HarunYahya.Tv
 
Ana Sayfa Yazar Hakkında Bize Ulaşın Sitenize ekleyin Sürekli Yayın
 
   
   
 
 
ADNAN OKTAR'IN ARABNEWS RÖPORTAJI (9 Kasım 2008)
 
   
 
Arab News, Ortadoğu’da İngilizce olarak basılan en önemli günlük gazetelerden biridir. Suudi Arabistan, BAE, Bahreyn, Umman, Katar, Avrupa, Yakın Doğu ve Amerika’da dağıtımı olan Arab News, Suudi Arabistan’ın en çok okunan gazetesidir. Sayın Adnan Oktar Arab News’le olan bu röportajında; masonların şeytanla organik bir bağ içinde olduklarını, bunu, kendi yayın organlarında kendilerinin dile getirdiklerini, inkar etmediklerini ve gizlemediklerini anlattı. İsrail ve Filistin sorunu hakkında; karmaşık çözümlerle sonuç alınamayacağını, ancak Türk İslam Birliği’nin kurulmasıyla sorununun kolayca çözüleceğini ifade etti. Ordumuzun İslama karşı çok hürmetkar, sevgi dolu olduğunu dile getiren Sayın Oktar, şehit cenazelerinde askerlerin tamamının cenaze namazına katıldıklarını, dua ettiklerini, sürekli Allah’ı andıklarını, ordumuzun eskiden beri dindar olduğunu fakat aydın görüşe, ilerici bakış açısına sahip olup tutuculuğa karşı olduklarını anlattı. Sayın Oktar farklı bir konu olarak, akıllı tasarım iddiasını son derece samimiyetsiz bulduğunu; Allah’ın yaratışının çok açık olduğunu ve bu gerçeğin, “Allah yarattı” denilerek açık açık söylenmesi gerektiğini, “bilmediğimiz bir güç yarattı” demenin kaçamak, samimiyetsiz ve çok yanlış bir yaklaşım olduğunu; ayrıca Darwinizmin yıkılmasıyla Allah’a imanın hızla yayıldığını, dünyanın akıllı tasarımcılara pek ihtiyacı olmadığını açıkladı. Sayın Oktar 11 Eylül saldırılarının arka planından yaşanan ekonomik krize daha birçok konuda Arab News’ün sorularını yanıtladı ve önemli açıklamalarda bulundu.
 
 
 
Filmi izlerken çok sık kesintilerle karşılaşıyorsanız, farklı bir playerda izlemek için tıklayınız.


Deşifre dosyasını İndir Subtitle Download
Flv Download Flv Dosyasını İndirmek İçin Tıklayınız.
Bu röportajın deşifresine ulaşmak için tıklayınız
Post To MySpace! Share To FriendFeed
Bu eserin diğer dilleri : English (AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY ARABNEWS (November 9, 2008)), English (AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY ARABNEWS (November 9, 2008))
ESERE AİT DİĞER TÜRLER

Link :

Sitenize ekleyin




Diğer Sitelerimiz
 
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER FİLMLER
 
 

ADNAN OKTAR'IN NEAR FM (İRLANDA) RÖPORTAJI (25 Ekim 2009)


ADNAN OKTAR'IN KIRIM GAZETELERİ RÖPORTAJI (14 Kasım 2008)

Sayın Adnan Oktar’ın Kırım gazeteleri ile olan röportajından çarpıcı kesitler:     
“Darwinizmin dünyayı kasıp kavurduğu dönemde Deccal’in bir gözü görüyordu bir gözü görmüyordu, sadece materyalist gözle dünyaya baktı, mana gözüyle bakamadı, maddenin hakikatini göremedi ve dünyayı mahvetti adeta. Ama artık hiçbir şey yapamaz.”
“Fundamentalist olarak ortaya çıkan kişiler, Avrupa’da Darwinist, materyalist eğitim almış, Stalin hayranı, kendilerince Kuran’ı kendi amaçları için kullanan hasta insanlar; bunların hiçbir düşüncesi ve eylemi İslam’la, Kuran’la bağdaştırılamaz.”
“Dünyanın tamamının İslam ahlakı ile şerefleneceği günler çok yakın, kader böyle.”
“İslam, kıyamete kadar olabilecek en yüksek modernliktir; yüz yıl sonrasının en modern düşüncesi yine İslam’dır; İslam’ın modernliğe ihtiyacı yok, moderliğin İslam’a ihtiyacı var.”
“Allah bizi maddenin kendisi ile muhatap etmez, görüntüsü ile muhatap eder, hep kafamızdaki monitörden seyrederiz, sabah kalktığımızda ilk olarak o mönitörün başına geçeriz, dünyada neler olup bittiğini o monitörden seyretmeye başlarız; hakikaten varmış gibi üç boyutlu, renkli ve pırıl pırıl; işte bu mucize üstüne mucizedir.”
“Darwin gemiyle geziyor, Allah’ın kafasının içinde yarattığı gemi ile geziyor, kaderindeki gemiyle geziyor, Darwin kendisi gidemez bir yere; ‘ben kuşları aldım, baktım’ diyor, o kuşu ona yaratan Allah’tır; Darwin’in kitabını yaratan da Allah’tır insanları imtihan etmek için; ve milyonlarca insan bu imtihanı kaybetmiştir.”
“Darwinizmin ölümüyle insanlık yeniden dirilecek.”
“Peygamberimiz vefatından sonra mucize gösterdi; kendisinden 1400 yıl sonraki olayları bize bildirdi ve hepsi teker teker aynısıyla çıktı; yer yerinden oynaması lazım ama insanlar daha fark edemediler.”


ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV VE MARAŞ AKSU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (24 Aralık 2009)


ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (25 Eylül 2009)


SAYIN ADNAN OKTAR'IN POLI GAZETTE (HOLLANDA) RÖPORTAJI (2 Temmuz 2009)


ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (2 Ocak 2009)

Sayın Adnan Oktar’ın Kral Karadeniz Tv’de canlı olarak yayınlanan röportajının satır araları şöyleydi:
“Türk devletlerine sınır kapılarından sadece selam verip geçmeliyiz, pasaporta, vizeye hiçbir şeye gerek yok. Birliğin kalplerde oluşması çok önemlidir, kalplerde yaşanırsa kapıların açılması on beş dakika sürmez.”
“Üç yüz eser, belgeseller, web siteleri... benim gönlümdekinin binde biri, milyonda biri değil; ben bütün dünyayı çepeçevre kuşatmak istiyorum, her yere kitaplarım gitsin, yazılarım gitsin, anlatayım, bütün dünyayla kucaklaşalım istiyorum.”
“Eğer TRT 6’dan antikomünist, antimateryalist, antidarwinist yayın yapılırsa, materyalizmin, komünizmin beli kırılırsa -ki PKK, cumhuriyet tarihinin en büyük komünist kalkışmasıdır- o zaman kanal tam hakkını vermiş olacak. Çünkü PKK ile fikri mücadele, bu yılanın başını kavurur, beynini yakar adeta.”
“ ’Kahrolsun İsrail’ denmez, İsrail’de Müslümanlar da var, mazlum Hıristiyanlar, Museviler de var; ‘kahrolsun ateist siyonizm, kahrolsun katiller’ denir.”
“Hz. Mehdi her iki alemin yani insanların da cinlerin de Hz. Mehdisi olacaktır.”
“Evrim teorisinin geçersizliğini anlamak için alim olmaya gerek yok, gören iki göz yeterlidir.”
/*****************/
ADNAN OKTAR’IN KRAL KARADENİZ’DEKİ CANLI RÖPORTAJI
(02 Ocak 2009)
 
Muhabir: Değerli dostlarımız, Kral boşluk 3969 demeyi unutmayalım... Sevgili Hocamızdan eğer arzu ettiğiniz, bulmak istediğiniz cevaplar varsa ve hiç çekinmeden, hani derler ya nalına da mıhına da misali, ne arzu ediyorsanız, ne öğrenmek istiyorsanız, konu da her ne olursa olsun, yaşama dair, insana dair, milli ve manevi değerlerimize dair Hocamla hemen bunları paylaşabiliriz, sizin aracılığınızla. Evet, Harun Yahya mahlasından söz açmak istiyorum Hocam, izniniz olursa...
 
Adnan Oktar: Estağfirullah...
 
Muhabir: ... bu niye gerekti, niye... biz hep böyle biliyoruz aslında, Adnan Oktar isminden daha ziyade Harun Yahya ismini biliyoruz...
 
Adnan Oktar: Evet, Harun deyince benim aklıma hemen Hz. Musa’nın o güzel, çileli, zorlu hayatı gelir. Çünkü biliyorsunuz, Hz. Musa’nın kardeşiydi ve onun yardımcısıydı. Allah’tan bir yardımcı diledi Musa Aleyhisselam, Allah Harun’u ona nasip etti, Harun Aleyhisselam’ı nasip etti. Yahya da Hz. İsa Aleyhisselam’ın yardımcısıydı, onu müjdelemişti. Ben her ikisini birleştirip Harun ve Yahya şekline getirdim. Hem o güzel günleri hatırlamak hem de ben de Peygamberimizin ümmetinin bir yardımcısı olduğumu düşünerek, naçizane tabii, sembolik anlamda o ismi aldım.
 
Muhabir: Güzel... Amentü’nün da bir parçası Hocam...
 
Adnan Oktar: Evet, maşaAllah...                                    
 
Muhabir: Şimdi Hocam, dünyamızda hakikaten bir gerçek var, biraz önce de anlatmaya çalıştığımız gibi, ama unuttuğumuz bir nokta var, onu hemen söyleyelim Hocam, aynı zamanda da bir... artık arkeolog mu demek lazım, böyle, fosilleri araştıran, çünkü özellikle Darwinizm konusunda da o saçma sapan tezleri varsın başkaları atası hangi hayvan olacaksa olsun, ama insanın atası insandır diyebilen çalışmaları bilimsel anlamda da yapan bir yanı var. Baştan da demiştik ya, ilim imanı gerektiriyor değerli dostlarımız. Evet, Yahudi yaptırımı dünyada belli, bizler gibi ülkelerdeki egemenliği de belli, her şeyde onlar, bazı olayları çıkartan onlar, dediğiniz gibi, kan dökülmesine sebep olan onlar, bir rant var işin içinde, bir kendi pastasını kollama, kendi pastasını başkasına vermeme gibi düşünceler... sizler daha hakimsiniz bu konulara da, bunun bir uzantısı olarak düşünüyorum ben, Ergenekon süreci şu anda da ülkemizde, ama bu süreç Hocam, ne zaman başladı ya da şu anda olanlar devletin bir savunma refleksi mi ve sizin bu konudaki sıkıntılarınız, hem görüşünüzü alalım hem de size yansıyan bir sıkıntılar varsa onları alalım diyoruz.
 
