. Kehf Suresinin Mehdi ile bağlantısı ne kadardır?

ADNAN OKTAR: Mesela, Nevvas bin Seman el-Kitabi’denrivayet edilmiştir (R.A.), “Sizden kim deccale yetişirse, Kehf Suresinin evvelini ve onun üzerini okusun. Yani Kehf Suresinin hepsini okusun. Bu surenin sonu deccalin fitnesinden kurtuluşunuzdur. Yani Mehdilik, Mehdi hareketi, çünkü deccalin zıttı, Mehdi’dir zaten”.

Maden bin Ebu Talha’dan (R.A.) rivayet edilmiştir, “Kim Kehf Suresinin evvelinden on ayeti ezberlerse deccalin fitnesinden emin olur.”

“Ebu Davud dedi ki: Düştu Vaide, Katade'den böyle nakletti, ancak o şöyle dedi: 'Kim Kehf Suresinin sonlarından on ayet ezberlerse' , Şube ise Katade'den rivayetinde, 'Kehf Suresinin ahirinden' dedi". Yani rivayetlerin açıklamalarından Kehf Suresinin tamamı olduğu anlaşılıyor.

MUHABİR: Evet

ADNAN OKTAR: Ebu Derda'dan rivayet edilmiştir (R.A.). Peygamber (S.A.V.) buyurdu ki: "Her kim Kehf Suresinin başından 3 ayet okursa Deccal fitnesinden korunmuş olur." Yani, buradan kastedilen, bu surenin içersinde bunun sırrı, yani kastedilen bu. Mesela, kiminde 14, kiminde 3 diyor, fakat burada kastedilen, yani bu sureyi okumaya başlayan zaten tamamını okur, üç tane okuyundan yani birkaç ayet okuyun yahut okuyun anlamında kullanılmış bunlar.

MUHABİR: Evet

ADNAN OKTAR: Ebu Ümame el-Bahili'den (R.A.) rivayet edilmiştir: "Kim onun (deccalin) cehenneminin belasına uğrarsa Allah'tan yardım dilesin ve Kehf Suresinin ilk ayetlerini okusun ki ateş Hz. İbrahim (A.S.) da olduğu gibi bu ateş de o kimseye soğuk ve selamet olsun."  Her kim deccal ateşiyle ibtila ve imtihan edilirse Allah’tan yardım istesin ve Kehf Suresinin baş tarafındaki ayetleri okusun. Bu suretle deccalin ateşi ona karşı soğuk ve selamet olur. Zaten ilk 9. ve 10. ayetlerde Kehf’ten bahsetmeye başlıyor.

MUHABİR: Evet

ADNAN OKTAR: Yani Mehdi cemaatine işaret eden bir sure biliyorsunuz. Yani Kehf Suresi baştan sona, mesela Hızır da yani, mesela Mehdi, aynı zamanda Hızır’a da benzer diyor hadiste. Yani Hızır yönü de vardır Mehdi’nin. Kehf yönü de vardır. Zülkarneyn yönü de vardır. Mesela Zülkarneyn’le benzerlikleri de çok fazla detaylı anlatılmıştır.

“Ebu Merduye, tefsirinde İbn-i Abbas hadisini merfu olarak tahric etti:
Ashab-ı Kehf, Mehdi'nin yardımcıları olacaktır.”

“İmam Ebu İshak Salebi tefsirinde Kehf kıssasını anlatırken diyor ki: Mehdi çıktığı zaman Ehl-i Kehf'e gidip selam verince Allah onları diriltecek ve Mehdi'nin yanında yerlerini alacaklardır." Yani bu insanların bilmediği gizli bir kuvvet olacaktır, gizli bir güç olacaktır. Mesela, Hızır da öyle, insanların bilmediği bir güçtür ve Mehdi’nin yardımcısıdır Hızır. Kehf de Mehdi’nin yardımcısıdır. Biliyorsunuz Kehf 110 ayetten oluşur. 18.suredir. Kehf Suresi 110 ayetten oluşur çarptığımızda 1980 yılını verir. Yani Mehdinin çıkış yılını verir.

MUHABİR: Evet

ADNAN OKTAR: Ayrıca, mesela, Zuhruf Suresi 61 “Hiç şüphesiz o, kıyamet-saati için bir ilimdir.” Hz. İsa için söylüyor, yani bir alamettir, kıyamet alametidir Hz. İsa. “Öyleyse ondan (kıyametten) yana hiçbir kuşkuya kapılmayın” bu ayetin ebcedi 2026 Hz. İsa’yı beklediğimiz tarihi veriyor.

MUHABİR: 2026

ADNAN OKTAR: 2026 bakın, “Hiç şüphesiz o, kıyamet-saati için bir ilimdir.” Yani alamettir, kıyamet alametidir, Hz. İsa.  “Öyleyse ondan (kıyametten) yana hiçbir kuşkuya kapılmayın” Miladi 2026.

“Meryem oğlu İsa'ya apaçık belgeler verdik” Bakara Suresi 253 miladi 2017 tarihini veriyor.

 
MUHABİR: Evet, yani Hz. İsa’nın zuhur tarihi…
 

ADNAN OKTAR: İnşaAllah, Mesela gene Mehdiye bakan, Kehf Suresi’ndeki sırlardan veriyorum, siz sorduğunuz için;

“Hani Musa genç yardımcısına demişti ki: İki denizin birleştiği yere ulaşıncaya kadar gideceğim ya da uzun zamanlar geçireceğim" bu 1. 

Gerçekten, Biz ona yeryüzünde sapasağlam bir iktidar verdik ve ona her şeyden bir yol (sebep) verdik.” Zülkarneyn’e, bu da 2017 gene Mehdi’nin vaktini veriyor.

 
MUHABİR: Evet
 

ADNAN OKTAR: Bakın, “Gerçekten, Biz ona yeryüzünde sapasağlam bir iktidar verdik” yani Mehdi’nin hâkimiyeti İnşaAllah. Ebcedi 2017’dir, harf toplamı, miladi 2017.

“İki seddin arasına kadar ulaştı” Kehf Suresi’nde2015, yani anarşinin son bulduğu tarih İnşaAllah,

MUHABİR: Evet

ADNAN OKTAR: Terörün ve anarşinin son bulduğu tarih, mesela,  “Böylece ikisi iki (deniz)in birleştiği yere ulaşınca balıklarını unutuverdiler” Kehf Suresinde. İki denizin birleştiği yere ulaşınca yani Mehdi’nin zuhurunu biz işari manada kabul ediyoruz, İnşaAllah 1984 tarihini veriyor miladi. Yani Mehdi’nin çıkış zamanlarına işaret ediyor “İki denizin birleştiği yere ulaşınca” yani İstanbul’a gelince.

MUHABİR: Evet

ADNAN OKTAR: İstanbul’a ulaşınca…

MUHABİR: Zülkarneyn’den de yine bahsederken…

ADNAN OKTAR: Evet, Zülkarneyn, yani işari manada da Mehdiye işaret etmiş oluyor. Mesela, “Dedi ki: Rabbimin beni kendisinde sağlam bir iktidarla yerleşik kıldığı (güç, nimet ve imkân), daha hayırlıdır.” Zülkarneyn’in bir sözü bu Kuran’da geçerKehf Suresi 95.ayet ebcedi 1987 yılını veriyor.

MUHABİR: Evet

ADNAN OKTAR: Miladi 1987 yani bunlar çok şaşırtıcı. Mesela, Nasr Suresi  “Ve insanların Allah'ın dinine dalga dalga girdiklerini gördüğünde, hemen Rabbini hamd ile tesbih et” Yani İslam’ın çığ gibi yayıldığını gördüğünde Allah’a hamdı et. “Rabbini hamd ile tesbih et” diyor bu ayetin ebcedi 2016 tarihini veriyor.

MUHABİR: Evet

ADNAN OKTAR: Aslında bildiğim çok şey var da fakat…

MUHABİR: Bu 2015 ve 2026 yılları arasında tarihler çıkıyor, genelde Hocam.
 
ADNAN OKTAR: Evet
 
MUHABİR: Öte taraftan Mehdi’nin zuhuru da yine 1980 ile 1985 yılları arasında…

ADNAN OKTAR: 1980, 1990, 2000 ve 2010 yani 81,91, Said Nursi’nin demesine göre 91, 2001 ve 2011 ve 2021 yani bir kırk yıllık şeyi vardır Mehdi’nin mücadele dönemi vardır.

MUHABİR: Evet

ADNAN OKTAR: 81-91 dönemi ayrıdır. 19991-2001 ayrıdır. 2001-2011 ayrıdır. 2011-2021 ayrıdır. 2021 nihayetlenmesidir ama bu 2011-2021 zafer yıllarıdır. 2001 ve 2011 arasında da hissedilmeye başlandığı, gücünü göstermeye başladığı tarihlerdir, İnşaAllah.

Mesela yine Nur Suresi, “Onları da yeryüzünde 'güç ve iktidar sahibi' kılacak” ayet 2013 tarihini veriyor, “Onları da yeryüzünde 'güç ve iktidar sahibi' kılacak” 2013.

Mesela “Umulur ki Allah, bir fetih veya Katından bir emir getirecek” Maide Suresi 52 Miladi 1996 tarihini veriyor.

Mesela, “Biz yeryüzünde Yusuf'a güç ve imkân (iktidar) verdik” Yusuf Suresi 56, 1997 yılını veriyor.

Mesela “Ve seveceğiniz bir başka (nimet) daha var: Allah'tan 'yardım ve zafer (nusret)' ve yakın bir fetih “, Saff Suresi 13. burada Allah’tan yardım ve zafer (nusret) ve yakın bir fetih kelimesi 1981 yılını veriyor, Mehdi’nin çıkış yılları.

MUHABİR: Evet

ADNAN OKTAR: İnşaAllah

MUHABİR: Bu noktada Hocam söyleyecekleriniz var. Fakat ben, özellikle Müslümanların Mehdi’yi nasıl tanımaları gerekiyor ya da bir Müslüman Mehdi’yi nasıl tanıyacak? Nihayetinde, Mehdi sizinle daha önce yaptığımız sohbetlerde de belirttiğiniz üzere, çıkıp, “Ben Mehdiyim” demeyecek, herhalde, değil mi, Hocam.

ADNAN OKTAR: Mehdi böyle, bunu başka büyük bir âlim de anlatıyordu. Ben, O’nun kasetini dinlemiştim. 1979-80’lerde, “mevcelenmelerle” diyor, “gelişmelerle, hareketlenmelerle, kendini hissettirecek, Mehdi, hissettirmeye başlayacak” diyor. Yani, “gittikçe yavaş yavaş, belli olacak” diyor. O zamanlarda 79-80 de bunu anlatıyordu. “Bir âlimin müstedrekinde sakalından bahsediyordu” diyor. “Sakalından bahsederdi” diyor. Bunu söyleyen âlimin sakalı yoktu. Fakat Mehdi’nin sakalından bahsediyordu ki, özellikle kendisinin Mehdi olmadığını vurgulamak için bunu söylediğini anladım. Sonra soruyorlar talebeleri, yani “bizim bu amacımız nedir?” yani “bu grubun, bu cemaatin amacı nedir?”. “Biz diyor, Mehdinin zuhuru zamanında diyor, insanlarda, bir kısım insanlarda eğer tereddüt meydana gelirse, bu tereddüdü izale edecek bir topluluğuz diyor” yani “bilgimizle, açıklamalarımızla, tereddütleri izale etmek görevimiz bizim diyor.” Bu o zamanlar çok dikkatimi çekmişti. Yani o açıklamaları, tabii O’nun başka çok fazla konuşmaları da var. Çok izahları vardı, ama bu kadarı şu an yeterli.