Adnan Oktar: İddia edilen Ergenekon Örgütü yaklaşık 150-160 yıl önce kurulmuş bir örgütlenme. Darwin’in dedesinin dönemine rast geliyor. O dönemlerde, biliyorsunuz, Darwinizm’in ilk tohumları atıldı. Ve Osmanlı aydınları içerisinde ateizm ve inançsızlık yayılmaya başladı. Marksist düşünce, bir süre sonra Hegel’in düşünceleri daha da yaygınlık kazanmaya başladı. O düşünce içerisinde, devlet içerisinde, Osmanlı Devleti içerisinde ateist, Allah’a inanmayan, Marksist eğilimli, bir derin devlet yapılanması oluştu. Biz buna komünist derin devlet diyoruz, diğer adıyla iddia edilen Ergenekon. Bu iddia edilen örgütün özelliği kan dökmesi, şiddet, dehşetle insanları yıldırması ve taraftarlarına da böylece bir saygınlık kazanması, yani ona karşı bir güç kazanması. Yani taraftarlarını böylece ikna etmiş oluyor. Bu iddia edilen örgüt günümüze kadar geldi, Aslında şu anki operasyonun şekli güzel. Mahkeme de maşaAllah güzel gidiyor. Hakimlerimiz güzel, savcılarımız güzel, gerekeni yapıyorlar. Ama en hayati kısmına el atılamadı, ki en tehlikeli bölümdür bu, hukuk ve yargıdaki ayağı iddia edilen Ergenekon Örgütü’nün en tehlikeli ayağıdır. Hatta ona geçenlerde öyle bir müdahale yapılmaya kalkıldı, bayağı bir çırpınma ve debelenme oldu. Yani daha ilk başlangıcında...
 
Muhabir: Müdahale derken Hocam, yani müdahaleden şöyle küçük bir örnek...
 
Adnan Oktar: Onu örnek olarak vermeyeyim. Örnek olarak vermeyeyim, fakat biliyorlar, yani toplumda biliyorlar bunu. En önemli ayağı budur, yani yargıdaki iddia edilen Ergenekon yapılanmasının ortadan kaldırılması. Şu an iddia edilen Ergenekon mensuplarının şımarık tavırları oluyorsa, bu o yapılanmaya güvendikleri için oluyor. Buna çok dikkat edilmesi gerekiyor. Bunun için en güzel çözüm vatandaşın desteğidir, vatandaşın duyduğu, bildiği her türlü bilgiyi polise, mahkemelere, savcılıklara bildirmesi. O zaman devletin eli güçlenir, savcılıkların eli güçlenir ve operasyon gücü artar. Bu çok önemlidir. Yargıda ve hukuk sistemi içerisindeki iddia edilen Ergenekon örgütlenmesi eğer yıkılırsa Türkiye’nin önü sonuna kadar açılır, yani müthiş bir rahatlık, huzur, demokrasi, barış ve kardeşlik ortamı oluşacaktır.
 
Muhabir: Bunun tezahürü sadece kan dökme olayı değil de, yani bir de ekonomik boyutları var değil mi Hocam? Çok geniş açılımlı...
 
 
Muhabir: PKK’nın bunlarla bağlantısı Hocam? O da onun içinde palazlanan bir...
 
Adnan Oktar: Yani Türkiye’yi bölme konusunda ittifak halindedir bu örgütler, ikisi. Doğu Komünist Türkiye, Batı Komünist Türkiye şeklinde Türkiye’yi bölme konusunda zaten anlaşmış durumdalar, güya. Ama bu tabii mümkün olacak bir şey değil. Aslan gibi milletimiz var. Aslan gibi ordumuz var. Şuurlu gençliğimiz var, bunun mümkün olmadığını onlara gösterdiler, ama daha da çok gösterecek bir tavır içerisinde olunması gerekiyor tabii.
 
Muhabir: Evet, şu anda hakikaten yeterli değil bazı şeyler, yeri zamanı geldiğinde biz toplumsal olarak milli ve manevi değerlerine ne denli sarıldığımızın geçmişte örnekleri çok. 16 kere yıkılıp yeniden bir devlet olabilmeyi becerebilmiş ender kavimlerden biriyiz. Şimdi, Akdeniz Havzası Hocam, dünya için çok önemli, bunu, Akdeniz Havzası’nı biraz daha daralttığımız zaman Mezopotamya’ya hakim olan ülkeler ya da oluşumlar, dünyaya da hakim olabiliyorlar. Dünyanın kuruluşundan bu yana da Mezopotamya Havzası’nın önemi çok önemli. Ama şu anda baktığımızda bu havzaya egemen bir ülke söz konusu değil. Amerika bu anlamda ya da Yahudilik, ki Amerika’yı da idare eden zaten Yahudi düşüncesidir. İşte Irak, biraz yukarı çıktığımız zaman Afganistan, bu gidişat Ortadoğu’da size neyi çağrıştırıyor, nereye gidiyor, nedir burada sizin ön gördüğünüz olması gereken ya da bizlerin Türk İslam Birliği olarak diyelim ya da Arap Türk ilişkileri açısından baktığımızda ne olması gerekiyor? Nedir görüşünüz?
 
Adnan Oktar: Bizim milletimizin yediden yetmişe gönlünde yatan bir ülkü vardır. Çocukluğumuzdan beri biz bunu biliriz Türk İslam Birliği. Biz Osmanlı’nın evlatlarıyız. Onların torunlarıyız. Biz dedemizden ne gördüysek bunu yapacağız. Bu Türk İslam Birliği’nin oluşması için şu an şartlar tam anlamıyla oluştu. Tam anlamıyla var. Türk İslam Birliği oluştuğunda, sınırlar açıldığında, Irak, Suriye, Azerbaycan, Türkistan, Tacikistan, Kazakistan, Ermenistan, Gürcistan...                                                                                        
 
Muhabir: Kafkas Hazar Birliği...
 
Adnan Oktar: Kafkaslar, hepsi Allah’ın izniyle, bu bizim işte bayramımız. Bayram günümüz olacak. Biz buradan arabaya bineceğiz, basıp gideceğiz ta Hazar’a kadar, denizin kenarına masayı kuracağız, yemeğimizi yiyeceğiz. Oradan basacağız Türkistan’a, oradan basacağız Ermenistan’a, her yere gideceğiz.           
 
Muhabir: Alma ata, Bişkek, Bakü...
 
Adnan Oktar: Evet, her yer, her yer, maşaAllah. Sınır kapılarından sadece bir selam vermemiz gerekir, bu kadar. Yani pasaporta vizeye, hiçbir şeye gerek yok. Sınır kapılarının şöyle en az 10 metre kadar geniş olması gerekiyor, en az. Şöyle boydan boya.                                                                  
 
Muhabir: Gelenimiz gidenimiz çok olsun.
 
Adnan Oktar: En az, tabii.                                              
 
Muhabir: Hocam bu dolayısıyla bir başka düşünceleri getiriyor, belki ekran başındaki dostlarımız bir ön yargılı yaklaşacaklar, buna Turancılık mı demek lazım, yoksa başka bir adla hakikaten böyle bir birliğe, beraberliğe dünya konjektöründe ihtiyaç var. Ve zaten Batı’nın da, Batı sermayesinin de en büyük endişelerinden biri bu, yani isterseniz bu konuyu biraz daha açsak.
 
Adnan Oktar: Bu birliğin güzel yönü bunda ırkçılık yok, bunda sevgi var. Yani Turancılık’ta ırkçılık vardır, yani onda acı bir gerçektir bu, ırk esasına kuruludur. Ama yani benim anladığım Turancılık’ta tabi. Fakat bu mantıkta, benim anlattığımda coşkun bir sevgi, muhabbet, Allah sevgisi ve Allah’ın kullarına yardım etme düşüncesi vardır. Burada Hıristiyanları da, Musevileri de kucaklayan bir sistem var. Bütün Arap alemini, bütün İslam alemini kucaklayan, İslam’ın o sıcak sevgisi ile saran bir yapı var. Bunun adı Turancılık olur mu! Tabii ki alakası yok. Bu Türk İslam Birliği, Osmanlı’dan, ecdadımızdan gelen ruhtur bu. Ecdadımızın bize öğrettiği bir ruhtur bu. Bu mübarek birlik, bu güzel birlik mutlaka oluşacak. Bu bizim kaderimiz, ama bu, aşk, hırs işidir. Türkiye’de bunu isteyenlerin sayısı %90’ı buldu mu bu konu bitmiştir. Yani zaten kalplerde oluştu mu, kapıyı açmak 10 dakika sürmez. Yani kapıyı açmak sorun değil, bunun kalplerde kabulü ve kalplerde yaşanması çok önemlidir. Kapı inanın en fazla on, on beş dakika sürecektir kapının açılması, o kadar. Yani tutacaksınız, kapıyı sonuna kadar açacaksın, tutacaksın sonuna kadar açacaksın, tutacaksın sonuna kadar açacaksın. Bu kadar karmaşık bir şey yok.                                                    
 
Muhabir: Zaten coğrafya olarak baktığımızda da, dünya coğrafyasına baktığımızda hem İslam, Müslümanların sayısı, hem de Türklerin sayısı hiç azımsanacak bir durumda değil. Yaygınlık anlamında da, hatta dil olarak bile dünyada üçüncü sıralara falan geliyor, ki bence çok ciddiye alınması gereken bir konu. Şimdi global ekonomik kriz, artık geldi kapıya dayandı, yok şimdi değil de Mart ayında gelecek, daha hissettirdi kendini gibi şeyler var. Olması da kaçınılmaz, şöyle bir gerimize döndüğümüzde de bakıyoruz... Fransız İhtilali’nden, biraz önce de siz anlatınız onu, o süreçten bugüne gelen gelişmelere baktığımızda bunun bu noktaya geleceği, bir yerde de iflas edeceği, çünkü her şey aslında rücu eder diye de bir inanış hakim. Sizin Hocam, global ekonomik kriz ile ilgili düşünceleriniz ya da çözümleriniz nelerdir?
 
Adnan Oktar: Derin uykuda olan insana ne yaparsınız, tutarsınız böyle sarsarsınız; uyan diye... Allah bizi uyandırıyor. Yani bu kriz bizi uyandıracak bir krizdir. Ve Türk İslam Birliği’nin mecburiyetini Allah bize gösteriyor. Türk İslam Birliği oluştuğunda, madenler bizde, petroller bizde, aydın kitle bizde, iş gücü bizde, genç insan nüfusu bizde...
 
Muhabir: Evet Avrupa’nın en genç...
 
Adnan Oktar: ... olağanüstü coğrafya bizde, dostluk, kardeşlik, sevgi, iman, Allah korkusu, Allah sevgisi, sabaha kadar sayarım; hepsi bizde. Bunların hepsini birleştirip çimentodan, çelikten bu sistemi kuracağız Allah’ın izniyle. Bu Avrupa’yı da kurtaracak, Amerika’yı da, Rusya’yı da kurtaracak, yoksa bütün dünya batar, ben söyleyeyim. Yani bu krize de kimse çözüm bulamaz. Bu kasırgaya kimse çözüm bulamaz, tek çözümdür Türk İslam Birliği. Onun için bunun gönüllerde çok büyük coşkuyla, derin bir sevgiyle yaşanması lazım. Ayrıca bu bir mecburiyettir. Yani Türk İslam Birliği bir mecburiyettir. Herkes gücü yettiği kadar buna katkıda bulunsun. Ev sohbetlerinde bunu söylesinler, kahvehanelerde söylesinler, sokakta söylesinler, mektup yazsınlar ilgililere, gazetelere demeç çıkartsınlar, televizyonlarda konuşsunlar; bu süratlenir. Ama bak söylüyorum, illa ki olacak bu. Bu bizim milletimizin kaderi, bu hadislerde de belirtilmiş bir şeydir. Yani Türk milleti bu konuda böyle bir görev almıştır ve bunu yerine getirecektir inşaAllah. O zaman o bizim bayram günümüz olacak ve dünya büyük bir güzelliğe, huzura kavuşacak inşaAllah.   
 
Muhabir: İnşaAllah düzelir diyoruz. Evet, şimdi 300 tane eser hocam, belgeseller, web siteleri, bu sizlere yeterli oluyor mu?
 
Adnan Oktar: Bu benim gönlümdekinin binde biri, milyonda biri değil. Ben bütün dünyayı böyle çepeçevre kuşatmak istiyorum. Her yere kitaplarım gitsin, yazılarım gitsin, anlatayım, şöyle dünyayla bir kucaklaşalım. Benim Amerika’ya bir düşmanlığım yok, İsrail’e bir düşmanlığım yok, Ermenilere bir düşmanlığım yok, hepsini çok seviyorum. Hepsi benim kardeşim. Biz onları kurtarmak istiyoruz. Biz millet olarak yetenekli milletiz. Bizim önümüz açılsın, kurtaralım, sevinsinler, onların sevinciyle biz de sevinelim. Yani bizim bir ırk üstünlüğü iddiamız yok, bizim ahlak üstünlüğü iddiamız var. Biz diyoruz ki çok güzel ahlaklıyız, bu ahlakı dünyaya yayacağız diyoruz, bu kadar.
 
Muhabir: İslam ahlakını...
 
Adnan Oktar: Evet, inşaAllah.                                        
 
Muhabir: Şimdi aslında böyle ardı ardına o kadar güzel şeyler geliyor ki, her şeyi sormak geliyor içimden şimdi söz gelimi İslam’a gönül vermiş, İslam adına büyük kitlelere hitap eden isimler var. Mesela bir Fethullah Hocam, mutlaka görüşüyorsunuz, mutlaka münasebetleriniz var, işte siyasi anlamda, yıllardır hala aramalarda olan, hala ben buradayım diyen bir Necmettin Erbakan Hocamız var. Bunlar ile ilgili Hocam, bir yakınlık, münasebet, fikir alış verişi veya daha başka böyle Allah dostları ile diyeyim, var mı bu tür?
 
Adnan Oktar: Ben Şeyh Efendileri bir kere çok severim. Hepsini kendi mürşidim bilirim. Hepsini Hocam bilirim, ellerinden öperim ve çok saygı duyarım.                      
 
Muhabir: Eyvallah...
 
Adnan Oktar: Erbakan Hocamız, bütün Türkiye çok seviyor, ben de çok seviyorum tabii. Kelimenin tam anlamıyla, muhteşem, çok derin güzel ahlaklı, çok akıllı ve çok zeki bir insan. Allah hayırlısıyla ömrünü uzun etsin, Milli Görüş dediği düşünce de zaten Türk İslam Birliği’dir. Onu yıllardan beri savundu maşaAllah, halen de savunuyor maşaAllah. Fethullah Gülen Hocam da masum, mazlum bir insandır. Ona hüsn-ü zanla bakması lazım insanların, gerek yok böyle şüpheci, kuşkucu yaklaşımlara. Anlatılanlardan ben çok rahatsız oluyorum Hocamızla ilgili, hiç yakışmıyor. Nihayetinde insanlar iyi olsun diye uğraşan bir insan, yani Türk kültürünü, İslam ahlakını etrafa yaymaya çalışan bir insan ve bundan hiçbir çıkarı yok. Ayrıca rahatsız, yani yaşı ilerlemiş bir insan, bedenen hasta bir insan, yani dünyadan ne istediği olabilir, yani makam istemiyor, şöhret istemiyor, para istemiyor, yani belli ki hayır için, Allah rızası için, kendini adamış ve bunca zorluğa, bunca baskıya rağmen hizmet ediyor. Sadece teşekkür etmek, Allah’a hamd etmek lazım. Şeyh Nazım Kıbrisi Hazretleri’ni tanırım, anormal sevimli, ama müthiş sevimli, anormal sevimli demeyeyim de, yani çok müthiş sevimli, yani herhalde dünyada yoktur böyle sevimli.                
 
Muhabir: Simaen de, yüz... 
 
Adnan Oktar: Simaen, müthiş yakışıklı, çok çok güzel insandır. Müthiş uyanıktır ve acayip zekidir ve çok müthiş bir kültürü var. Çok güzel ahlaklı maşaAllah ve çok sevgi doludur. İki kere sağ olsun şereflendirdiler, lütfettiler bizim fakirhaneye geldiler, inşaAllah...
 
Muhabir: Estağfurullah.
 
Adnan Oktar: Ben dedi, benim oğlum beni çok seviyor dedi, onun için ben geliyorum dedi. Yoksa ben kimsenin yanına gitmem böyle dedi.
 
Muhabir: Elhamdülillah.
 
Adnan Oktar: İnşaAllah, maşaAllah...
 
Muhabir: Hocam çok yaman sorular var, isterseniz şöyle biraz çabuk geçeceğim soruları, çünkü daha almak istediğim şeyler var, cevaplar var sizden. Uzun yıl önce Global Masonluk kitabını yazdığınız için size karşı büyük bir komplo, tabii bu izlenimlerimizden geliyor, kokain içtiğiniz iddia edilmişti ve siz aksini ispat etmiştiniz ve demiştiniz ki, bu iftira yeni kitabım çıkmasın diye masonlar tarafından yapıldı, ama bu kitabın iki cildini de çıkartacağım. Biz hala heyecanla iki cildini bekliyoruz, acaba ne zaman yayınlayacaksınız demiş. Evet, bir tanesi bu, bilemiyorum ardı ardına sorunca, yani hafızada tutmada bir sıkıntı olmaz inşaAllah. Muhterem Hocam diyor, sizi sevenler çok seviyor diyor, size karşı olanlar da çok karşılar, bunun sebebi nedir? Bu iki kesim neden bu kadar uç noktalarda? Siz neye bağlıyorsunuz demiş, isterseniz buradan başlayalım Hocam.
 
Adnan Oktar: Evet, sorunun cevabını vereyim evet. Global Masonluğun ikinci cildi pek basılacak gibi değil işin doğrusu. Çünkü oradaki bilgi ortalığı karıştırır biraz. Yani o yüzden biraz bekletiyorum. Bu Ergenekon konusu da onun içinde var çünkü. Ergenekon ile ilgili de yine benim kitabım var biliyorsunuz, onu da bekletiyorum. Yayınlanması durumunda mahkemeye etki etmesinden endişe ediyorum, o yüzden bekletiyorum. Bana karşı olanların iki uç olması... hakikaten sevenler çok seviyorlar, aşırı düşkünlük gösteriyorlar.
 
Muhabir: Ama böyledir, böyledir yani, gönül insanları da budur Hocam, ya çok sevilir, yani arası yoktur kesinlikle, bıçak sırtı gibidir.
 
Adnan Oktar: Evet evet, maşaAllah.                              
 
Muhabir: Ama hemen yeri gelmişken bir şey söyleyelim. Madem bu kitapları bu kadar merak eden dostlarımız var. Ben hocamın Yaradılış diye bir eseri var, daha birkaç tanesi oluştu, şu anda da dünyanın her yerinde birçok dilde de var, eğer yanlış bilmiyorsam, bence ona bir teveccüh göstersinler. En azından çoluğa çocuğa bile gösterilse, görsel olarak bile çok şey ifade edecek bir özelliği var, eğer Hocam beni yanıltmıyorsa.
 
Adnan Oktar: Doğru söylüyorsunuz.                              
 
Muhabir: Samimi bir dindar Atatürk isimli bir kitap var Hocam...
 
Adnan Oktar: Evet, doğru.                                             
 
Muhabir: Dine bakışını Mustafa Kemal Atatürk’ün nasıl değerlendiriyorsunuz? Bazı kesimler Atatürk’ü bir dinsiz gibi göstermeye çalışıyor, sizin bu konudaki düşünceleriniz nelerdir? Evet, dediğimiz gibi dostlar, bugün hakikaten aklımıza ne geliyorsa hepsini soracağız Hocama, ama sizlerden de sorular gelirse, ki gelenler var, ne yapıyoruz, Kral boşluk 3969 diyoruz, Hocam burada.
 
Adnan Oktar: Atatürkümüzün söylem ve demeçlerinden kısa bir konuşmasını vereyim, Atatürk hakkında insanlarımız ne anlıyorsa artık bana ona göre bir bilgi verirler umarım. “Ey millet” diyor büyük Atatürk, “Allah birdir”, maşaAllah, “şanı büyüktür, Allah’ın selameti, atıfeti ve hayrı üzerinize olsun. Koyduğu esas kanunlar, Kuran-ı Azimüşşandaki ayetlerdir. İnsanlara feyz ruhunu vermiş olan dinimiz son dindir. Ekmel dindir, çünkü dinimiz akla, mantığa, hakikate uymamış olsaydı, bununla diğer ilahi ve tabii kanunlar arasında aykırılıklar olması gerekirdi. Bütün ilahi kanunları yapan Cenabı Hak’tır”, maşaAllah, tam bir Müslüman evladı, tam bir mücahit, tam bir aslan. “Bilhassa bizim dinimiz için herkesin elinde bir ölçü vardır, bu ölçü ile hangi şeyin bu dine uygun olup olmadığını kolayca takdir edebilirsiniz. Hangi şey ki akla, mantığa, halkın menfaatine uygundur, biliriz ki o bizim dinimize de uygundur. Bir şey akıl ve mantığa, milletin menfaatine, İslam’ın menfaatine uygunsa kimseye sormayın. O şey dindir” diyor. İslam’ın mantık dini olduğunu, akıl dini olduğunu, Peygamber Efendimizin dediği ne varsa vahiy ile anlattıkları, hepsini anlatmış oluyor. “Milletimiz din gibi kuvvetli bir fazilete sahiptir. Bu fazileti hiçbir kuvvet milletimizin kalp ve vicdanından çekip alamamıştır ve alamaz” diyor Atatürk. EvvelAllah, maşaAllah. “Din lüzumlu bir müessesedir. Dinsiz milletlerin devamına imkan yoktur” diyor Atatürk. “Dinsiz millet devam etmez” diyor. Böyle bir Atatürk’ü biz bağrımıza basacağız tabii ki, coşkuyla seveceğiz; tam bir Müslüman evladı.
 
Muhabir: Hocam bir de dostlarımızdan, izleyenlerimizden gelen mesajlar var. Onlardan birkaç tanesini paylaşalım. Sayın Adnan Oktar Hocam diyor, tasavvuf hakkındaki düşünceleriniz... ben de zaten tam buraya gelecektim. TRT’nin Kürtçe yayını hakkında ne söylersiniz? Hocamız ordumuzun dine bakışını nasıl değerlendiriyor? Peygamber Efendimizin, Sallallahü aleyhi ve sellem, 1400 yıl önce Mehdi tarifini size bire bir uymasını nasıl karşılıyorsunuz? Ramazan Zengin diye bir dostumuz bunu söylemiş. Sayın Hocam, kanayan yara Filistin nasıl refaha kavuşacak? Hocamız mehdiyet konusundan bahseder misiniz? Ve Alevilere bakışınız nedir? Orhan Erenli sormuş bunu. Hocam isterseniz hemen tasavvuftan başlayalım.
 