MUHABİR: Bu, tabii Mehdi’nin sakallı aynı zamanda evlenmeyeceği de hadislerde yer alıyor, yanılmıyorsam.

ADNAN OKTAR: Evet, bunu, bu bir ayırıcı vasıf olarak onu özellikle... Mesela, Said Nursi’nin sakalı yoktur, talebelerinin bir kısmı O’nu Mehdi olarak tanıtmak istedikleri için, yani Mehdi’nin sakalsız olduğuna dair rivayet bulmaya çalışan bir zorlama içindeler. Hâlbuki Said Nursi zaten açık söylüyor. “Ben diyor Seyyid değilim, diyor.” Yani “Seyyid olanın diyor Seyyid değilim demesi zaten haramdır diyor” “Seyyid olmayanın da ben Seyyid’im demesi haramdır diyor.” Bunu Said Nursi kendisi söylüyor. Ayrıca bununla ilgili zaten rivayette var ve açık, açık da söylüyor “Ben Seyyid değilim diyor.”

MUHABİR: Evet

ADNAN OKTAR: “Ve O gelecek Şahıs diyor”, yani sürekli tarif ediyor, “ileriki bir dönemde, kendisinden sonraki dönemde geleceğini, üç vazifeyi birden yapacağını ve sürekli tekil şahıs şeklinde bir üslubu var. Açık, açık belli oluyor, Mehdi’nin geleceği.

Fakat Peygamberimiz (S.A.V.), ayırıcı vasıfları olsun diye böyle kargaşa olmasın diye çok detaylı, kapsamlı anlatmış ki, karmaşıklık olmasın. Mesela bir insanın sırtında ben olabilir. Ama ikinci bir benden daha bahsediyor, Peygamber Efendimiz (S.A.V.). Mesela bu Allah’ın insanların tereddüdünü gidermek için meydana getirdiği bir nişan olduğu anlaşılıyor. Mesela diyor ki “mersin ağacının yaprağı gibidir” dışa çıkık bir ben, yani yaprağı andıran bir et beni tarzında ve onun da bulunduğu yeri daha detaylı tarif ediyor, çok kapsamlı onun biraz daha ilerisinde daha başka bir yönü de olduğunu açık, açık belirtiyor.

Mesela detay olarak gene ayrıca da “sağ bacağında da ben vardır” diyor, mesela bir şey olarak ki bu yani ihtimallerde bir tereddüt olmasın diye Allah’ın meydana getirdiği bir harikadır. Yani acaba denmesin gibi, mesela “alnında bir yara izi vardır” diyor mesela “yanağında bir ben vardır” diyor ama bu benin vasfında belirtirken “bir yıldız gibidir” diyor yani şey değil siyah bir ben olmadığı anlaşılıyor.

MUHABİR: Evet

ADNAN OKTAR: Yıldız gibidir. Mesela diğer benlerde ona göre bir üslup kullanılmış. Mesela mersin ağacının yaprağına benzettiğinde o ona göre açıklanıyor.

Mesela boyu posu, yürüyüşü, üslubu, mesela alının genişliği, boydan boya geniş bir insan olduğu anlaşılıyor ama biz buradan zaten anlıyoruz. Mesela omuzu genişse, göğsü genişse, mesela karnı genişse, uyruğu da geniş olmuş oluyor otomatik olarak, çünkü beden boydan boya geniş. Zaten ayrıca onu vurgulamak için apaçık Peygamberimiz (S.A.V.) “Beni İsrail’den bir recul gibidir” diyor, yani beni İsrail’den böyle kişiler gibi “heybetli ve acardır” diyor, “gösterişli” diyor, bunların hepsi müminlerin kalbine rahatlık ve güven vermek tereddütlerini izale etmek içindir yani çok fazla detay olması.

MUHABİR: Evet

ADNAN OKTAR: Mesela Mehdinin başka da yine çok fazla detaylar var, sosyal hayatına ait de detaylar da vardır.

Mesela davranışlarına ait detaylar da vardır. Bunların hepsi bir araya geldiğinde, zaman açısından, olaylar açısından, yöntemler açısından, bütün detaylar bir araya geldiğinde ikinci bir ihtimale yer bırakmayacak şekilde Mehdi ortaya çıkacaktır, çok net anlaşılacaktır. Ama asıl, İslam’ın dünyaya hâkim olmasıdır, ona vesile olmasıdır.                                                        

MUHABİR: Evet

ADNAN OKTAR: Yani bu insanların asla reddedemeyecekleri bir delil olacaktır. Ve ayrıca Hz. İsa’nın onun arkasında namaz kılması, mesela insanların asla hiçbir insanın reddedemeyeceği bir delil haline gelecektir. Ama bütün bunlara rağmen Allah-u âlem diyeceğiz. Gene Allah-u âlem diyeceğiz.

MUHABİR: Evet
 
ADNAN OKTAR: Herhalde O diyeceğiz.
 
MUHABİR: Evet
 
ADNAN OKTAR: İnşaAllah

MUHABİR: Hocam yine çok şık ve yakılıklısınız demiş, bir izleyicimiz MaşaAllah, her Salı günü programınızı büyük bir heyecanla bekliyorum, Hocama sevgilerimi hürmetlerimi iletiyorum, Hz. Mehdi’nin Kafkas kökenli olacağı olarak geleceği doğru mu? Fatma Güner, Adapazarı’ndan sormuş.

ADNAN OKTAR: Evet, rivayetlerin birisinde vardı, geçenlerde de onu okumuştum, Kafkasya’dan süzülen bir ışık gibi mealen yaklaşık Mehdi’nin o taraflardan geleceği, yani belki atalarının çünkü Horasan taraflarından da belirtiyor, Horasan’a yani çünkü Mekke ve Medine taraflarından Horasan taraflarına, Horasan taraflarından da Kafkasya’ya. Kafkasya’dan başka yerlere gitmiş olabilirler. Ona işareten böyle bir açıklama olmuş olabilir, çünkü mesela ikinci rivayette gene dediğim Horasan taraflarına da dikkat çekiliyor, o şey daha aşağı bölgelere Horasan derken yani Kafkasya’nın çok daha aşağı bölgeleri.

MUHABİR: Evet

ADNAN OKTAR: Buralara dikkat çekilmiş hadislerde, yani muhtelif bununla ilgili hadisler var, yani muhtemelen atalarının geçiş yolları belirtiliyor.

MUHABİR: Evet
 
ADNAN OKTAR: O şekilde
 

MUHABİR: Hz. Mehdi’nin insanlar arasında tanınması nasıl olacaktır diye bir soru var, fakat bunu ben az önce sormuştum size.

 
ADNAN OKTAR: Evet
 

MUHABİR: İnsanlar nasıl tanıyacak, Nilüfer Hanım’a teşekkür ediyoruz. Sayın Hocama bir sorum olacak, Hz Mehdi’nin hiç malı mülkü olmayacağına dair bir hadis okudum, böyle bir durumda Hz. Mehdi mücadelesini nasıl yapacak acaba, Mümtaz Akbıyık İstanbul’dan, göndermiş soruyu.

ADNAN OKTAR: Demek ki biriktirmeyecek, dağıtacak, harcayacak, yani bu zaten bir özelliği olacak, tutmuş olsa zaten tebliğ yapamaz.

MUHABİR: Evet
 

ADNAN OKTAR: Demek ki bol kazanacak Allah bol nimet verecek, o da bol, bol harcayacak, bu ortaya çıkıyor.

MUHABİR: Evet, Hocam geçmişte sizin tabii bu noktada kitaplarınız var, geçmişte helak olan kavimleri sıklıkla işlediğiniz.

ADNAN OKTAR: Evet

MUHABİR: Kitaplarınız var, bu dönemde de, bu felaketler artmaya başladı özellikle ki işte kıyamete yaklaştığımız bir dönemde olduğumuzu çok, çok iyi biliyoruz. Mehdi’nin gelmesiyle bu felaketlerin azalacağını düşünebilir miyiz, nihayetinde huzur geleceğine göre dünyaya.

 
ADNAN OKTAR: Mehdi gelmeden önce yoğun felaketler vardır.
 
MUHABİR: Evet
 

ADNAN OKTAR: Mehdi’nin zuhurundan sonra felaketler duruyor, Said Nursi Hazretleri de bunu anlatıyor. Yani gadab-ı ilahîden insanların kurtulmasına vesile olduğunu belirtiyor, Mehdi’nin.

MUHABİR: Evet

ADNAN OKTAR: Yani Mehdi insanlara gelecek belaları durduran bir vesiledir. Yani kıyametin gecikmesine vesiledir Mehdi.

MUHABİR: Evet

ADNAN OKTAR: Yani Kıyameti durduran bir insandır. Hatta diyor, rivayette kıyametin kopmasına çok az bir süre kalsa da yani bir gün dahi kalsa Allah o günü uzatır, Ehl-i Beyt’inden Hz. Mehdi’yi gönderir, diyor. Yani bu kıyameti geciktiren insan olduğunu göstertiyor Mehdi’nin, Allah onu vesile ediyor. Hem felaketlerden dünyayı koruyan bir insandır, Allah onu vesile edecektir, yoksa dünyanın üstüne müthiş bir bela ve tufan gelebilir. Allah Mehdi ile bunları durduracaktır. Yani gadabı ilahîyeyi durduracaktır diyor Said Nursi.

MUHABİR: Evet
 
ADNAN OKTAR: İnşaAllah

MUHABİR: Mehdi ile beraber duracak fakat Mehdi de bir süre sonra vefat edecektir.

ADNAN OKTAR: Evet

MUHABİR: Büyük ihtimalle, daha sonra devam mı edecek felaketler, özellikle ülkemizde yaşadığımız bu felaketlerle alakalı sormak istiyorum Hocam, sizin ifadeniz doğrultusunda İstanbul’da da büyük bir deprem beklenmekte nihayetinde.

ADNAN OKTAR: Ben onu söyledim, açık, açık söyledim. Yani Mehdi’nin olduğu yerde deprem olmaz, hadis var, olmayacak diyorum. Bak bütün bilim adamları olacak diyor çok ısrar ediyorlar, ben de diyorum ki olmayacak.

MUHABİR: Bu gidiş fazlasıyla…

ADNAN OKTAR: Bakın benim dediğimin doğru olduğunu göreceksiniz İnşaAllah.

MUHABİR: Evet, İnşaAllah
 
ADNAN OKTAR: İnşaAllah
 
MUHABİR: İnanılmaz…
 
ADNAN OKTAR: İnşaAllah
 
MUHABİR: İstanbul rahatladığı şu dakika…
 
ADNAN OKTAR: İnşaAllah
 
MUHABİR: …itibariyle diye düşünüyorum.

ADNAN OKTAR: İnşaAllah, mesela bak dediler ki; küresel ısınma var işte yağmurlar o yüzden kesildi. Hâlbuki ben onu daha öncede belirttim 20 yıl önce kitabımda yazdım, Mehdi’nin zuhurundan önce bir yağmurların kesilmesi olayı var.