Adnan Oktar: Başlayalım...                                            
 
Muhabir: Tasavvuf... biliyorsunuz, şöyle bir söz vardır tasavvuf ehlilerinin söylediği, mürşidi olmayanın mürşidi şeytandır denilir. Bir seyr-i sülük süreci vardır, hani emareden başlayan bir seyir. Tabii ki bizler çok da yorum katamıyoruz, ama tasavvuf konusundaki düşüncenizi alalım inşaAllah sâdâtların da duası olsun diyelim.
 
Adnan Oktar: Tasavvuf deyince benim aklıma tabii temel iki tarikat gelir. Nakşibendi ve Kadiri tarikatları gelir. Bunlar Osmanlı döneminde bu mübarek tarikatlar ahlak okulu olarak Osmanlı’nın bel kemiğini oluşturan bir yapı meydana getirdiler ve Osmanlı’nın ahlakının güzelleşmesinde, bilgilerinin artmasında insanların çok büyük bir faydası oldu bu yapılanmanın. Halen de çok güzel faaliyetlerine devam ediyorlar. Yine Türkiyemizin çimentosudur bu tarikatlar. Çok da güzel hizmetler veriyorlar. Özellikle PKK’ya karşı Güneydoğu’da çok çok etkililer maşaAllah. Halkımızın devletine, milletine, bayrağına, bağlılığına, çok ciddi faydaları oluyor. O yönüyle tabii ki destekliyorum, takdir ediyorum, ama benim herhangi bir tarikata bağlılığım yok tabii ki.      
 
Muhabir: Anladım, peki TRT’nin Kürtçe yayınını soruyorlar, yeni bir kanal kuruldu ve Kürtçe yayın yapıyor hocam. Bu konuda bir görüş istemişler sizden, ne dersiniz diye?
 
Adnan Oktar: Eğer orada anti komünist, anti Darwinist, anti materyalist yayın yapılırsa, materyalizmin beli kırılırsa, komünizmin beli kırılırsa, ki PKK biliyorsunuz, Cumhuriyet tarihinin en büyük komünist kalkışmasıdır. Komünist ayaklanmadır. Cumhuriyet tarihinde böyle görülen bir ayaklanma yok. Bir tek bu vardır. O zaman o kanal tam hakkını vermiş olacak inşaAllah. Çok da mükemmel olur, çünkü PKK’ya karşı en güzel mücadele fikri mücadeledir. Fikri mücadele bu yılanın başını kavurur. Beynini yakar adeta. Allah diyor, “hakkı batılın üstüne atarız” diyor, “beynini darmadağın eder” diyor. Beynin dağıtılması çok önemli, yani o fikrin, düşüncenin dağıtılması çok önemlidir, şeytandan Allah’a sığınırım. Bizim de yapacağımız budur inşaAllah. 
 
Muhabir: Hocam, ordumuzun dine bakışını tariflemenizi istemişler.
 
Adnan Oktar: Evet, ordumuzun başkomutanı Atatürk ne demiş, bir daha anlatayım bir şey, oradan ordumuzu anlarsınız. “Bütün dünyanın Müslümanları Allah’ın son peygamberi Hz. Muhammed’in gösterdiği yolu takip etmeli ve verdiği talimatları tam olarak tatbik etmeli.” Tüm Müslümanlar Hz. Muhammed’i örnek almalı ve kendisi gibi hareket etmeli. “İslamiyet’in hükümlerini olduğu gibi yerine getirmeli, zira ancak bu şekilde insanlar kurtulabilir ve kalkınabilirler.” Urduca yayınlarda Atatürk Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi yayını, 1979 yılı, sayfa 70-71. Atatürkümüz dolu dolu imanlı, muhteşem bir kumandandı, bizim ordumuz da son derece imanlı, iman coşkusu ile yetişmiş, faziletli aslanlardır. Bütün Ortadoğu’nun, bütün İslam aleminin, Türklük aleminin aslanlarıdır. Türk İslam Birliği’nin kuruluşunda, inşaAllah onun gelişmesinde kahraman ordumuzun çok büyük hizmetleri olacak inşaAllah.     
 
Muhabir: Hocam dikkatimi çekiyor, sohbette özellikle Türk İslam Birliği’nin altını çiziyorsunuz, yani bir doktrin var karşımızda, yani böyle, onu da isterseniz biraz sonra mı açalım ya da ne zaman nasıl arzu edersiniz bilemiyorum ama...
 
Adnan Oktar: Büyümeyen her millet küçülür. Bizim mayamızda hep büyüme vardır. Biz büyük millet olarak yaşamaya alıştık.                                                                             
 
Muhabir: Evet, beylikten imparatorluğa gibi...
 
Adnan Oktar: Tabii tabii. Biz gemiye bindin mi Cezayir’e gideceğiz, gemiye bindin mi Fas’a gideceğiz, Tunus’a gideceğiz, Libya’ya gideceğiz. Gittin mi Doğu Türkistan’ın içlerine kadar gideceğiz. Biz böyle alışmışız, geniş arazide gezinmeye alışmışız. Bize dar yer yetmez, inşaAllah.                      
 
Muhabir: Peki Hocam, Filistin’e gelmeden önce, Filistin’i uzun uzadıya konuşmak istiyorum. Biraz önce kardeşlikten söz ettiniz de, şu andaki bu düşünce, bir tarafta tabii komünizmi yererken, diğer tarafta da masonluğu, ateizmi, sabetayizmi, çünkü baktığımızda bazı izmlerin de bu masonluğun çok abesle iştigal edecek belki ama, biz veled-i zinalar olduğunu düşünüyoruz, ama öyle geliyor bize. Çünkü oradan türeyen düşünceler olduğuna ben kendi adıma inanıyorum. Şimdi ona gelmeden önce, madem Hocam, şunu soracağım ben size. Aslında konu çok çetrefilli bir konu olduğu için... Nefsi nefsi dönemindeyiz hocam. Dönem nefsi nefsi zamanı, yani din büyüklerimizin daha birkaç, üç kuşak önce, dört kuşak öncede söylediği gibi, bizim işimiz artık ne tasavvuf, ne tarikat; alıp çocuk bağlamak bizim işimiz diye soruyorlar, neyin nesidir diye. Dünyadan alıp ahrete bağlamak gibi efendimiz bunu söylemiş. Şimdi böyle bir dünyada, yani Ahir Zaman dediğimiz bir dünyada, Hocam Ahir Zaman’ın alametleri, buna bağlı olarak hemen şunu soracağım Mehdi, Deccal geldi mi, geldi geçti mi, gelecek mi size göre?
 
Adnan Oktar: Ehli Sünnet inancında, Hanefi, Hanbeli, Maliki ve Şafi mezheplerinde, ki bizim Türkiyemizdeki ana mezheplerdir ve Alevilikte, Caferilikte, Şiilikte Mehdi haktır. Mehdi’nin gelişi haktır ve kesindir. Hz. İsa Aleyhisselam’ın gelişi haktır ve kesindir. Ben açıkça söylüyorum milletime, Mehdi geldi Allah’ın izniyle. Yani alametlerden, izahlardan, Said Nursi’nin izahlarından ve dünya çapındaki gelişmelerden Mehdi’nin geldiği anlaşılıyor. İsa Aleyhisselam’ın gelişine de en fazla on, yirmi yıl var. Bunu da açık açık söylüyorum. Ben buradayım, herkes bunu benden ileride sorabilir. “Demiştiniz” diyecekler inşaAllah. “Aynen dediğiniz gibi çıktı” diyecekler. Çünkü mesela Peygamber Efendimiz neler söylemiş, neler çıkmış. Otuz yıl içerisinde Ahir Zaman’da Peygamber Efendimizin bütün dedikleri tek bir zaman diliminde oluştu. İki ramazanda güneş tutulması, 1981 yılında bu olay oldu. İki ramazanda üst üste güneş tutulması oldu; bu büyük bir mucizedir. İran-Irak Savaşı Ekim 1980 yılında oldu, aynısını Peygamber Efendimiz söylemiştir 1400 sene önce. Afganistan’ın işgali 1979, Fırat’ın suyunun kesilmesi ve Fırat’ın suyunun kesildiği dönemde o bölgede anarşi ve terör başlaması, kan dökülmesi. Aynen Peygamberimizin dediği gibi olmuştur; Fırat bölgesinde PKK terörü başlamıştır. Ramazan ayında ay ve güneş tutulmaları, 1981 yılında olmuştur bu da, ayrı bu. Kuyruklu yıldızın doğması 1986 yılında olmuştur. Kabe baskını ve Kabe’de kan akıtılması Kasım 1979, güneşten bir alametin belirmesi; 1996’da güneşte büyük bir patlama yaşandı. Son yüzyılın en büyük patlaması. Bir ordunun kaybolması 2003 Irak Savaşı’nda oldu. Bağdat’ın alevlerle tahrif edilmesi 2003 Irak Savaşı’nda, tozlu dumanlı bir fitne 11 Eylül 2001 olayları. Bunlar hadislerde belirtilmiş. Irak’ın yeniden yapılanması, bu yeni oluyor, rüzgar ve kasırgalar Katrina Kasırgası 2005, Ike Kasırgası 2008 ve devam ediyor. Hatta o devrin teknik özelliklerini bile tarif etmiş Peygamberimiz. Diyor ki kişi kamçısının ucuyla konuşur, yani telefon ve kablosu. Kamçıya benzetmiş Peygamberimiz, konuşur diyor. Kişiye kendi sesinin konuşması; teybe konuşuyor insanlar, kendi sesini dinliyor. Buna benzer yaklaşık 300’e yakın alamet oluşmuştur. Ve otuz yıl içerisinde bunların tamamı oldu bu saydıklarımın ve tarihte binlerce yıllık dünya tarihinde ilk defa birarada olmuştur bunlar, daha önce olmamıştır.
 
Muhabir: Küçük alametler bitti, artık büyükler yıpranıyor, yani büyük alametler de kendini göstermeye başladı.
 
Adnan Oktar: Büyük alamet işte Mehdi’nin çıkışıdır. Hem kıyamet alametleri Mehdi’nin çıkışı,
 
Muhabir: Ramazan Zengin de sizinle tariflemiş.
 
Adnan Oktar: Efendim?                                                  
 
Muhabir: Mehdi Aleyhisselam’ı Ramazan Zengin diye bir izleyicimiz de tariflemiş, sizinle tariflemiş.
 
Adnan Oktar: Bana benziyor diye...                               
 
Muhabir: Öyle bir ifade kullanmış...
 
Adnan Oktar: Mehdi’nin, evet dış alametleri var. Ben onları saymıştım, oradan belki şüphelenmiş olabilirler, ama bu alametler birçok insanda olabilir, mesela siyah saçlı diyor Peygamberimiz , kaşı hilal şey kaşlıdır diyor, hilal şey böyle, burnu küçüktür diyor mesela, yüzü parlaktır diyor, yanağında bir ben vardır diyor, sakallıdır diyor Mehdi, orta boyludur diyor, omuzları geniştir diyor, bir rivayette göğsü geniştir, karnı geniştir, uyrukları geniştir diyor, bacak kısmı uyrukları geniştir diyor, adımlarını dışarı atar diyor, sırtında Peygamberimizin mührü vardır diyor, kalp hizasında ben vardır diyor. Bir ben daha vardır üst kısmında, o da diyor mersin ağacının yaprağı gibidir diyor, yani dışa çıkık böyle üç boyutlu bir bendir diyor.                                                                   
 
Muhabir: Ne diyor, ne diyor, mührü gibi mi?
 