MUHABİR: Evet

ADNAN OKTAR: Ve bir süre sonrada Mehdi’nin faaliyetlerine geçmesine bir süre sonra da yağmurların bol, bol yağması var, şimdi İstanbul barajları doldu. Çaka, çaka doldu, hani küresel ısınma vardı, harikalara Allah’ın meydana getirdiği mucizelere akıl erdiremedikleri için ona bir bilimsel kılıf bulmaya çalışıyor, onu da beceremiyorlar ellerine yüzlerine bulaştırıyorlar, küresel ısınmayla kaynamayla buğdaylarla hiçbir alakası yok. Doğrudan Allah’ın yarattığı mucizelerdir harikalardır bunlar. Ve Mehdi devrinin harikalarıdır. Mesela ekonomik kiriz için de dediler ki yok, dediler ufak tefek bir şey bu dediler, 2007’lerde başladı yani…

MUHABİR: Evet

ADNAN OKTAR: Hafif bir kriz en fazla, işte bir yıl falan sürer, altı ay bir yıl sürer o da gittikçe gerileyerek geçer, ben de dedim ki bu çok büyük bir tufan dedim ekonomik tufan. 7 yıl sürecek dedim. Şimdi dünyanın en ünlü zenginleri batmaya başladı, bugün gene bir gazetede manşet atılmış dünyanın en ünlü zengini olarak bilinen bir kişi vardı o da batmış. Bütün fabrikalar, bütün bankalar, hepsi sıradalar ve hepsi sıradan batacaklar. Yani bütün kapitalist sistem çökecek. Ve bunların hiçbiri kurtulamayacak. Sadece Türk İslam Birliği Nuh’un gemisi gibidir, Mehdi öncülüğünde bütün dünyayı bu birlik kurtaracak. Benim bu dediklerimi görmek için fazla bir vakit geçmeyecek yani 2014 hemen kapıda göreceksiniz…

MUHABİR: Evet
 
ADNAN OKTAR: Çok süratli geçecek, bunlar.
 
MUHABİR: Evet
 
ADNAN OKTAR: Aynen dediğim gibi çıktığını göreceksiniz İnşaAllah.
 
MUHABİR: Siz özellikle Mehdi’nin İstanbul’da olduğunu, İstanbul’da…
 
ADNAN OKTAR: Benin inancım öyle
 
MUHABİR: Evet ve İstanbul’da da deprem beklemememiz gerektiğini…
 
ADNAN OKTAR: Evet

MUHABİR: Mehdi ile beraber depremlerin felaketlerin azalacağını belirtiyorsunuz ki son dönemlerde de İstanbul’a inanılmaz bir şekilde yağmur yağmaya başladı.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah

MUHABİR: Barajlar %70 oranında doldu, önümüzdeki yazı da kurak geçirmeyeceğiz. Hocam ben “konuşan kuşlar” ben 1-2 kitaplarınızı inceledim. Daha önce sizin kitaplarınızı okumuş ve inanılmaz bir şekilde istifade etmiştim.

ADNAN OKTAR: Evet

MUHABİR: Okumadığım kitaplardan bir tanesini okuyum dedim, “konuşan kuşlar mucizesi”.

ADNAN OKTAR: Evet

MUHABİR: Bunu da özellikle izleyicilerimizle paylaşmanızı istiyorum, konuşan kuşlarda nasıl bir mucize söz konusu?

ADNAN OKTAR: Yani alenen konuşuyor, beyni şu kadarcık falan bir şey minicik, küçücük canı.

MUHABİR: Evet

ADNAN OKTAR: Yani bir insan telefon sesini taklit edemez, yani mükemmel taklit ediyor, kapı sesini mükemmel taklit ediyor, yani konuşmada harfleri tek, tek dizmesi lazım, mesela nasılsın demek için ‘n’, ‘a’, ‘s’ hepsi tek, tek dizilmesi lazım, hayvan bir de aynı onun şivesi ve ses tonu ile yapıyor. Yani tiyatro sanatçısı bile olsa bunu çok yapar, yani taklidi. Hayvan aynısıyla yapıyor, mesela kimden duyduysa o ses tonu ve o şive ile yapıyor. Bu muazzam bir akıl ve muazzam bir güç gerektirir yani insanlar bunu çok önemsiz görüyorlar, bu yani olağan üstü bir şeydir, bir kuşun alenen konuşması mevzu bahis.

MUHABİR: Evet

ADNAN OKTAR: Yani desek yani bir kuş konuşmaya başladı insanların dili tutulur adeta, çok şaşırırlar hayvanlar alenen konuşuyor sanki sıradan bir şeymiş gibi görüyorlar, mesela bir çatalın yere düşme sesi oluyor aynısını yapıyor hayvan. Mesela ne bileyim telefonda herhangi bir ses yani çeşitli seslerden herhangi bir tanesi herhangi bir melodiyi çok güzel çıkarabiliyor, hayvan. Ama uzun cümleler kuruyorlar yani her konuya ayrı cevap verebiliyorlar.

MUHABİR: Evet

ADNAN OKTAR: Mesela nasılsın diyorsun, iyiyim diyor, yani bu böyle geçiştirilecek bir olay değil, yani baya kafasının çalışması lazım, bunu tasavvur edip düşünmesi ve harfleri tek, tek dizmesi lazım. Bir de hayvanın dili yok, yani ses telleri yok, yani insandaki konuşma için olan donanım yok hayvanda, dili var ama konuşma için kullanmıyor dilini.

MUHABİR: Evet

ADNAN OKTAR: Ses telleri de yok, ama mükemmel konuşuyor mesela bu da çok acayip.

MUHABİR: Tabi insan gerçekten tefekküre dalmamak için herhalde birçok büyük mazeretleri olması gerekiyor bunları gördükçe.

ADNAN OKTAR: Evet

MUHABİR: Siz Türkiye’de ve İstanbul’daki özellikle son dönemdeki İslami akımı nasıl görüyorsunuz, Hocam? İnsanlar eskiden herhalde çok fazla oruç tutmazdı. Mesela İstanbul da özellikle oruç tutma sayısı gittikçe artmaya başladı. İşte namaz kılma sayısı gittikçe artmaya başladı. Ülkemizde hakeza aynı şekilde, bunu da yine Mehdi ile ilişkilendirebilir miyiz? 

ADNAN OKTAR: Bakın bütün olaylar, dünyadaki bütün dünyadaki olaylar Mehdiyetin çevresinde dönüyor, her olay. Mesela ekonomik kriz doğrudan Mehdilikle bağlantılı bir olaydır, doğrudan. Mesela yağmurların önce kesilmesi ve sonra bollaşması doğrudan Mehdilikle bağlantılıdır. Mesela darwinistlerin böyle perişan olması direkt Mehdilikle bağlantılıdır. Darwin’in ortaya çıkarılması da Mehdilik ile ilgilidir. Mesela Said Nursi’nin İstanbul’a gelmesi burada faaliyet yapması ortam hazırlaması da Mehdilik ile ilgilidir, kendisi söylüyor zaten “ben Mehdi’ye ortam hazırlayan onun pişdar öncü bir neferiyim” diyor, “hiçbir cihette” diyor, “O ahir zamanın aciyb şahsı gibi olamam” diyor, yani çok net söylüyor. Mesela bütün Nur talebeleri Mehdi için hazırlanmıştır, yani Mehdiyete hizmet etmek için yani bütün dindarlar da öyle. Yani şuan bütün dünyadaki dindarlar istese de istemese de Mehdiliğe hizmet ediyorlar. Yani her anlattıkları konu mesela her açtıkları televizyon kanalı her açtıkları internet sitesi doğrudan Mehdiliğe hizmet eder. Mehdiyete hizmet eder.

MUHABİR: Evet

ADNAN OKTAR: Ve Hz. İsa’nın nüzulüne hizmet eder. Hatta Mehdi’nin gelişine inanmayanlar dahi ellerinde olmadan Mehdi’ye hizmet ederler. Mesela bütün sosyal olaylar, hükümetler, hükümetlerin yapıları dünyadaki, hepsi Mehdiliğe göre dizayn edilmiştir. Mesela İsrail’in varlığı İsrail’in azgınlığı, saldırganlığı, ateist-siyonistlerin orda iktidarda olması Mehdiliğe göre dizayn edilmiştir. Yoksa mesela İsrail’de dindar Museviler iktidarda olurdu, çok da güzel huylu olurlardı, sevecen olurlardı, kavga da gürültü de olmazdı, herkes huzur içinde yaşarlardı. Ama bu hadislere uygun düşmezdi, olaylara uygun düşmezdi, hamiyeti İslamiyeyi tahrik edecek bir güç olmazdı o zaman. Yani Müslümanları tahrik edecek heyecanlandıracak birleşmeye itecek bir güç olmazdı. Allah İsrail’i mesela saldırgan, özel yaratmıştır. İslam birliğine vesile oluyor bu.

MUHABİR: Evet

ADNAN OKTAR: Mesela İslam ülkelerindeki yapılanmanın yumuşaması insancıllaşması modernleşmesi Mehdiliğe zemin hazırlanıyor. Mesela İran’da yönetim yani şuandaki yönetim zaten İran anayasasının birinci maddesi Mehdi çıkıncaya kadar bizim anayasamız geçerlidir, diyorlar. Birinci maddesi budur. Mehdi zuhur edinceye kadar bizim anayasamız geçerli, ondan sonra bu anayasa otomatik fesh olur, yani geçerli değildir. Ondan sonra biz Mehdi’nin dediğini yapacağız, diyorlar. Koskoca Iran devleti ve bütün bölgede ta Pakistan’a kadar olan bütün Şiiler, Azerbaycan Şiileri bütün bölgedeki Şiiler hepsi bu inançtadır ve bu düşüncededir. Ve ordaki hazırlık da gene Mehdiyete göre dizayn oluyor.

Mesela İran’da geniş çaplı Mehdi’ye hazırlama karşılamak için hazırlık var şuan. Mesela Ahmedinecat önce gelecek diyordu, gelmek üzeredir diyordu, şimdi de geldi diyor. Bakın gelmek üzere geliyor geldi, şuanda da geldi diyor. Ben ne diyorum, geldi. Yani bu devlet başkanı, bu insan artık yani herhalde bir bildiği var ki bunu söylüyor. Ben de bir bildiğim var ki söylüyorum. Yani boşa söylenmiş sözler değildir bunlar. İran’da mehdiyete göre dizayn devam ediyor mesela uydu gönderdiler uzaya bu Mehdi’ye hizmet için gönderdik biz bunu diyorlar, uyduyu. Yani Mehdi’nin tebliğinde insanlara hitap etmesi için biz bu uyduyu gönderdik diyorlar. Ordumuz Mehdi içindir diyorlar, yani Mehdi’nin askeridir diyorlar. Bütün İran ordusu yani tamamı diğer milislerimiz. Onların biliyorsunuz bir halk milisleri var.