Adnan Oktar: Yani ben, ben, büyükçe bir ben, kalp hizasında Peygamber Efendimiz’de de öyle, yani şöyle düğme büyüklüğünde deniyor, şu kadar falan bir ben.             
 
Muhabir: Sizin eserlerinizin üstünde de var, nübüvveti koymuşsunuz, Peygamber Efendimizin böyle elçiler aracıyla gönderdiği mektuplarda vurduğu...
 
Adnan Oktar: Evet, Peygamberimizi hatırlasınlar, Allah’ı ansınlar diye ben o Peygamberimizin güzel mührünü kitaplarıma da koydum. Her seferinde tabii insanın içi açılıyor. Bu, bu alametler, yani birçok insanın sırtında ben de olabilir, birçok insan da orta boylu birçok insan vardır, ben bunları hadislerden belirttim, yani ben Mehdiyim demedim, demem de ve bu haramdır, dinsiz olur insan bunu söylerse. Böyle bir şeyi yapmam ben.         
 
Muhabir: İzleyicimiz tabii görüş... insanlar sevdiğini birçok şeyle...
 
Adnan Oktar: Hüsn-ü zan edebilir, o güzel, Allah razı olsun, ben de ona hüsn-ü zan ediyorum, o Mehdi olur inşaAllah, inşaAllah.                                                                        
 
Muhabir: Eski büyüklerimiz, İslam büyüklerimiz biraraya geldiklerinde, ettiklerinde, konu açıldığında, işte her ikisi de biraraya geldiğinde mevzubahis olan hususlarda o doğrusunu bilir, o doğrusunu bilir, o doğrusunu bilir, asla ben... enaniyet söz konusu olmadığı için, bu da güzel bir örnek Hocam. Şimdi kanayan yara Filistin Hocam, buranın refahı nedir, nasıldır, yani ne olacak bu Filistin? Bugün bir tabela gördüm ben, hakikaten çok üzüldüm, yani içim acıdı, çok acıdı içim. Tabii sadece Filistin’de değil, Kerkük’ü biliyorsunuz, Afganistan’ı biliyorsunuz, Irak’ı biliyorsunuz, ama en son olaylar, diyor ki sizi sordular geleceğiz dedik, bunu hangi düşünce yaparsa yapsın, ama bana etki etti. Beni acıttı, yani sızlattı içimi. Hangi düşüncenin insanı olursa olsun, mazlum bir insana, hiç suçu, kusuru, kabahati olmayan bir insana silah sıkmak, hem de savunmasız bir şekilde bunu yapmak bizim hafızalarımızın alacağı şeyler değil de. Nedir Hocam buranın çözümü, yani nasıl bir refah, ne yapmak lazım, ne olmalı?
 
Adnan Oktar: Çözümü Kuran bize göstermiş, Allah bize göstermiş, fakat Müslümanların bir kısmı bu çözümün hiç üzerinde durmuyorlar. Bu çözümün üzerinde durmadıkları müddetçe bu belalar eksik olmaz, kan İslam aleminde sel gibi akar ve çok büyük fitneler çıkar. Her türlü acıyı, her türlü belayı yaşar Müslümanlar. Bunun tek çözümü Türk İslam Birliği’dir. Ben Müslümanları bu yönde gayretli görüyorum, mesela Filistin konusunda hakikaten şevkliler. Gösteri yürüyüşleri yapıyorlar, protestolar yapıyorlar, ama mesela koskoca bir bezin üzerine “Türk İslam Birliği oluşsun, zulüm son bulsun” yazmıyor, bu çok önemlidir.                       
 
Muhabir: Acaba bir kıvılcım mı bekliyorlar Hocam bu konuda, şimdi bir siyasi görüş gibi ya da bir oluşum gibi, yani insanların farkında olmadığı bir şey mi var?
 
Adnan Oktar: Bu, herkes bilir bunu, “Allah kurşunla kaynatılmış binalar gibi mücadele edenleri sever” diyor Allah, şeytandan Allah’a sığınırım. “Kurşunla kaynatılmış binalar gibi olun” diyor Allah bize. “Onlar” diyor, “haklarında bir saldırı olduğunda el birlik karşı koyarlar” diyor Müslümanlar için. Tamam işte, kardeşlerimize saldırdılar, ateist Siyonistler saldırıyorlar... Kahrolsun İsrail denmez, İsrail’de Müslümanlar da var, mazlum Hıristiyanlar da var ve mazlum Museviler de var. Kahrolsun ateist Siyonizm denir, kahrolsun katiller denir, kahrolsun zalimler denir. İsrail niye kahrolsun! Orada bir sürü Müslüman kardeşimiz var...
 
Muhabir: Evet, hakikaten, Kudüs’te dün Cuma namazı kılındı...
 
Adnan Oktar: Tabii ki, bizim istediğimiz, bizim istediğimiz... tabii Kudüs-ü Şerif de orada, değil mi, İsrail sınırları içerisinde, tabii. Gösteri yürüyüşlerinde, konferanslarında, toplantılarda, “Yarabbi” diyecekler, “Türk İslam Birliği’ni oluştur”, “bir an evvel Türk İslam Birliği’ni oluşturalım, hedef edelim” diyecekler. Türk İslam Birliği oluştuğunda İsrail öyle kan dökebilir mi? Ateist Siyonistler böyle kudurabilir mi? Rezalet çıkarabilirler mi?          
 
Muhabir: Hakikaten geçmişten bugüne baktığımızda İsrailoğulları’nın gidişatını birçok insanlar fark etmiş, yıllar öncesinden, belki asırlar öncesinden fark etmiş ve gelinen nokta da belli. Vatansız bir kavim diyeceğim ya da düşüncenin insanları hakikaten egemen, bugün bütün süper ülke dedikleri ülkelere egemen ve hakikaten insan kanı çiğneyerek, yiyerek besleniyorlar. Allahualem, inşaAllah, Rabbülalemin’in vaadi “Ben nurumu tamamlarım”. İnşaAllah bizler de görürüz, nasip olur bizlere de.
 
Adnan Oktar: Evet, Nur Suresi’nin 55. ayetinde Allah, Müslümanları dünyaya hakim edeceğini söylüyor. Samimi olmamız durumunda bunu yapacağını söylüyor Allah. Fakat tabii Müslümanlar, kardeşlerimiz, kahrolsun İsrail derken ateist Siyonistleri kastediyorlar, ama bu yanlış anlaşılabilir. Yani bu ayrımın yapılması gerekiyor, demin söylediğim konuda.                                                                                        
 
Muhabir: Peki her şeyin beyinde oluşan görüntüler olduğunu söylüyorsunuz, demiş izleyicimiz. Peki dışarıda madde yok mu? Vahdet-i vücut fikri mi bu, diyor?
 
Adnan Oktar: Dışarıda madde var. Mesela siz dışarıda varsınız, mesela şu an seyircilerimiz de televizyonu seyrediyorlar, dışarıda televizyonları var. Ama hiç kimse seyrettiği televizyonun kendisi ile değil, televizyonun beynindeki görüntüsü ile karşılaşıyorlar. Yani beyinlerinde ikinci bir televizyon daha var, o küçük bir televizyon daha oluşuyor, onu kocaman görüyorlar beyinlerinin içerisinde. Onu seyrediyorlar. Bizim anlattığımız budur.          
 
Muhabir: Ama sorular çok güzel Hocam, sorular çok hoş. Hepsi böyle tutup basit bir şey değil, İslam’ın temeli, yani çıkıp biri de diyebilir ki, Amentü’yü bir saysana Hocam diyebilir veya Uğur Aga, sen de bir Amentü nedir falan gibi çok çok önemli olmasına rağmen İslam’ın temelidir Amentü de, gerçekten bilimsel sorular yani. Artık sorulması gereken şeyler. Biz eğer bazı şeylere gerek İslami anlamda gerek ülke anlamında hakim olmadığımız konularda başka hakim güçler çıkar karşımıza. Hakim olmamız gerektiği için de böyle sorular hoşuma gidiyor benim açıkçası. Irak’ın işgali diyor, Ahir Zaman alameti midir? Biraz önce söylediniz, evet Hocam öyle söylediler, Ahir Zaman alametidir diye. Bu konu hakkındaki düşünceye ayrı bir şey bilemiyorum söyleyecek misiniz Hocam?
 
Adnan Oktar: İşte kaderde her şeyin ince ince Allah tarafından yaratıldığını görmeleri açısından da bu çok önemli. Amerika işgal etti diyorlar, ama Amerika daha yokken Peygamberimiz diyor ki orası işgal edilecek. Ve birçok yabancı sancaklar gayri-Müslimler tarafından işgal edilecek diyor. Daha Amerika’nın esamesi yoktu, Amerika keşfedilmemişken söylüyor.                                                                         
 
Muhabir: Tarihi belli Amerika’nın, sonuçta bir şey değildi, bir millet de söz konusu değildi. Bu bizim doğudan giden insanların oluşturduğu...
 
Adnan Oktar: Tabii ki...
 
Muhabir: Evet, İran’da ve Irak’ta Şii İslam çok güçlü diyor. Mehdi zamanında Sünni-Şii ilişkisi nasıl olacak?
 
Adnan Oktar: Mehdi Sünnileri de, Şiileri de, hepsini birleştirecek inşaAllah. Çünkü Şiiler Mehdi aşığıdır, Mehdi’nin sözünden onlar çıkmazlar zaten. İran Anayasası’nın, zaten biliyorsunuz, birinci maddesi, “bu Anayasa Mehdi çıkıncaya kadar geçerlidir” diyorlar. “Mehdi çıktıktan sonra bu Anayasa geçerli değil, sonra onun dediğini yapacağız” diyorlar. Şiiler Mehdi’nin bir dediğini iki yapmazlar, Allah’ın izniyle böyle bir konu olmaz.
 
Muhabir: Hocam, dinler arası diyalog çalışmaları hakkında ne düşünüyorsunuz demiş gene bir izleyicimiz? Ben burada arkadaşlarımızdan eğer olursa şöyle bir kısacık bir ara rica edeceğim. Çünkü hazırlamam gereken gene bir sorular var. Uygun, değil mi arkadaşlar? Şöyle kısa bir ara, bu dinler arası diyalog Hocam, bu da çok önemli...
 
Adnan Oktar: Evet, dinler arası diyalog, tabii ki ben bir Hıristiyan’la, bir Musevi ile kardeşlik ilişkileri içerisinde bağlantı kurarım tabii. Onlar bizim canımız, ciğerimiz, kardeşlerimiz. Onlarla ticaret yaparım, evlerine giderim, yemeklerini yerim, sohbet ederim, ama inançlarına uymam. Yani benim inancıma uygun olan inançlarına uyarım. Allah birdir dediklerinde sarılırım ben onlara. Ahiret var dediklerinde sarılırım.      
 
Muhabir: Ama bu nokta da çok önemli, değil mi Hocam?
 
Adnan Oktar: Tabii ki.                                                    
 
Muhabir: Varlığını birliğini tanımak Allah’ın.
 
Adnan Oktar: Ama Allah üçtür derse, ben onu kabul etmem tabii ki.      
 