MUHABİR: Evet

ADNAN OKTAR: Bir İran ordusu var, gene ayrı bir yapılanma daha var. Bunların tamamını biz Mehdi’nin emrine verdik diyorlar, yani öyle Mehdiyet halkın bir kısmı bilmiyor ama dünyanın en önemli konusudur şuanda. Yani sosyal, siyasi en önemli konudur. Mesela Amerika’nın Irak’ı işgal etmesinin kökeninde Mehdiliğe karşı tedbir alma vardır. Mehdi’yi durdurmak için yapılan bir harekettir ve tam ters etki yapmıştır çünkü Mehdi’nin çıkış alametidir zaten Irak’ın işgal edilmesi.

MUHABİR: Evet

ADNAN OKTAR: Yani işgal edilmeseydi hadis yanlış çıkardı. Mesela Irak’ın üçe bölüneceğini, ben onu daha önce kitaplarımda yazmıştım. Irak üçe bölünecek dedim ve Irak işgal edileceğini belirttim, yıllar önce yazdım ben onu yani işgalden 10 yıl önce yazdım ve aynen dediğim gibi çıktı. Yani bölgenin dizayn edilmesiyle ilgili çok, çok fazla olay var. En sonunda Mehdi’nin zuhuruyla olay neticelenecektir. Ve hiçbir kuvvet hiçbir güç Mehdi hareketini durduramayacaktır. Dünyanın kaderidir bu.

Ondan sonra bir refah ve bolluk ondan sonra Allah insanlara nimetlerini sunmaya başlayacak. Şuan Allah bütün nimetlerini kıstı insanlara, yani Allah’ın birçok ismi vardır yani onların tecellileri vardır. Bir insanları delalete düşüren, onlara bela veren isimleri vardır, bir de Hadi isminde tecelli eder, bir de rahmetiyle tecelli eder. Yani nimet yönüyle tecelli yönleri vardır. Mehdi’nin çıktığında da insanlık bunu hak ettiği için Allah bol, bol bereket rahmet ve bolluk verecektir, güzellik verecektir insanlara. İç huzuru verecektir, neşe verecektir insanlar gerçek sevgiyi bulacaklardır.

Afrika’dan Amerika’dan tutun her yer şuan ona göre dizayn ediliyor. Mesela Obama’nın bile siyaseti Mehdi’nin ve İsa’nın inişine Mehdi’nin zuhuruna ve Hz. İsa’nın inişine göredir. Yani yaptıkları mesela son toplantı gene dini bir toplantıdır, Tony Blair’de katılmıştır o da katılmıştır, dinlerin birleşmesi dinlerin kendi aralarında barış içinde yaşaması şeklinde bazı fikirler ve düşünceler konuşulmuştur. Burada gene Mehdiliğe uygun ortam hazırlayacak bir yapılanmadır. Dolayısıyla hepsi İslam’ın dünya hâkimiyetine göre dizayn ediliyor, dünyadaki bütün olaylar. 

MUHABİR: Yani hayat planlanmış ve biz…

ADNAN OKTAR: Tabii
 

MUHABİR: …O hayatı yaşıyoruz, istesek de istemesek de. Hocam bu noktada bir soru daha soracağım kısa bir reklam arası vereceğiz.

ADNAN OKTAR: Evet

MUHABİR: Müsaadenizle, aslında bu soruyu sormuştum, fakat izleyicimize gönderdiği için çok teşekkür ediyoruz, saygısızlık olmasın diye yinelemek istiyorum. Sayın Mavi Karadeniz yetkilileri, bize de selam göndermişler, sizlere böyle güzel bir program hazırladığınız için teşekkür ediyoruz, demişler. Sayın Hocamı da gördüğümüz zaman içimiz açılıyor, kendisine bir soru sormak istiyorum Mehdi’nin bekâr olacağı ile ilgili hadisi biraz daha açabilir mi, açıklayabilir mi, demiş.

ADNAN OKTAR: Mehdi evlenmeyecek, evet
 
MUHABİR: Evet

ADNAN OKTAR: Peygamber Efendimizin öyle bir hadisi var, hatta ona hadisin ravisi ‘şunu ilave ettin mi’ diyor, “Mehdi hariç” diyor, yani ‘bütün imamlar evlenecek ama Mehdi evlenmeyecek’ diyor. Onun evladı olmayacak Allah-u âlem o kıyamet yakın olduğu için, yani onun evlatlarına yönelik bir şey olmasın, yani artık o soya karşı bir suikast veya herhangi bir saldırı olmasın diye Allah’ın aldığı Allah-u âlem bir tedbir o.

MUHABİR: Evet

ADNAN OKTAR: Yani Mehdi ile o soy sonuçlanmış olacak, yani Mehdi silsilesi durmuş olacak, Mehdi’den sonra ileri bir silsile olmayacak.

MUHABİR: Evet, iyi akşamlar Hocam, Ahmet sunucu kardeşime selamlar demişler. Aleyküm selam, size bu maili Gümüşhane’den yazıyorum Hocam, Sayın Adnan Oktar’a sorabilir misiniz, Mehdi’nin Hadisleri en doğru şekliyle açıklayacağı ile ilgili bir hadis var, bu konuyu biraz açabilir misiniz, Kadir Ortaylı göndermiş.

ADNAN OKTAR: Tabii ki, çok normal bu Said Nursi de diyor; hem en büyük bir müceddid, hem en büyük bir müçtehid, hemhâkim, hem mehdihem mürşid, hemkutb-u azamolarak bir zat-ı nuraniyigönderecek ve Oda,ehl-i beyt-i nebeviden olacak diyor. Mehdi’nin ilmi vehbî bir ilimdir, yani böyle medrese ilmi değildir, Said Nursi de bunu açıklıyor. Yani bir anlamda bir nevi ümmi olacak. Bir nevi ümmi diyebiliriz.

MUHABİR: Evet

ADNAN OKTAR: Çünkü ulemanın hazır olan eserlerinden istifade edecek diyor Said Nursi Hazretleri. Vakit ve hal müsaade edemez diyor. Yani bilim adamlarının, ulemanın hazır eserlerinden istifade ederek onunla bir program yapacak ve onunla diyor eserler hazırlayıp onları neşr edecek, neşr ve tatbik edecek diyor. Onunla o birinci vazifeyi yapacak. Yani Darwinizm’e ve metaryalizme karşı mücadelesinde bunu anlatıyor, ama en önemli şey olarak bakın, hem vakit hem hal müsaade edemez, diyor bunu bir insan gözüyle görmeden söyleyemez.

MUHABİR: Evet

ADNAN OKTAR: Said Nursi’nin anlattıkları gözle görmeye dayalı izahlardır, Allah-u âlem. Zaten söylüyor ben diyor, gözümle görmediğim bir şeyi söylemedim diyor Said Nursi Hazretleri. Yani insanların pek tahmin ettiği gibi birisi değil Said Nursi Hazretleri çok, çok olağanüstü bir insan. Ben yani hocamdır diye yüceltmek için sevgimden söylüyor değilim yani gerçekten seviyorum çok, çok seviyorum ama ben Risale-i Nur’da bir şeyler gördüm ki, yani çok akılcı düşünen bir insanımdır, mantıksız akılsız delilsiz bir şeye ben yanaşmam, bir fevkaladelikler gördüm ki bunu söylüyorum. Yani ben körü körüne de inanmam, ben mesela evliya harikalardan anlatırlar, kerametlerden, uçmadan falan bir şeyler anlatırlar ben onların yalanlarını bilirim, yani yalan olanları ben ayırt ederim. Said Nursi’nin dedikleri kesin doğru. Yani net doğru, eserlerini insan incelediğinde bunun kesin doğru olduğunu görüyor. Yani asla yalan söyleyecek bir insan değil.

MUHABİR: Evet, siz az önce İran’dan bahsettiniz ve İran’ın Mehdi konusunda hazırlıklı olduğundan bahsettiniz, Mehdi Şii mi olacak yoksa Sünniler arasından mı ki, İstanbul’dan geleceğini, geldiğini söylediğinize göre?

ADNAN OKTAR: Mehdi Sünni, Hanefi’dir, bakın onu söylememiştim söylüyorum, İmamı Rabbani Hazretleri söylüyor, onların tabi bir şeydir, o evliyaya bazen Cenab-ı Allah kalplerine ilham eder. Çünkü yani bu hadis değil, bu söylediğim İmam-ı Rabbani’nin sözü, onun bir harikasıdır. Yani Allah’ın onun kalbine ilham etmesidir, öyle söyleyeyim ki o da çok, çok büyük bir âlimdir. Gene başka âlimlerin eserlerinde geçer ama İmam-ı Rabbani’nin Mektubatı’nda geçer Mehdi hatta Hz. İsa (A.S.) da Hanefi fıkhını öğrenecek, Mehdi’de gene Hanefi fıkhını öğrenecek. Hanefi fıkhında yani o müceddidin İmam Ebu Hanefi’nin diyor mezhebine uygun düşecek diyor, Hz. İsa’nın içtihatları diyor uygun düşer diyor. Yani şunu anlıyoruz ilk çıktıklarında Mehdi de Hz. İsa da mezhebe tabiler, mezhebe tabi olacaklar yani, ama sonraki aşamada Mehdi bütün mezhepleri kaldıracaktır. Yani aynı Resulullah dönemi gibi olacaktır.

MUHABİR: Evet

ADNAN OKTAR: Yani sonraki son dönemde çünkü çok Muhiddin Arabî’nin Hazretlerin izahlarında hadislerde bu çok açıktır, yani Mehdi’nin en mühim vasıflarından birisidir. Yani bütün mezhepleri kaldırması, tek O’nun mezhebi kalacak diyor ve Sünni ulemadır bunu yazan. Yani ehl-i sünnet uleması, en titiz Sünni âlimlerin yazdığı eserlerde bu geçer bütün mezhepleri kaldıracağı ve aynı Resulullah’ın zamanında olduğu gibi olacak diyor.

MUHABİR: Asr-ı Saadet gibi

ADNAN OKTAR: Asr-ı Saadet dönemi gibi olacak evet.

MUHABİR: Şiilerin kabul etmesi biraz zor olmayacak mı, nihayetinde mezhepler arasında görüş farkı söz konusu?

ADNAN OKTAR: Onlar bakın ben herkesin bilmediği benim bildiğim bir gerçek var, onu söyleyim Ahmedinecat buraya indiğinde İstanbul’a indiğinde Cuma günü geldi hatırladığım kadarıyla, özellikle ona rast getirtmişti cumaya. İnerken bir çocuk Mehdi ile ilgili şiir okudu, en hassas olduğu konudur Ahmedinecat’ın ve ağladı. Yani heyecanından ve Mehdi’ye olan sevgisinden ağlamıştır. Yoğun bir Mehdi beklentisi vardır, yani Şiiler Mehdi’nin ağzının içine bakarlar yani ne söyleseler yaparlar, öyle bir konu olmaz.

MUHABİR: Evet

ADNAN OKTAR: Onlarda öyle bir mezhep taassubu olmaz, öyle bir konu olmaz.

MUHABİR: Biraz daha belki de hızlı adapte olacaklardır diyorsunuz.

ADNAN OKTAR: Geldiler mesela onlar o kadar şey insanlar değil, geldiler mesela burada Sünni ulemanın arkasında Sünni bir Osmanlı’nın döneminden kalma bir alim nihayetinde onların inancına göre, geldiler onun arkasında namaz kıldılar Sünni bir alimin arkasında namaz kıldı Ahmedinecat.

MUHABİR: Evet,

ADNAN OKTAR: Yani namazını eda etti. Bu ne demektir Mehdi geldiğinde o hangi mezhepten olursa olsun ne olursa olsun ben ona bağlanacağım anlamına gelir bu.

MUHABİR: Evet, Hocam sorularımız devam edecek, müsaadenizle kısa bir reklam arası verelim.
 
ADNAN OKTAR: İnşaAllah

MUHABİR: Reklamlardan sonra yine sorularımıza devam edelim. Değerli izleyiciler sorularınıza devam edeceğiz, gönderdiğiniz soruları Saygıdeğer Hocama yöneltmeye devam edeceğim fakat çok kısa bir aradan sonra tekrar birlikte olacağız.

Efendim reklamlardan hemen sonra yine Saygıdeğer Hocamla birlikteyiz. Sorularımız olacak, Mehdiyet konusunu özellikle bugün tartışıyoruz, ahir zaman sohbetlerinde. Hocam biz tabi siz Mehdi’nin İstanbul’da olduğunu…

ADNAN OKTAR: Evet,

MUHABİR: ...zuhur ettiğini ve 2026 yılına kadar da birçok faaliyette bulunacağından bahsettiniz, fakat bununla birlikte Mehdi’nin daha önce gediği ve gittiği şeklinde söylemler söz konusu, Mehdi’nin bir şahsı manevi olduğunu söyleyen insanlar söz konusu.

ADNAN OKTAR: Evet

MUHABİR: Yine Hz. İsa’nın bir şahsı manevi olduğunu söyleyen insanlar söz konusu, bu söylemlere nasıl cevap vereceksiniz?

ADNAN OKTAR: Evet, Hz. Mehdi ile ilgili Said Nursi’nin izahları çok açıktır, alenendir. Mesela diyor ki; Dini Ahmediyeyi (S.A.V.) muhafaza etmişti diyor, daha önceki Mehdiler. “Madem âdeti öyle cereyan ediyor, âhir zamanın en büyük fesadı zamanında, elbette en büyük bir müçtehid, hem en büyük bir müceddid, hem hâkim, hem mehdî, hem mürşid, (bunlar hep tekil şahıstır) hem kutb-u âzam olarak bir zât-ı nuranîyi gönderecek” (şahsı manevi gönderecek demiyor).

MUHABİR: Evet

ADNAN OKTAR: Bir zât-ı nuranîyi gönderecek, diyor. Yani eğer bunu da anlamazdan geliyorsa bir insan artık ben ona kapı dediğimde gökyüzü anlayacaktır o zaman, gökyüzü dediğimde zemini anlayacaktır, benim onunla konuşacak bir sözüm olmaz. Yani eğer Türkçe konuşuyorsak yani açık bir lisan varsa burada ifadeler çok açık. Bakın, bir zât-ı nuranîyi gönderecek ve o zat da (o zat ne demek), tek kişi.

MUHABİR: Bir insan

ADNAN OKTAR: Evet bir kişi, “O zat da Ehl-i Beyt-i Nebevîden olacaktır.” Yani Seyyid olacaktır diyor. Şahsı manevi Seyyid olur mu? Yani topluluk Seyyid olur mu?

Cenâb-ı Hak bir dakika zarfında beyne’s-semâve’l-arz âlemini bulutlarla doldurup boşalttığı gibi (yani gökyüzünü bulutlarla doldurup boşalttığı gibi) bir saniyede denizin fırtınalarını teskin eder. Ve bahar içinde bir saatte yaz mevsiminin numunesini ve yazda bir saatte kış fırtınasını icat eden Kadîr-i Zülcelâl, Mehdi ile de âlem-i İslâmın zulümatını dağıtabilir. (bak Mehdi ile de, şahsı manevi ile demiyor, Mehdi ile de) âlem-i İslâmın (bütün İslam aleminin) zulümatını (yani şuan çektikleri acıları, bölünmüşlükleri, sıkıntıları) dağıtabilir. Ve vaat etmiştir; vaadini elbette yapacaktır." (Allah’ın vaadi var diyor) Kudret-i İlahiye noktasında bakılsa, gayet kolaydır. Eğer daire-i esbab ve hikmet-i Rabbaniye noktasında düşünülse, yine o kadar makul ve vukua layıktır ki; (yani çok makuldür böyle bir şeyin olması diyor) 'Eğer Muhbir-i Sadık'tan (yani Peygamber Efendimizden) rivayet olmazsa dahi, (hadis dahi olmazsa) herhalde öyle olmak lazım gelir. (Yani âdetullaha göre öyle olması lazım, çünkü hep felaket zamanlarında Allah bir kurtarıcı göndermiştir, Kuran’da bu vardır, yani hiç hadis dahi olmasa zaten bu âdetullahın bir gereğidir zaten olur diyor) Öyle olmak lazım gelir. Ve olacaktır' (diyor İnşaAllah) diye Ehl-i tefekkür hükmeder diyor ve açıklıyor. Hiçbir milletin ordusu onlara karşı dayanamaz diyor, bir araya geldiklerinde Müslüman âlemi diyor, Said Nursi. İşte o pek kesretli ve muktedir ordu Â’li Muhammed Aleyhissalatu Vesselamdır ve Hz. Mehdi’nin en has ordusudur (yani Türk İslam Birliğidir).

MUHABİR: Evet

ADNAN OKTAR: Ve hiçbir kuvvet onları yenemez diyor. Yani dünyadaki hiçbir süper devlet ne Amerika, ne Rusya, ne Çin kimse yenemez diyor. En kuvvetli ordu olur diyor.

Uyandıracak hâdisât-ı azîme vücuda geliyor (yani bu şeyin), böyle bir cemaat-i azîme içindeki mukaddes kuvveti tehyiç edecek ve uyandıracak hâdisât-ı azîme vücuda geliyor. (yani birçok hadiseler meydana geliyor, büyük olaylar hakikaten de şimdi ahir zamanda sürekli büyük olaylar meydana geliyor, cinayetler katliamlar saldırılar savaşlar). Elbette o kuvvet-i azîmedeki bir Rahmet-i Â’liye feveran edecek. (Yani insanların Müslümanlığı koruma hissi birden uyanacak, havaya kalkacak yani şahlanacak, havaya kalkacak demeyeyim Allah affetsin, şahlanacak) ve Hazret-i Mehdî başına geçip (şahsı manevi başına geçmeyecek diyor, demek ki İslam âleminin başına bir insan geçecek…)

MUHABİR: Evet

ADNAN OKTAR: (bunun ismi de Mehdi, şahsı manevi geçmiyor), “Hazret-i Mehdî başına geçip tariki hak ve hakikate sevk edecek. Böyle olmak ve böyle olmasını, bu kıştan sonra baharın gelmesi gibi, âdetullahtan ve Rahmet-i İlâhiye’den bekleriz ve beklemekte haklıyız”, diyor, inşaAllah. Buralarda nerde şahsı manevi var?

MUHABİR: Evet, bunu özellikle Nur cemaati içinde dillendiren sormamın sebebi de o, dillendiren insanlar söz konusu, özellikle Mehdi konusunda ve Hz. İsa konusunda çok kesin konuşan yine ağabeyler söz konusu deyim Hocam, Hz. İsa’ya da yine şahsı manevi Mehdi (A.S.) da yine şahsı manevi diyen…

ADNAN OKTAR: Evet

MUHABİR: İnsanlar söz konusu…

ADNAN OKTAR: Mesela bakın Hz. İsa ile ilgili olarak “ancak harika ve mucizatlı ve (mucizelere sahip) umumun makbul kabul ettiği bir zat olabilir ki (bir zat, yani Türkçe bilen bir insana bir zat dersek ne anlarız, şahsı manevi mi anlarız, bir insan mı anlarız, bir insan anlaşılır). Bir zat olabilir ki o zat diyor, en ziyade alâkadar ve ekser birçok insanların pey­gamberi olan Hazret-i İsa Aleyhisselâmdır. Burada şahsı manevi yok.

Alem-i semavatta (gökler aleminde) cism-i beşerisiyle (bedeni cismi ile, yani maddi cismi ile) bulunan şahsı İsa Aleyhisselam, (bakın ayrıca özellikle vurguluyor ki, yani anlamayanlar anlasın diye, şahsi İsa, İsa (A.S.) demiyor, şahsı İsa (A.S.), yani İsa (A.S.) kendisi)…

MUHABİR: Bizzat kendisi diyor.

ADNAN OKTAR: Evet, o dini hak cereyanının başına geçeceğini (yani bir lider olacağını, yani Hıristiyan âleminin başına bir lider olarak geçeceği, bir Müslüman lider olarak geçeceğini ve hepsini Müslüman edeceğini) bir Muhbiri Sadık, bir Kadir-i Külli Şey’in vadine isnat ederek haber vermiştir. Mesela diyor ki İsa Aleyhisselâmı Nuru iman (imanın ışığıyla) tanıyan ve tabi olan (şahsı manevi demiyor burada İsa (A.S.) diyor) Nuru imanıyla tanıyan ve tabi olan cemaati ruhaniye-i mücahidin (ruhani mücahitler cemaatinin) kemiyeti… Bakın burada bir cemaat var, cemaate cemaat diyor, şahsı maneviye şahsı manevi diyor, Said Nursi, şahsa da şahıs diyor yani Türkçeyi çok iyi kullanan bir insandır.

MUHABİR: Evet

ADNAN OKTAR: Yani birbirine karıştırmıyor, mesela kendisi ben Mehdi değilim diyor. Çünkü Mehdi Seyyid olacak diyor. Yok diyorlar yani o öyle söylüyor ama yalan söylüyor diyorlar, doğrusunu biz biliyoruz diyorlar. Yani kitaplarda yazdıkları doğru değilmiş, bazı kişilere söylemiş doğrusu buymuş. Said Nursi’nin o zaman bütün eserlerinin yalan olduğunu iddia etmiş olurlar, olur mu öyle şey, yüzlerce sayfa Mehdi’yi açıklıyor. Yani böyle büyük bir âlimin vefatından sonra yalancılıkla onu itham etmek çok büyük bir günahtır. Bir kere Seyyid olanın Seyyid değilim demesi zaten olmaz diyor, Said Nursi. Yani öyle bir şey diyemez, diyor. Risale-i Nur’da yazıyor bunu.

Ben diyor Mehdi’ye zemin hazırlayan piştar bir neferiyim, onun öncü bir neferiyim diyor, çiçekler baharda açar, biz kışta geldik diyor. O üç vazifeyi birden yapacak diyor. Said Nursi yani İslam âleminin başına geçmedi, yani o anlamda bir liderlik yapmadı, Hz. İsa Onun arkasında namaz kılmadı, Hz. İsa ile birleşip bütün İslam âlemine hakim olmadı, açıkça belli ki Mehdi değil. Yani bunu zorlamanın alemi ne, yani Onun sanki değerini düşürecekmiş gibi yani Mehdi olmayınca değeri düşecekmiş gibi, Allah katında O’nun değeri. Yani çok, çok büyük bir âlim, Said Nursi benim eserlerimi okuyacak diyor yani gerçek sahibidir diyor Risale-i Nur’un Mehdi için. Gerçek sahibidir yani O, O’nun gerçeklerini açıklayacak sırlarını açıklayacak anlamında. Risale-i Nur’un sırlarını O açıklayacak anlamında diyor. Yani eğer öyle olsaydı Nur talebeleri gerçek sahibi derlerdi, gerçek sahibi Mehdi’dir diyor. Bu çok açık, mesela ben bir nur talebesiyim yani bir anlamda nur talebesi sayılırım. Ama ben Mehdi’nin en iyi açıklayacağını düşünüyorum.