Muhabir: Peki İstanbul’da deprem bekleniyor, deprem Ahir Zaman alameti midir demiş arkadaşlarımız? Deprem beklentisi için soruyorlar bunu.
 
Adnan Oktar: Bakın, İstanbul’da Mehdi zuhur edecek. Hz. İsa Aleyhisselam İstanbul’a gelecek. Burası mübarek bir beldedir. İstanbul’da Allah’ın izniyle deprem olmayacak inşaAllah. Deprem daha önce de yine olmadı, halk ona dikkat etmedi, bir mucize meydana geldi, o depremin olduğu gün büyük bir mucize meydana geldi ve birçok mucize meydana geldi. Bunu birçok insan görmezden geldi, deprem yakınlara kadar geldi, toprağın altından devam etti. İstanbul’a dokunmadı, çok çok ileriden, İstanbul’u geçtikten sonra deprem çıktı ve devam etti. Bu bilimsel bir gerçek, gazeteler de yazdı. Bütün gazeteler bunun şemasını da gösterdiler. Yani depremin İstanbul’a dokunmadığı gösterildi gazetelerde. O günün gazetelerini bir dahaki programda gösterebilirim.            
 
Muhabir: Evet Hocam, uzun soluklu... ara için uygun muyuz arkadaşlar? Onu öğreneyim hemen sizden, çünkü notlarıma ulaşmam gerekiyor. Türkler, Hocam, seçilmiş bir millet mi?
 
Adnan Oktar: Tabii ki mübarek, kutsal bir millettir. Allah’ın lütfuna mazhar olmuşlardır. Osmanlı döneminde bunu zaten göstermişlerdir. Sevginin, şefkatin, merhametin, dostluğun, kardeşliğin, güzel ahlakın kalesidir Türkiye ve Türkler.
 
Muhabir: Evet Hocam, böyle sorular ardı ardına geliyor, nefsi nefsiden aldık olayı, Mehdi, peki Deccal Hocam, Deccal ile ilgili...
 
Adnan Oktar: Bu asrın Deccali Darwin’dir ve tam bu tariflere de uygun. Saçı sakalına karışmıştır diyor Peygamber Efendimiz. Hatta, diyor, rüzgar vurduğunda saçı dağılır diyor. Kısa ve bodurdur diyor, tam tarifine uygun. Allah’ı inkar edeceği belirtiliyor, her yönüyle tam anlamıyla uyum gösteriyor. Komitesi vardır diyor Deccal’in. Marks, Lenin, Stalin, Mao, Troçki de onun komitesidir.                                  
 
Muhabir: Mehdi, diyor, yalnız insanlar için mi zuhur edecek? Biliyorsunuz dinimiz hem ins’e, hem cins’e inen bir din olduğu için, lider, cin alemi içinde ayrı bir lider söz konusu mu diyor?
 
Adnan Oktar: Mehdi her iki alemin de Mehdisidir. Cin aleminin de Mehdisidir, ins aleminin, insanların da Mehdisidir inşaAllah.                                                                        
 
Muhabir: Peki Hocam... biraz çabuk gidiyoruz, değil mi Hocam?
 
Adnan Oktar: Yok, güzel.                                                
 
Muhabir: Ama... güzel. Peki, fiziksel özelliklerini biraz önce saymıştınız, söylemiştiniz siz Mehdi’nin, ama gene aynı şey gelmiş, siz diyor Mehdi misiniz, ama siz o konunun haram olduğunu söylediniz. Bunu da herhalde geçelim bu konuyu.
 
Adnan Oktar: Kim söylüyorsa Mehdiyim diye, bilin ki o yalancıdır ve Mehdi değildir. Yani yalancı mehdilerden bir tanesidir. Mehdiyim diye iddia eden kim varsa Mehdi olmadığının kesin kanıtıdır. Onun dışında başka bir delile gerek yoktur.                                                                            
 
Muhabir: Hocam aslında bu konuyu olduğu gibi, sizi böyle ekrana bırakmak istiyorum bu soruda. Çünkü uzun soluklu cevap olacaktır mutlaka, çok enteresan, çünkü hem bilimsel tarafı var işin hem de mucizevi bir özelliği var. On trilyon veririm, vereceğim de dediğiniz; ara geçiş fosili nedir Hocam? Getiren oldu mu bunu?
 
Adnan Oktar: Bakın, ben diyorum ki, yüz milyon adet, yani bu masanın üstünde gördüğünüz tarzda yüz milyon adet fosil var. Şimdiki canlılarla aynı, mesela bak şu kaplumbağaya aittir. Günümüzün kaplumbağasıyla tıpa tıp aynıdır. Hiç farklılık yoktur. Mesela şu kurbağadır, eğer görebiliyorsa kameraman arkadaşa gösterteyim, kurbağa hiçbir değişime uğramamıştır. Evet... Mesela Coelacanth isimli balık hale hazırda yaşıyor, aynısıdır. Hiçbir şekilde değişikliğe uğramamıştır. Yalnız bunların tabii ilginç yönü mesela Coelacanth 354-290 milyon yıllık bir canlı, Karbonifer Dönemi’nden kalma, Karbon Dönemi’nden kalma bir canlı. Kurbağa on milyon yıllık, kaplumbağa 37-23 milyon yıllık. Dikkat edin, 37-23 milyon yıl arası yaşı, yani şu gördüğünüz kurbağanın. Karbon metodu ile bunu zaten tespit mümkün oluyor. Karbon testleri yapıldığı da bunlar zaten çok net bilinen gerçekler, hiçbir değişikliğe uğramamış. Yüz milyon adet fosil değişikliğe uğramamış ve şimdiki canlılarla aynı. Peki diyorum, kardeş, sizin dediğiniz gibi madem böyle bir iddianız var, bana bir tane kendi iddianızı doğrulayacak, ara fosil tabir ettiğiniz anormal bir varlık, değil mi yani, madem böyle bir iddianız var, tek bir tane getirin dedim, 10 trilyon peşin hemen vereceğim, şu anda da geçerli sözüm. Aylardan beri bekliyoruz, gelmiyor.
 
Muhabir: Hocam, çok ilginç bir şey çağrıştırdı bu bende, şimdi bazı evrimsel süreçlerden söz ediyorlar, mesela zürafa için derler ki, yiyeceğini dal uçlarından almak zorunda olduğu için boynu uzamış. Tabii ben de, insan ister istemez sormak istiyor, bizim de yaban keçilerimiz var, keçiler de öyle yapıyor, ama keçiler niye böyle boynu uzamadı? 
 
Adnan Oktar: Bak güzel, bizim Anadolu halkımız bile, herhangi bir insanımız bile bu münasebetsizliği, bu mantıksızlığı hemen ortaya çıkartabiliyor. Bir kere Darwinistler tesadüfle ortaya çıkıyorlar, bakın dikkat edin, mesela şu kameraları yapan mühendisler, televizyonu yapan mühendisler, en başlangıcı tesadüfen olmuş, hep tesadüfen oluşmuş. Tesadüf ne yapabilir? Yani çocuk olsa buna inanmaz. Tesadüf dünyanın en akılsız varlığıdır, artık onun üstünde bir varlık yoktur.                                                                                        
 
Muhabir: Tesadüf diye bir kavram zaten yok. Hocam çok özür dilerim, gayet de güzel gidiyor, başka sorularımız da olacak böyle ardı ardına, böyle hazırladığımız ettiğimiz, gerçekten de keyifli bir sohbet oluyor, ama şöyle kısacık bir ara rica edeceğiz.
 
Adnan Oktar: Tamam.                                                   
 
Muhabir: Kısacık bir reklamımız var, o reklamlardan sonra birlikte olacağız. Evet sevgili dostlarımız, sualleriniz için gene bekliyoruz, hakikaten enteresan sualler var, biraz sonra Hocamızdan Alevi kardeşlerimizle, dostlarımızla ilgili görüşlerinizi, düşüncelerini alacağız ve dediğimiz gibi, yok yok, sorulmaz yok, onların hepsini ne yapacağız... reklamlardan sonra konuşacağız.
 
Muhabir: Evet, devam ediyoruz değerli dostlarımız, şimdi beklenen sorulardan biri, merak edilen sorulardan biriydi bu, gene art arda gelecek sorularımız. Hani derler ya, yakalamışken sevgili Adnan Oktar Hocamızı aklımıza gelenleri de sormadan edemeyeceğiz. Hocam Alevilere bakışınızı sormuş Orhan Erenli adlı bir izleyicimiz. Bu konuda bir görüş alıp sonra...
 
Adnan Oktar: Aleviler Allah’ın aslanları. Bizim canımız, ciğerimiz, kardeşlerimiz. Aleviler, Sünniler, Şiiler, Caferiler... biz hep birlikteyiz. Bir elin parmakları gibiyiz. Hepimiz Türk İslam Birliği’nin güzel öncüleriyiz. Bizi birbirimizden Allah’ın izniyle hiç kimse ayıramaz. Tabii ki Allah bizi mezhepler olarak yaratmış, bunda da bir hayır var, onlarda da bir güzellik var. Hepsi birbirinden güzel, hepsine de güzel gözle bakıyoruz, Alevileri de tabii ki çok seviyoruz.
 
Muhabir: Şimdi Avrupa ve ABD’de İslam’ın yayılması nasıl bir seyir gösteriyor diye sormuş dostlar ve Obama’nın, Müslüman kökenli bir lider... yeni bir döneme girildiği söylenebilir mi diyor? Onun da yoksa diğerleri gibi, çünkü seçilmiş insanların en kötüsünü ABD’de devlet başkanı yaparlar mantığı Obama ile devam eder mi gibi bir sual var Hocam.
 
Adnan Oktar: Amerika’da, İngiltere’de, Avrupa’da genellikle mason locaları hakimdir. Özellikle Amerika’da milyonlarca mason var. Ve devlet kurumlarında net hakimiyetleri vardır. Mesela Yargıtay tamamen masonların kontrolündedir Amerika’da. Yani net kontrolündedir ve yüz yıldan beri yaklaşık böyledir. Yani etkenlikleri açık. Dolayısıyla da iktidara gelecek kişileri onlar belirlerler ve ona göre hareket ederler. Şahıslar Amerika’nın dış politikasını, iç politikasını belirleyemez. Yani bir lider çıkar da ben Amerika’yı şöyle yöneteceğim, böyle yöneteceğim diyemez, dememiştir, böyle bir olay hiç olmamıştır. Kennedy, biliyorsunuz, masonluğa karşı tavır göstermişti, faili meçhulle Kennedy’nin hayatına son verdiler. Demek ki böyle bir olay olmuyor. Amerika’nın Cumhurbaşkanları şu ana kadar hep o tarzda olmuştur.
 
Muhabir: Doğrullayabilir miyiz Hocam, şu 50 tane seçilmiş insan, bunların içlerinden biri Amerika’nın başına gelir, artık bir kukla ya da nasıl bir deyim tabir edilecekse, öyle de sistem işler gider...
 
Adnan Oktar: Başkanlardan bir şey beklemesinler. Eğer mücadele yapılacaksa Siyonizm’e, ateist Siyonizm’e ve masonluğa karşı yapılması gerekir. Ateist Siyonizm ve masonluğun kafası ezildiğinde, Darwinizm yerle bir olduğunda Obama size kucağını açar, son derece sevecen, son derece alicenap ve candan olur. Ama siz onun arkasındaki dev canavarı tutmazsanız, Obama’nın size yapacağı bir şey olmaz. Önce o canavarın yok olması lazım. Fikren onu yenmek lazım.                                                                              
 
Muhabir: Şimdi yine izleyicilerimizden biri röportajlarınızı yakından takip ediyoruz demiş, röportajlarda söyledikleriniz ertesi gün gündem oluyor, bu neyin nesi diyor? Bu etkiyi neye bağlıyorsunuz diyorlar?
 