MUHABİR: Evet

ADNAN OKTAR: Çünkü Said Nursi’nin ifadesine göre gerçek sahibi Mehdi diyor. Ve onun Mehdi’nin Risale-i Nur’u hazır bir program olarak neşr ve tatbik edeceğini söylüyor. Bütün bunları görmezden gelemeyiz. Bu çok açıktır ama bir kısım insanların tabi Mehdi konusundan Nur talebelerini tenzih ederim rahatsız olmalarından dolayı ya hiç gelmeyecek diyorlar yahut gelmiş geçmiştir diyorlar yahut şahsı manevi…

MUHABİR: Ya da şahsı manevi

ADNAN OKTAR: Bunlar hep geçiştirme cümleler dikkat ederseniz, hâlbuki bunu yapanlar gene farkında olmadan gene Mehdi’ye hizmet ediyorlar. Çünkü bunlar Mehdi’yi örten bir örtüdür, Allah onlara bunu ilham ederek Mehdi’nin üstünde kat, kat, kat örtüler meydana getiriyor, böylece Mehdi’nin fazlaca görünmemesini ve gizli kalmasını sağlıyor. Şeytandan Allah’a sığınırım ‘Ey örtüsüne bürünen kalk korkut’ diyor Kuran’da.

MUHABİR: Evet

ADNAN OKTAR: Aynı zamanda bu Mehdi’ye de işarettir. Yani Mehdi’ye de işaret eden bir ayettir. Mehdi’yi saran örtülerden bir tanesini kendi elleriyle oluşturmuş oluyorlar.

MUHABİR: Evet

ADNAN OKTAR: İnşaAllah

MUHABİR: Şahsı manevi değildir kesinlikle, Mehdi gelecektir

ADNAN OKTAR: Çok net, eğer Türkçe konuşuyorsak Said Nursi’nin de Türkçeyi iyi bildiğine inanıyorsak yalan söylemediğine inanıyorsak ki dünyanın en dürüst insanıdır bence, yani hali hazırda yani son yüz yılların en dürüst en doğru insanıdır ki son 1.000 yılın da en büyük müceddididir âlimidir, çok açıktır ifadeleri.

MUHABİR: Bir vakıa değil kesinlikle bir insandır diyoruz.

ADNAN OKTAR: Tabii

MUHABİR: Hocam sorularla devam edelim müsaade ederseniz, aslında bugün konuştuğumuz konuların tamamını izleyicimiz geçen haftadan içine doğmuş büyük ihtimalle ve derleyip bize göndermiş, sevgili Adnan Bey Hocam, ben şunu merak ediyorum Mehdi İstanbul’da ve İnşaAllah büyük deprem olmaz. İstanbul’da dediniz merak ediyorum Mehdi İstanbul’da ise deccallerde İstanbul’da olabilir mi, demiş izleyicimiz. Geçen bir röportajınızda medya baronu deccaldan bahsettiniz, siyonistler basına dünya çapında hâkim değiller mi zaten, Sefa Beyazıt Adıyaman’dan gönderiyor.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, tabi irili ufaklı birçok deccal olacaktır. Yani şu an tabi Müslüman milletimizi Türk milletini perişan eden onun böyle kanını emen bir vampir gibidir Baron denen şahıs, yani büyük bir yapılanma meydana getirmiştir. İddia edilen Ergenekon yapılanmasının içerisinde iddia edilen Ergenekon’u da kullanan mason olan bir şahıs ve sürekli maneviyata dine saldıran nerde bir Müslüman görürse nerde bir dindar görürse nerde bir Türk milliyetçisi görürse elindeki imkânlarla var gücüyle saldıran kendince netice almaya çalışan bir deccaldır tabii ki. Bu yönüyle de harikadır, olay yani çok şaşırtıcıdır. Bulunduğu yere de şato diyor kendiside zaten, iddia edilen Ergenekon örgütü içerisinde de onun yerine şato diyorlar…

MUHABİR: Evet

ADNAN OKTAR: Ve böyle kiralık kalemleri var kendi alt kadrosu olarak onları besliyor bol parayla besliyor ve Müslümanların üstüne salıyor onları, Türk milliyetçilerinin üstüne salıyor. Yani Türk İslam Birliğinin oluşmasını engellemek için var gücüyle gayret eden en azgın deccali güçtür ve Avrupa’dan destekleniyor, Avrupa’da birçok kişi bu kişiyi destekliyor. Avrupa’nın sosyalistleri marksistleri masonları ateist-siyonistleri bu kişiyle iç içe ve bağlantı halinde ve bütün millet bunu biliyor ve milletimizin nefret ettiği bir insandır ve halen de var gücüyle pişkince ve arsızca İslam’a, mukaddesata, maneviyata saldırmaya devam ediyor. Geçenlerde öyle dün çocuklar bana bir yazı getirdi. Said Nursi Hazretleri İstanbul’a geldiği vakit gazete haberleri getirdiler, baktım aynı mantık, aynı üslup ve aynı dil bu her devirde her zaman olmuştur. Ama dünya deccali Darwin’dir yani Darwinizmdir.

MUHABİR: Evet

ADNAN OKTAR: Yani o yok olduğunda çok büyük bir ferahlık meydana gelecektir.   Mesih deccal ayrıdır onu daha ileriki yıllarda göreceğiz. Onu anlatmıştım, hipnoz yapıp insanlara ölüyü dirilttiğini gösterten anneleri babaları kullanarak çocuklarını dinsizliğe çeken, annelere babalara soracak ben Allah’ım diyecek hâşâ, işte çocuklarınızı bana tâbi edin diyecek, onlar da yavrum diyecek bu Allah, buna tabi olun diyecekler. Çocuklarını insanlar İslam’dan Kuran’dan uzaklaştırıp deccale tâbi olmak için zorlayacaklar Mesih deccale.

MUHABİR: Evet

ADNAN OKTAR: Fakat kâfir olduğu açık, açık yüzünden bellidir diyor Peygamber Efendimiz. Yani böyle katil kılıklı bir gözü kör böyle psikopat bir şahıstır. Fakat hipnozunu bozacak olan şahıs ancak mucizatlı bir peygamber gerekir diyor Said Nursi Hazretleri. Umumun makbul olanı demin de okumuştum bu zat Hz. İsa’dır (A.S.), diyor. Hz. İsa (A.S.) geldiği vakit bir küçük cemaati olacak ilk başlarda kendisi cemaati ve şahsı manevisi olacak. Yani o cemaatten oluşan bir şahsı manevi, onunla mücadelesini yapacak. Mehdi’nin de şahsı olacak bizzat kendisi, cemaati olacak. Cemaatinin çok, birçok hadislerde anlatıyor ve kendisi ve cemaatinin oluşturduğu da bir şahsı manevi olacak. Bu topluluğun tamamı mehdiyet olarak İslam’a Kuran’a hizmet edecekler. Ama dikkat ederseniz burada ayırım önemlidir, yani şahıs var, cemaati var ve şahsı manevisi var. Mesela Peygamber Efendimiz (S.A.V.)var, sahabeleri var ve O’nun meydana getirdiği onun vesile olduğu ve Allah’ın görevlendirmesiyle vesile olduğu İslam dini var ve İslam dininin bir şahsı manevisi var.

MUHABİR: Evet

ADNAN OKTAR: Biz Peygamber Efendimize şahsı manevidir demiyoruz değil mi?

MUHABİR: Evet

ADNAN OKTAR: Şahıstır O, ama O’nun getirdiği din var. Müslümanlara ve onlardan meydana gelen bir şahsı manevi var, şahsı maneviye şahıstır demek yalan olur, Müslümanları kandırmak olur doğru olmaz.

MUHABİR: Evet, teferruata çok indikçe şahsı manevi, deccal de şahsı manevi değil diyorsunuz,

ADNAN OKTAR: Deccal de, deccalde şahsı vardır komitesi vardır ve şahsı manevisi vardır, yani şahsı manevi ondan meydana gelen fikir sistemi. Mesela baron var, baronun ekibi var, onun bir komitesi vardır, yani İslam’a Kuran’a Müslümanlara Türk milliyetçiliğine saldıran bir ekibi vardır. İddia edilen Ergenekon örgütünü kullanarak Türk devletini esir almaya çalışıyordu, Allah bütün sistemini bozdu kırdı indirdi aşağıya. Şu an tedirgin bir şekilde şatosunda, acaba beni de bir gün yakalarlar mı, bir gün polis beni de alır mı, gibisinden bekliyor.

MUHABİR: Evet

ADNAN OKTAR: Beklemede yani baron

MUHABİR: Hocam geçen senelerde basından gördüğümüz üzere Emin Şirin size karşı faaliyetlerde bulunuyordu demiş bir izleyicimiz, ardından iddia edilen Ergenekon olayı ile içeriye alındı. Ardından da Serdar Saçan ortaya çıktı, sizce iddia edilen Ergenekon’un ana hedeflerinden birisi siz misiniz, Halil Tokatlı İstanbul’dan göndermiş soruyu.

ADNAN OKTAR: İddia edilen Ergenekon bu kadar çaplı bu kadar çok insan kullanarak beni arkadaşlarımı ve faaliyetlerimizi böyle ciddi hedef haline, ciddi hedef olarak aldığını biz bilmiyorduk, yani mahkeme safhasında ve delillerden ben bunu anladım.

MUHABİR: Evet

ADNAN OKTAR: Yani muazzam bir şey, mesela internet için ayrı bir insan görevlendirmişler, basın ayağı için ayrı bir adam göndermişler, baron ayrı görevli. Yani olayı o kadar geniş çaplı almışlar ki, mesela bir yerde büyük bir toplantı yapmışlardı bize ilk yapılan operasyon daha öncelere dayanan bir operasyondu. Yani o operasyonu yapacakları gün deprem olmuştu, depremden dolayı operasyon yapamadılar, durdu o gün, hatta aramıza da arkadaşlarımızın arasına da bir provakatör ajan sokmuşlar, onunla bağlantı kurarak böyle büyük bir operasyon düşünüyorlardı o gün yapamadılar yani bazı kişiler. Allah ayaklarına dolandırdı.

Sonradan da biliyorsunuz Adil Serdar Saçan öncülüğünde bir operasyon yapıldı. Fakat Adil Serdar Saçan şuan iddia edilen Ergenekon zanlısı olarak cezaevinde ve basın ayağı ile ilgili kişiler de o propaganda da görevli olan kişiler de malum iddia edilen Ergenekon örgütüne üye olmak suçuyla gene cezaevine kondular. Ama eştikçe kurcaladıkça olayın çok büyük çaplı olduğu yani bana ve Bilim Araştırma Vakfına karşı çok büyük komplolar hazırlandığı hatta hiç ummadığımız kişilerle bağlantılar kurduklarını hiç ummadığımız yapılanmalara gittiklerini müşahede ettik ve daha da tehlikesi yani devletin bazı resmi kurumlarındaki bazı kişilere de etki ettiklerini gördük, anladık. Fakat şuan bu azgınlıkları eski şiddetinde değil. Mesela geçenlerde de bize öyle komplo yapmaya kalktılar gene böyle bir oyun yapmaya kalktılar. Gene hukuki imkânlarımızı kullanarak hukuki delillerle bu oyunu gene ortadan kaldırdık. Yani iddia edilen Ergenekon öyle bir anda vazgeçen bir yapılanma değil.