Adnan Oktar: Allah yaratıyor, yani konuyu da Allah yaratır, beni söyleten de Allah’tır. Neticeyi meydana getiren de Allah’tır. Allah sürekli bir güzellik yaratır dünyada, o, Allah’ın bir kanunudur bu.          
 
Muhabir: Söyleyene değil, söyletene bakın...
 
Adnan Oktar: Tabii, kulun hiçbir gücü yoktur.               
 
Muhabir: Anladım, bir de Hocam, tabii ki konuşulmayanı konuşmak çok önemli.
 
Adnan Oktar: Tabii ki.                                                    
 
Muhabir: Evet, Sayın Harun Yahya diyor, yani Adnan Oktar, Adnan Hocamız diyor, acaba bir gününü nasıl geçiriyor? Çok az uyuduğunuzu duymuş. Bunu nasıl başarıyorsunuz gibi de bir sual...
 
Adnan Oktar: Denesinler onların da hoşuna gidecektir, yani bilmiyorum bünyeleri nasıl, Allah’a çok şükür, bünyem çok sağlıklı ve çok güçlü. Ben öyle bir şey hissetmiyorum, yani üç dört saat uyuduğumda kendimi çok zinde hissediyorum, canlı hissediyorum. Çok uyumaya çalışsam da uyumak beni yoruyor, yani hoşuma gitmiyor.
 
Muhabir: Uyku, Hocam düşkünüz uykuya, çünkü biraz da nefsani bir şey, ben kendi adıma konuşuyorum bunu yani. Kalbi yorar derler.
 
Adnan Oktar: Tabii, yani kemikleri eritir, kasları eritir. Sürekli hareketsizlik iyi bir şey değil. Canlı olmak, hay halde olmak, diri olmak güzeldir.
 
Muhabir: Peki bir gününüz Hocam, nasıl başlıyor, nasıl sona eriyor?
 
Adnan Oktar: Sabahleyin, “Ya Allah Bismillah” diye sağdan kalkarım. Fırlarım hemen, giderim bir duş alırım. Genellikle duş alarak hem abdest almış oluyorum, namazımı kılarım. Namazımı kıldıktan sonra biraz yürürüm, yaklaşık yarım saat, bazen kırk beş dakika kadar yürüyorum. Sonra hava soğuk da olsa biraz bahçeye çıkıyorum, benim kedilerden oluşmuş bir ordum var, bir de dobiş bir kedim var, yani normal bir kediye benzemiyor, yani normal kedi şöyleyse onun şöyle genişliği...
 
Muhabir: Besili...
 
Adnan Oktar: Evet, çok sevimli bir şey, şaha kalkıyor cama, ona özel fiberden bir yuva yaptırdım, baş tarafına da sıcak bir ampul koydum ki ısınsın diye, içini de halı kaplattım rahat etsin diye, böyle aydınlık olmazsa uyumuyor, bizi görmek istiyor, bizi görmediğinde rahat edemiyor. Karanlık kapalı yerde uyumak istemiyor. Ben de ona öyle aydınlık bir yer yaptırdım, büyük bir keyifle uyuyor, eni boyu da belli değil. MaşaAllah.
 
Muhabir: Onun dışında gündelik işleriniz vesaire...
 
Adnan Oktar: Kitap yazıyorum, gazeteleri okuyorum, bazen dışarıya çıkıyorum, çarşıları geziyorum, halkın içine giriyorum...
 
Muhabir: Giriyorsunuz, değil mi Hocam?
 
Adnan Oktar: Tabii tabii tabii, ben milletimi severim. Ama benim milletimin yüzü gülmüyor, o beni çok rahatsız ediyor. Ben onlar böyle neşeli, sevinçli, zengin, sıhhatli, sağlıklı olmasını istiyorum. Yüzleri sapsarı ve neşesizler çoğu. Yani bizim milletimizin böyle yüzünden böyle kan damlamalı, böyle neşeli, canlı, cıvıl cıvıl olmaları lazım.
 
Muhabir: Çok zor bir süreçten geçiyoruz Hocam, yani gerçekten, yani özellikle ekonomik anlamda insanlar çok sıkıntılar çekiyor, ama inşaAllah, inşaAllah iyi olur diyoruz.
 
Adnan Oktar: Türk İslam Birliği’nde mal bolluğundan ne yapacaklarını şaşıracaklar inşaAllah. Fazla malı ellerinden çıkartmaya çalışacaklar.
 
Muhabir: İnşaAllah.
 
Adnan Oktar: Para bile geçerli olmayacak, o derece zengin olacaklar inşaAllah.
 
Muhabir: Evet, Hocam bu akşam da yine çok şık; görüşleri ile içimizi ferahlatıyor diyor, acaba yeni çıkacak kitap mı var? Ya da var mı diyor?
 
Adnan Oktar: Kitaplarımız var, o iki kitabım var, ama işte mahkeme sürecini bekliyorum, ama en önemlisi bu Peygamberler Tarihi var. Ona yeni yeni belgeler, yeni yeni fotoğraflar geliyor, çok zengin ve güzel bir kitap oluyor. Onu beklesinler, kafatasları ile ilgili de yeni yeni kafataslarla ile ilgili fotoğraflar, belgeler geldi onları ekliyorum, genişletiyorum.
 
Muhabir: Hocam Darwin’in kafatasını bulamaz mıyız? Ben onu merak ediyorum, nereden geldiyse aklıma...
 
Adnan Oktar: Darwin kendi de inanmıyor zaten, adam söylüyor, diyor ki, eğer gerçekten türler öbür türlerden yavaş yavaş gelişmelerle türemişse, neden sayısız ara geçiş formuna rastlamıyoruz? E, bitti. Ara geçiş formu yok diyor, kendi söylüyor zaten. Yoksa da Darwinizm yoktur. Zaten ana delil o.    
 
Muhabir: Evet, Hz. İsa Aleyhisselam yeryüzüne geldi mi, siz diyor mesela onu görseniz tanır mısınız?
 
Adnan Oktar: Cenab-ı Allah’a karşı büyük söylemeyeyim, Allah’a sığınırım, yani on bin kişinin içerisinde tek bir seferde gösteririm. Hemen tanırım, onun nurunun ışığından, onun güzelliğinden, onun efendiliğinden, aklından, heybetinden hemen tanırım inşaAllah. Peygamberi tanımamak mümkün mü? Tabii ki tanışılır inşaAllah.
 
Muhabir: Peki şu anda yeryüzünde mi diye bir sual var Hocam?
 
Adnan Oktar: Yok, daha var inşaAllah. Yani...
 
Muhabir: On, yirmi sene gibi süreçten bahsetmiştiniz.
 
Adnan Oktar: On yıl, yirmi yıl, evet inşaAllah.
 
Muhabir: Evet, Allah’a daha yakın olmak için ne yapmak gerekir diyor gene dostlarımızdan biri?
 
Adnan Oktar: Çok samimi olmak lazım, çok samimi olursak Allah Kendini sevdirir, Kendi korkusunu kalplere rapteder, hidayet nasip eder, iman çünkü Allah’ın yaratacağı bir şeydir ve çok büyük bir lükstür, yani iman sahibi olan insan dünyanın en büyük lüksünü yaşıyor demektir. Çünkü imanlı bir insan dünyanın en akıllı, en kaliteli, en derin düşünen ve en rahat yaşayan insanıdır. Çünkü Allah’ın korumasında oluyor, sonsuz güce sahip olan Allah’ın korumasında yaşıyor. Ne kadar büyük bir konfor ve rahatlık bu. İman nimetini elde etmek için çok samimi olup, Allah’a çok dua etmek, yalvarmak, Allah’tan hidayet dilemek lazım. Bunu elde etti mi zaten, Kuran’a uydu mu bir insan, Kuran ahlakına uydu mu gönlü rahat olsun ondan sonra inşaAllah.
 
Muhabir: Zaten Hocam, haram helal hanesini şöyle bir karşı karşıya getirdiğinizde, haram sayılacak, özellikle kebair günah anlamında da, baktığımız zaman kebair sayılan kavramların elin parmakları kadar az olduğunu hemen fark edebiliyoruz, o anlamda da kalanı zaten sizin, kalanı zaten beşeriyatın olduğu için, biraz hamd ve şükür konusunda galiba eksiklikler var. Yanınızdaki arkadaşların, diyor, hepsi çok eğitimler, görmüş, kibar, nezih insanlar ve maddi açıdan da oldukça iyiler diyor, ama aslında aileleriyle problemleri var diye lanse ediliyor, gerçekle alakası nedir demiş gene bir izleyicimiz?
 
Adnan Oktar: Deminki konuya ilave olarak ümit ile korku arasında olacağız, Allah’tan korkacağız hem de cennete gitme ümidi içerisinde olacağız, ama tek amacımız olacak Allah’ın rızası. Sadece istediğimiz o, Allah’ın rızası olacak. O zaman cennet de çok güzel olur. Aileler şöyle... İddia edilen Ergenekon Örgütü baktı basından elde edemiyor bir şeyler, televizyonlarla bir şeyler elde edemiyor, bizim milletimizin en hassas noktası nedir, aileler, tamam, maddi ihtiyacı olan kimler var, şu, daha önce iddia edilen Ergenekon Örgütü’ne hizmet etmiş bir aileden bir kişi var mı, bir insan var mı, mesela bakıyorlar böyle uygun insanlar var mı, genel bir toplum mühendisliği denir buna, yani psikolojik savaşın gereğidir bu, en uygun kişileri seçiyorlar ve ondan sonra başlıyorlar mücadeleye. Yani ben herhangi bir şahsı kastetmiyorum, ama seçilen aileler genellikle iddia edilen Ergenekon Örgütü’nün özel yapılanması içerisinde memur olan, görevli olan kişiler tarafından yönlendiriliyorlar. Yani bizzat evlerine giderek, ne yapmaları gerektiği onlara söylenerek yönlendiriliyorlar. Ve onlar da bunun gereğini yapıyorlar, olay bundan ibaret. Çünkü bizim milletimiz hassas, yani bir insanı sen çıkartıp televizyonda ağlatırsan, gerçeğini bilmezse insan, onun o aktörlük gücünden, o inandırıcılık gücünden etkilenir insanlar. Halbuki arka planını insanlar incelese bambaşka şeylerle karşılaşıyorlar. Bir çocuk niçin annesi ve babası ile görüşmesin? Anne baba can parçasıdır, insan çok sever, canı gibi sevdiği insanla niye görüşmesin? Demek ki can havliyle çekindiği bir şey var. Ya canına kast edilmiş, ya haysiyetine ve onuruna kastedilmiş, bir şey yapılmış. Yani rahatlık verilmemiş ki o insan gidemiyor. Can güvenliği varsa, rahat rahat bir insan evine gidebiliyorsa, bir insan annesiyle babasıyla niçin görüşmesin? Zaten bu Kuran’ın emridir bu. Anneye öf bile denmez, yani değil mi, anne baba sevgisi kutsaldır bizde.
 