MUHABİR: Evet

ADNAN OKTAR: En önemli şey iddia edilen Ergenekon’un durdurulması için her zaman söylüyorum yargı içindeki yapılanmanın etkisiz hale getirilmesi. Yani çok önemlidir bu yargı ayağı, yani hukuk ayağı onun içerisindeki yani yaklaşık bunlar son özellikle 50 yıldan beri yargı içerisinde muazzam bir yapılanma içine girdiler. Bunun durdurulması çok önemli. Onun için de vatandaşlarımızın bildikleri her türlü bilgiyi emniyet mensuplarına veyahut savcılıklara veyahut kendi uygun gördükleri neresi ise o artık hangi adli makama uygun görüyorlarsa oralara göndermeleri çok iyi olur.

MUHABİR: Yine baron bir medya patronu barondan bahsettiğinizle deccalle direk bağlantılı olup olmadığıyla alakalı bir soru var ki cevaplandırdınız, Ahmet Hamdi Gürkan Antalya’dan göndermiş soruyu Hocam,

ADNAN OKTAR: Evet, Milletimizin deccallarından bir deccal yani, Türk milletine musallat olmuş bir deccaldir. Türk milletinin kalkınmasını güçlenmesini engelleyen bir vampir yani milletin kanını iliğini sömüren, milletin parasıyla semiren ve onu yurt dışına kaçıran, İsrail’in ateist-siyonistlerine bu imkânları sunan, masonlara kazandığı parayı sunan ve onlarla işte Türkiye’de bir gizli imparatorluk kurmaya kalkan bir şahıs.

MUHABİR: Evet, Hocam ben bir soru daha soracağım, izleyicilerimizden gelen bir soruyu daha sizlere soracağım. Fakat daha öncesinde benim de özellikle çok merak ettiğim bir soruyu sormak istiyorum size. Sizin bir dönem içinizde bazı insanlar arkadaşlarım diye tabir ettiğiniz insanlarla ilişkilendirip bazı insanları size karşı kullandıklarını söylediniz, siz etrafınızdaki insanları seçerek mi bir arkadaş grubu oluşturuyorsunuz?

ADNAN OKTAR: Ben münafık tıynetli insanları ben çok sadık arkadaşlarıma söylüyorum önceden. Yani şunlara dikkat edin diyorum ve tam söylediğim gibi çıkmıştır. Şuana kadar benim münafıklığından şüphe edip de doğru çıkmayan bir şahıs yoktur. Bunu herkes bilir. Yani böyle kahpe tıynetli oyun oynayabilecek kişileri ben ona göre de ona itinalı bir tavır koyarım yani ciddi zarar vermeyecek gibi bir tavır koyarım o tip şahıslara. Ve genelde de hep Allah bunların ayaklarına dolandırır. Yani bizim arkadaş gurubumuzun içinde daima böyle münafık tıynetli insanlar olmuştur.

MUHABİR: Evet

ADNAN OKTAR: Her zaman bizden münafık çıkar yani, çıkmıştır arkadaş çevremden çıkar. Yani böyle kahpelik yapan, yani böyle muhbirlik yapan, oyun oynayan kalleşlik yapan, masonlara haber taşıyan para karşılığı onlarla işbirliği yapan, mesela böyle para karşılığı bazı insanlarla ittifak edip Bilim Araştırma Vakfına karşı bana karşı organize faaliyetler gösterten insanları biliyorum.

MUHABİR: Evet

ADNAN OKTAR: Fakat bu bizim ihtiyacımızdır, yani benim eğer münafığım olmazsa benim karşımda bir güç olmazsa ben o kadar canlı olamıyorum bazen yani o benim için böyle bir doping etkisi yapan veya bana adrenalin veren güçlerdir. Mesela benim karşımda mutlaka birinin direnmesi lazım. Mesela Darwin olması lazım ben ona gidip paramparça etmeliyim fikirlerini, mesela münafık olması lazım ben o münafıklarla mücadele etmeliyim, yani o bana hayat veriyor.

MUHABİR: Hemen uzaklaştırıyor musunuz yoksa sabır sabrediyor musunuz?

ADNAN OKTAR: Yok sezdirmem ben münafığa, yani çok, çok ustacadır benim arkadaşlarım bilir yani çok itinalı bir çalışma olur. Mesela o münafık da ayağına dolandı beceremedi o. Onu götürdüler akşam münafık şeyler, ilgili komployu yapanlar beceremediler. Ayaklarına dolandı, zaten o gün de çok şiddetli deprem olmuştu, gece 3 gibi olmuştu biliyorsunuz

MUHABİR: Evet
 
ADNAN OKTAR: O ondan sonra kaldı, sabahına…

MUHABİR: 99 depreminden bahsediyorsunuz

ADNAN OKTAR: Evet İnşaAllah 

MUHABİR: Hocam benim sorum sizle de yakından ilgili bir soru demiş izleyicimiz. İddia edilen Ergenekon özellikle merak ediyor izleyicilerimiz, iddia edilen bu örgütün varlığı ne kadar daha devam edecek Hocam, Mehdi’nin hâkimiyetine kadar sürecek mi faaliyetleri yoksa yakın zamanda çözülecekler mi?

ADNAN OKTAR: Biraz devam eder tabii yani tek şimdi ayağı yargı ayağı kaldı o da çökertildi mi, konu biter.

MUHABİR: Evet

ADNAN OKTAR: Yani böyle bir komitenin olacağını Said Nursi çok kapsamlı anlatmış. Yani onun işte büyük âlim olduğunun ve olağanüstü bir insan olduğunun alametlerinden biri de budur. Yani kim bilir iddia edilen Ergenekon’u, yani 50 sene evvel 60 sene önce nasıl bilebilir bir insan. Yani ve bu devirlerde azacaklarını son zamanlara karşı gücünü kaybeder, diyor. Said Nursi Hazretleri bu komite diyor ‘son zamanlara doğru gücünü kaybeder’ diyor ve artık durumu muhafazaya çalışır diyor. Durumu muhafazaya çalışacaklar diyor. Yani darwinizm dağıldığı için materyalizm de dağıldığı için iddia edilen Ergenekon’un fikri yapısı da gitti. Onun için kendilerine olan saygıları da kalmadı. Yani aslında bir tasfiye sürecine de gittiler. Yani kendi içlerinde de kendilerini ihbar eden oldu. Yani bir hantal, hurda bir sisteme dönüştü.

MUHABİR: Evet, hocam aslında sonuna geldik programımızın fakat biz son soruyu sormadan kesinlikle bitireceğimi zannetmiyorum programı.

ADNAN OKTAR: İnşaAllah

ADNAN OKTAR: inançlarını kaybettiler, darwinizm gidince materyalizm gidince onların ünlülerinden bir tanesi epey oluyor işte ‘biz darwinistiz’ demişti ama ağız ucuna durduk yere ‘darwinistiz’ dedi bu benim çok dikkatimi çekmişti. Hâlbuki yani alakasızdı yani çok, çok alakasızdı yani şahıs da alakasızdı, onun iddia edilen Ergenekon mensubu olduğunu ben o zamanlar biliyordum, ama çökme alametidir yani durduk yere ‘biz darwinistiz’ demesi.

MUHABİR: Evet

ADNAN OKTAR: Hâlbuki Darwin’e inanan kimse kalmadı Türkiye’de, yani hiçbir kurumda hiçbir kuruluşta Darwin’e inanan kalmadı şuan, yani %95’tir ki o %5’lik kesim de işte o PKK’nın, terör örgütlerinin oylarıyla olan %5’lik sayıdır. Yani çok çok yahut terör örgütlerinin işte sol bazı örgütlerin, masonların yani ona benzer kişilerin veyahut da onların etkilediği bazı kişilerin verdiği oylardır. Yani yoksa %95’tir.

MUHABİR: Evet

ADNAN OKTAR: Yani çürük bir yapıydı, zaten Said Nursi de diyor, “son dönemlerde” diyor, “kendini muhafazaya çalışacak Yani ilk dönemlerinde güçlüdür diyor.

MUHABİR: Evet

ADNAN OKTAR: Atatürk’e de biliyorsunuz birçok suikast yapmaya çalıştılar. O Allah’ın koruması altında olan veli bir insandır Atatürk. Allah onu korudu ve hiçbir şey yapamadılar.

MUHABİR: Evet, önümüzdeki hafta bu konuyla başlayalım dilerseniz.

ADNAN OKTAR: İnşaAllah

MUHABİR: Hocam müsaade ederseniz programı bitirelim, gerçek Atatürk üzerine programımıza başlayalım

ADNAN OKTAR: Evet, İnşaAllah

MUHABİR: Mehdi gerçeğine yine devam edeceğiz.

ADNAN OKTAR: Evet

MUHABİR: Biz programımıza bugün de konuk olduğunuz için size çok, çok teşekkür ediyoruz. Yine sorular sorduk istifade ettik, çok teşekkürler Hocam sağ olun.

ADNAN OKTAR: Son bir şey söyleyeyim.

MUHABİR: Buyurun

ADNAN OKTAR: Atatürk’e Hızır yardım etmiştir, Hızır (A.S.) onu söyleyim, yani…

MUHABİR: Bu konuyu detaylı bir şekilde önümüzdeki hafta İnşaAllah işleyelim Hocam

ADNAN OKTAR: İnşaAllah

MUHABİR: Çok teşekkürler.

ADNAN OKTAR: Ben de teşekkür ediyorum.

MUHABİR: Hayırlı akşamlar diliyorum hocam.

ADNAN OKTAR: İnşaAllah

MUHABİR: Evet saygıdeğer izleyiciler özellikle sizlerde ekran başında bizleri izlediğiniz için sizlere de çok, çok teşekkür ediyoruz. Önümüzdeki hafta Salı günü saatlerimiz 18.30’u gösterdiğinde ahir zaman sohbetlerinde saygıdeğer Adnan Hocamla birlikte yine bu stüdyoda olacağız, yine biz soracağız, yine sizler soracaksınız yine Hocam cevaplayacak hepinize hayırlı akşamlar diliyoruz.


ADNAN OKTAR'IN IANS (INDO ASIAN HABER SERVİSİ) RÖPORTAJI (14 Kasım 2008)

IANS (Indo Asian News Service) Hint-Asya Haber Servisi, Hindistan kökenli bir haber ajansı olup Hindistan- Güney Asya bölgesindeki temel haber ve bilgi kaynağıdır. Sadece Yeni Delhi merkezli bir haber ajansı değil, aynı zamanda uluslararası alanda bir bilgi kaynağıdır. Ajansın Amerika muhabiri Lalit K. Jha, Sayın Adnan Oktar’la bir röportaj gerçekleştirdi. Sayın Oktar bu röportajında, Darwinizmin tüm dünyada büyük bir çöküş içinde olduğunu, bu safsatanın on yıla kadar tarih olacağını, tarih kitaplarından okunacağını, çocukların okullarda Darwinizmle alay ettiklerini anlattı. Sayın Oktar farklı bir konu olarak, El Kaide gibi radikal İslami gruplara bakış açısını, İslam’da cihadın ne anlama geldiğini, Afganistan ve Irak gibi bölgelerde yaşanan savaş ve kargaşanın ne zaman ve nasıl son bulacağını açıkladı. B. Obama’nın seçilmesiyle ilgili olarak ise; Amerika’da iktidarda olanın hükümet değil, daima devlet olduğunu, hükümetler değişse de devlet iktidarının değişmeyeceğini, Obama’nın veya başka şahsın gelmesiyle Amerikan dış siyasetinin değişmeyeceğini söyledi. Siyah veya beyaz olsun, insanların derilerinin rengiyle, ahlaklarının, kişiliklerinin hiçbir bir ilgisi olmadığını, dolayısıyla görünümlerine göre değerlendirilmelerinin anlamsızlığını vurguladı. Sayın Oktar, Keşmir sorunu, ekonomik krizin temelinde yatan nedenler ve çözüm seçenekleri gibi konularda da önemli açıklamarda bulundu. Mahkeme kararıyla erişimi engellenen bazı internet siteleri ile ilgili olarak ise, düşünce özgürlüğünün hakaret özgürlüğü ile karıştırılmaması gerektiğini ifade etti.


ADNAN OKTAR'IN MANŞET HABER RÖPORTAJI (5 Mart 2009)

Sayın Adnan Oktar bu röportajında, insanın başıboş bir varlık olmadığını, yaratılış amacının olduğunu; hadislerle Hz. Mehdi’nin geliş alametlerini; tahakkuk eden bu hadislerin sahih olduğunu; laikliğin münafıklığı ortadan kaldıran, kutsal kitap kaynaklı bir sistem olduğunu; ülke liderlerinde dindarlıkta büyük bir tırmanış olduğunu; Said Nursi’nin gelmiş geçmiş en büyük müceddid ve müctehid oluğunu; Fethullah Gülen’in, dünyadan geçmiş, hiçbir çıkarı olmayan bir kişi olduğunu; ekonomik krizin bütün kapitalist sistemleri yiyip bitireceğini; dünyadaki en büyük zenginliklerin Türk İslam Birliği topraklarının içerisinde olduğunu; Türklerdeki üstünlüğün ahlak üstünlüğü olduğunu, ırk veya kromozom üstünlüğü olmadığını; hayatının en önemli hedeflerinden birinin masonlarla ve ateist siyonistlerle mücadele olduğunu; kitaplarının maliyetini nasıl karşıladığını; Başbakan’ın Davos’taki tavrının etkili olduğunu; kendisinin, bütün İslam aleminin siyonizme karşı bilinçlenmesine vesile olduğunu anlattı.


ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN GAZETE 525 VE ATV RÖPORTAJI (27 Ağustos 2008)

Sayın Adnan Oktar bu röportajında; faaliyetlerinde resmi bir destek görmediğini fakat çeşitli vakıflar, dernekler, parti mensupları anlamında manen çok büyük bir desteğin var olduğunu, bütün tarikat mensuplarının, dini cemaatlerin, milliyetçi kesimin hepsinin kendisine saygı ve sevgi duyduklarını ifade etti. En büyük manevi desteği Türkiye’deki sağcı kesimden gördüğünü de sözlerine ekledi. AKP ile ilgili görüşü sorulduğunda; Sayın Tayyip Erdoğan’ın samimiyetine inandığını, dindar bir Anadolu insanı olduğunu, dünyevi bir çıkarı ve hırsı olmadığının açıkça görüldüğünü söyledi. Sayın Oktar, ayrıca, siyaset konusunun kendisinden uzak olduğunu, şahsının siyasi liderlik gibi bir isteğinin olmadığını ancak fikirlerinin zaten iktidar olduğunu anlattı. Türk İslam Birliği kurulurken Rusya’ya güvence verilmesinin ve rencide edilmemesinin önemli olduğunu, Rusya’yı mahçup etmenin, küçük düşürmeye kalkmanın yakışık almayacağını, ayrıca tecrit etmenin, yalnızlığa itmenin de çok kötü bir şey olduğunu, bazı ülkelerde böyle bir politikanın görüldüğünü ancak bunun vicdanlı bir davranış olmadığını ifade etti. 1800’lerin milli egoist mantığının terk edilmesi gerektiğini, 2000’lerin güzel, sevgi dolu, birleştirici mantığının benimsenmesi gerektiğini vurguladı. Kafkaslardaki sorunlarla ve çözüm yollarıyla ilgili olarak önemli açıklamalarda bulundu.


ADNAN OKTAR'IN KANAL 67 Z (ZONGULDAK)'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Mart 2009)

Sayın Adnan Oktar bu röportajında, dinle darwinizmi savunabileceklerini düşünenlere yönelik olarak; “Cennette tahtlar vardır, yataklar, köşkler, çok şık kıyafetler, güzel yiyecekler vardır. Dünyadan insanlar gidip onları yapmayacak. Cennette de özel olarak bunu yapacak ustalar yok. Belli ki Allah tarafından yaratılacak ve birden yaratılacak; bunların evrimle yaratılmayacağı açık. Cenabı Allah melekleri nurdan yarattım diyor. Peki bir evrimci bunu nasıl açıklasın, nur evrim geçirmez ki. Cinleri ve şeytanları da Allah ateşten yarattım diyor. Ateşi nasıl açıklayacaklar, ateş evrim geçirdi mi diyecekler. Çok acayip bir açmaza girmiş durumdalar; ya Allah’ın varlığını kabul etsinler yahut inkar ediyorlarsa da açıkça söylesinler. Fakat dil eğip bükmek Kuran’a göre bir suçtur, bu konuda açıklama yapanlar dürüst davransınlar, samimi olsunlar. İman ediyorlarsa Müslüman gibi samimi olarak inançlarını belli etsinler; değilse de iman etmeye hiç kimse mecbur değil, iman etmeyebilir de. Allah iki yönde de insanları açık bırakmıştır, isteyen iman eder, isteyen ateist kalır -ama ahirette hesabını verecektir ayrı konu.” Sayın Oktar, dinle darwinizmi biraraya getirmeye çalışan bu oyunu da kısa sürede bozduklarını, bir hafta on güne kalmadan darmadağın olduklarını, bittiklerini sözlerine ekledi.


ADNAN OKTAR'IN KAÇKAR TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (26 Şubat 2009)

 Sayın Adnan Oktar bu röportajında; iddia edilen Ergenekon örgütünün psikolojik savaşta bir kısım medyayı kullandığını; ahir zamanda Deccal’ın, kendisine uyanları –sözde- güzel ve rahat yaşatmayı vaadettiğini; Baron’un bir nevi İslam Deccalı olduğunu, kendisine uyanları parayla, bollukla eğlenceyle yaşattığını; Baron’un bir kısım cahil Müslümanları da kandırarak kendi tarafına aldığını; kendisine karşı olanları ise toplum mühendisliği yoluyla yıldırdığını, komplolar yaptırdığını, gözaltına aldırdığını, iftiracı insanlar ayarladığını, hapsedilmelerine vesile olduğunu; Baron’un, iddia edilen Ergenekon örgütünü, siyonistleri ve masonları kullanarak Türkiye’de hem ekonomik yapılanma hem de siyasi bir yapılanma içine girdiğini, Türkiye’yi adeta ahtapot gibi sardığını; iddia edilenErgenekon’un yargı ve hukuk içerisinde yapılanmasını sağlayan ‘her devrin adamı’nın da Baron’la sıkı bir bağlantı içinde olduğunu anlattı. Sayın Oktar, bu konuların yanı sıra imani konularda da izleyicilerin cevabını merak ettikleri soruları yanıtladı ve inananlara şevk vesilesi olacak açıklamalarda bulundu.

 
   
Kategoriler
Ahir Zaman ve Kıyamet Alametleri HarunYahya.Tv Podcast - Ahir Zaman ve Kıyamet Alametleri
Çocuklar İçin HarunYahya.Tv Podcast - Çocuklar İçin
Darwinizmin Karanlık Yüzü HarunYahya.Tv Podcast - Darwinizmin Karanlık Yüzü
Doğa ve Yaratılış HarunYahya.Tv Podcast - Doğa ve Yaratılış
Dünyadan Yankılar HarunYahya.Tv Podcast - Dünyadan Yankılar
Evren ve Yaratılış HarunYahya.Tv Podcast - Evren ve Yaratılış
Evrim Aldatmacası HarunYahya.Tv Podcast - Evrim Teorisinin Çöküşü
Gerçek Atatürkçülük HarunYahya.Tv Podcast - Gerçek Atatürkçülük
Harun Yahya Hakkında HarunYahya.Tv Podcast - Harun Yahya Hakkında
Harun Yahya Röportajları HarunYahya.Tv Podcast - Harun Yahya Röportajları
Hayvanlardaki Yaratılış HarunYahya.Tv Podcast - Hayvanlardaki Yaratılış
İman ve Tefekkür HarunYahya.Tv Podcast - İman ve Tefekkür
İnsan Mucizesi HarunYahya.Tv Podcast - İnsan Mucizesi
İslam Ahlakı HarunYahya.Tv Podcast - İslam Ahlakı
İslamiyet ve Dinler HarunYahya.Tv Podcast - İslamiyet ve Dinler
Kuran Bilgisi HarunYahya.Tv Podcast - Kuran Bilgisi
Maddenin Ardındaki Sır HarunYahya.Tv Podcast - Maddenin Ardındaki Sır
Masonlar ve Yanılgıları HarunYahya.Tv Podcast - Masonlar ve Yanılgıları
Mikrodünya ve Yaratılış HarunYahya.Tv Podcast - Mikrodünya ve Yaratılış
Peygamberler Tarihi HarunYahya.Tv Podcast - Peygamberler Tarihi
Sosyal Sorunların Çözümü HarunYahya.Tv Podcast - Sosyal Sorunların Çözümü
Tarih, Politika ve Strateji HarunYahya.Tv Podcast - Tarih, Politika ve Strateji
 
Harun Yahya
Bütün Harun Yahya Belgesellerine PODCAST ile üye olmak için tıklayınız.
iPhone, iPod, MP4
Harun Yahya (Adnan Oktar) Röportajları
Harun Yahya (Adnan Oktar)'ın MP3 Formatındaki Röportajları
Dünyada Dine Dönüş Videoları
Gerçeği Düşündünüz Mü? Serisi
Kısa Anlatımlar
Röportajlardan Seçme Bölümler
Sevimli Canlılar
Tüm Belgeseller
Bu sayfadaki/kategorideki güncellemeleri RSS ile almak için tıklayınız.
Diğer Diller
Türkçe
English
Deutsch
Français
Indonesia
Azerbaijani
Albanian
Arabic
Russian
Magyar
Bulgarian
Spanish
Amharik
Italian
Urdu
 
     
 

© 2007 Harun Yahya TV - www.harunyahya.tv
Bu sitede yayınlanan görüntüleri, ticaretini yapmamak ve gelir elde etmemek şartıyla, siteyi referans göstermek koşuluyla kopyalayabilir ve ücretsiz olarak dağıtabilirsiniz.