Muhabir: Cennet annenin ayakları altındadır.
 
Adnan Oktar: İslam’ın bir gereğidir bu. Tabii ki bu olur, ama gittiğinde mafyayı saldırtırsa, kapısını kırdırtmaya kalkarsa, ağzına bant bağlayıp, elini ayağını bağlayıp kaçırır da işkence yaparsa, bu konumdaki bir insan tabii ki canını korumak için gitmez. Gitmeyebilir. Ama can güvenliğini sağlarsalar, yani böyle bir şey yapmayacağına garanti verirse niçin gitmesin, gider tabii ki. Müslüman zaten affedicidir, yani katılığı olmaz Müslümanın.
 
Muhabir: Evet Hocam, gayet... kamuoyunda çok izlendiğinizi fark ediyorum. Hakkınızda devam eden, çıkar amaçlı suç örgütü oluşturmak iddiası ile oluşturulan dava sonuçlandı ve ceza aldınız diyor burada
 
Adnan Oktar: Evet.
 
Muhabir: Dava Yargıtay aşamasında, şu an nasıl sonuçlanacağını düşünüyorsunuz demiş. Size ceza verilmesinin İddia edilen Ergenekon Örgütü ile bir alakası var mı, masonların parmağı var mı diyor bu davada.
 
Adnan Oktar: Tabii, bu dava ile ilgili görüş belirtmem olmaz, ben bu konuda bu tip bir iddiada bulunmam zaten. Ayrıca o yönde de, yani hukuki anlamda da görüş belirtmem, ama o konuda hiç cevap vermem zaten böyle bir şeye. Ama şunu söyleyebilirim, mahkememizin savcısı benim mahkum olduğum davada şöyle bir açıklamada bulundu. “Mahkememizce toplanan deliller arasında sanıklar aleyhine delil bulunmamaktadır” dedi, “aleyhlerinde delil yok” dedi. Savcı söylüyor bunu, cumhuriyet savcısı. “CMYK’nın 148/4 maddesi gereğince poliste alınan avukatsız ifadelerin delil olarak değerlendirilmeyeceği, böylece mahkemece de kabul edilmiştir.” Yani biz bizim alınan ifadelerimizde hem avukat yoktu, hem de işkence ile alınmıştı, bunun geçersiz olduğunu söylüyor savcı. “Ayrıca daha önce altı kişi aynı suçlarla ve aynı delillerle yargılandı, aynı mahkemede beraat ettiler” diyor. “Ve aynı dosyaya dayandırılarak beraat ettiler” diyor. “Bu nedenle bu kişilerin de aynı durumda olduğu için bunların da beraat etmesi gerekir” diyor. “Bu durumda sanıklardan Adnan Oktar’ın suç işlemek için örgüt kurmak ve diğer sanıkların örgütün yöneticisi olmak ve örgüt adına faaliyette bulunmak suçlarını işledikleri sabit olmadığından”, yani böyle bir suç yok diyor, “CMYK’nın 223/2 E maddesi gereğince bütün sanıkların müsnet suçlardan ayrı ayrı beraatlarına karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur.” Yani beraat istedi savcı da. Ama mahkemede benim işte birkaç tane çok sevimli kız arkadaşım var, böyle trafik suçu bile işlememiş, mazlum çok temiz, hanım kızlar, onlara da çete yöneticisi dedi, bana da çete yöneticisi dedi, bize üçer yıl ceza verdi. Şu an Yargıtay aşamasında, eğer böyle bir ceza alırsak tabii ki Hz. Yusuf’un sünneti olmuş olacak, seve seve iftiharla, kendi memleketimiz, kendi vatanımız, gider orada kitap okuruz, yazı yazarız, araştırma yaparız inşaAllah.
 
Muhabir: Evet, bildiğimiz kadarı ile demiş gene, Sayın Adnan Oktar Hocamız Güzel Sanatlar ve Felsefe eğitimi aldı, en başlarda da söylemiştiniz bunu, yazdığı kitapları başka birçok uzmanlık gerektiren konularda diyor, evet bir biyoloji eğitimi mesela olmadığı halde evrim fikrini çürütmeyi nasıl becerdi, nasıl başardı?
 
Adnan Oktar: Evrim fikrini beş yaşında bir çocuk bile yapar. Mesela şimdi çocukları çağırın buraya, çocuklar bu ne desek, kaplumbağa diyecektir. Sen hiç kaplumbağa gördün mü? Gördüm diyecek çocuk; hayvanat bahçesinde görüyorlar. Bu ona benziyor mu yavrum desen? Benziyor der, aynısı mı, aynısı diyecekler. Evrim var mı deseniz? Yok diyecektir. Demek ki çocuk bile anlıyor bunu. Bakın kurbağa aynısı. Hiçbir değişikliğe uğramamıştır. Demek ki bizim milletimizin basireti ve feraseti buna yeterli oluyor, bunun için alim olmaya gerek yok, sadece gözünün normal görmesi, yani iki gözünün görmesi, bir de o hayvanları tanıması yeterli, yani kurbağa gördüyse, kaplumbağa gördüyse, kurt gördüyse veyahut kedi gördüyse, tavşan gördüyse bunun için yeterlidir. Fosilleri tıpkısının aynısı, elli milyon yıllık, yüz milyon yıllık, mesela burada da gördükleriniz...
 
Muhabir: Evrim geçirmemişlerdir.
 
Adnan Oktar: Geçirmemişlerdir tabii.                           
 
Muhabir: Evet, İddia edilen Ergenekon Terör Örgütü’nün yargıda adamları var mıdır? Eğer varsa Türk yargısına nasıl güveneceğiz? Çünkü iddia edilen Ergenekon ile ilgili her kesimden yargılanan var, ama yargı ayağından kimse yok diyor henüz.
 
Adnan Oktar: En riskli operasyon budur işte, eğer bunu Türkiye başarırsa, devletimiz bunu başarırsa, Türkiye tam anlamıyla esenliğe kavuşacaktır. İddia edilen Ergenekon’un biliyorsunuz sızmadığı, girmediği bir yer kalmadı, ama yargı ve hukuk ayağı en tehlikeli olan ayağıdır. Ve burada yapılacak operasyon çok dikkatli yapılması gerekir, çok özenli yapılması gerekir, çünkü nedenleri de ortada açık, ama bunun başarılı olması için, tekrar söylüyorum, vatandaşlarımızın ellerindeki her türlü bilgiyi, duydukları her türlü bilgiyi, savcılıklara, polise, mahkemelere bildirmeleri gerekir.
 
Muhabir: Kim ne biliyorsa diyorsunuz...
 
Adnan Oktar: Tabii tabii, bundan hiç çekinmemeleri lazım.
 
Muhabir: Gene Hocam, Mehdi Aleyhisselam hakkında sualler bayağı bir öne çıkıyor burada. Yardımcıları olacak, bizim de onlardan biri olmamız için ne yapmamız gerekiyor diyor?
 
Adnan Oktar: Evet...
 
Muhabir: Mehdi Aleyhisselam’ın yardımcılığına talip seyircilerimiz var.
 
Adnan Oktar: Ben mesela Mehdi Aleyhisselam’ın talebesi olarak görüyorum kendimi, ona yardımcı olmaya çalışıyorum. Kendi imkanlarımla, görmediğim halde. Naçizane beni de örnek alabilirler, var gücümle Darwinizm’e karşı mücadele yapıyorum, imani konuları anlatıyorum, kitaplar yazıyorum, yazılar yazıyorum. Mehdi’yi müjdeliyorum, Hz. İsa’nın gelişini müjdeliyorum. Bu tarzda bir çalışma yapabilirler.
 
Muhabir: Evet güzel, güzel cevap. Ermenilerden özür dileme konusunda ne düşünüyorsunuz Hocam?
 
Adnan Oktar: Ermenilerden özür dilenecek hiçbir şey yok. Ne bizim onlardan özür dileyecek durumumuz var, ne onların bizden özür dileyeceği bir şey yok. Biz kardeşiz, Ermenistan’ın kapılarını açacağız, onları Türk İslam Birliği’nin içerisine alacağız. Kucaklayacağız, o zamanda biz onları millet-i sadıka diye bağrımıza basıyorduk, sadık millet diye, bir sürü Osmanlı Paşası vardır, birçok, bir sürü demiyeyim Allah affetsin, birçok Osmanlı Paşası vardır. Ve birçok sanatçıları vardır Türkiye’ye, Osmanlı’ya hizmet eden. Yine aynısı olacaktır, biz onlarla kucaklaşacağız, istedikleri gibi gidip ibadetlerini yapacaklar. İstedikleri gibi gezinecekler, ticaret yapacağız, bir tek orada değil tabii, Gürcistan’da, Azerbaycan’da, hepsinin kapısını açacağız inşaAllah.
 
Muhabir: Evet Hocam, zaman da hızla geçiyor, şöyle toparlama sürecine girdik, lise ikide okuyorum demiş, son bir senedir Adnan Hocamı yakından takip ediyorum, bir okuyucusu olarak bana diyor ne tavsiye eder? Biraz önceki soruyla...
 
Adnan Oktar: Samimi olsun, çok samimi olsun, samimiyeti bulmaya çalışsın. Yani bunun için biraz emek verilmesi gerekir. Samimiyet durduk yere oluşmaz, samimiyet oluşurken insan menfaatleriyle çatışabilir, zorluklara girebilir, mantık ile hareket etmesin, vicdanı ile hareket etsin, Allah’tan çok korksun, Allah’ı çok sevsin ve çok samimi olsun.
 
Muhabir: Hocam, gene şunu soruyorlar, kitaplarınızı gönderirken yurt dışına özellikle birçok dilde de kitaplarınız yayınlanıyor, bunu da biliyoruz, hatta bilmediğimiz dünya dilleri olduğunu da bir anlamda duymuş olduk, Fransa’ya bir öncelik var. Şimdi Fransa’ya öncelik deyince benim aklıma hemen Fransız İhtilali geliyor. Fransız İhtilali, ondan önceki Sanayi Devrimi ve o sürecin gelişmekte olan ülkelere, sömürge ülkelere neler aldığı, neler verdiği gibi bir ihtilal başlangıcı falan mı diyelim Hocam buna, ne demek lazım?
 
Adnan Oktar: İşin doğrusu Avrupa’da hakikaten bir aydınlanma devri başladı, aydınlanma ihtilali oldu. Avrupa’yı saran karanlık nihayet son buldu, Allah’a çok şükür. Mesela diyor ki Almanya’da Stern dergisi, “gök gürültüsü gibi patlayan kitap” diyor. “Gök gürültüsü gibi patlayan kitap”; bunu Stern dergisi söylüyor. ABD Science bilim dergisi, “evrime yapılan en göz kamaştırıcı görüntüdeki saldırı” diyor. İsveç, “Darwin’e meydan okuyan muhteşem eser”. İrlanda Irish Times, “Yaratılış Atlası bu yıl şu ana kadar olan en olağanüstü olaydır”. New York Times Amerika, “Yaratılış Atlası Darwin’in teorisine karşı ortaya çıkmış en büyük ve en güzel yaratılışçı meydan okuma”. Fransa, “elektroşok meydana getirmek gibi değerli bir yeteneğe sahip” diyor kitap için. Fransa Le Libaration gazetesi, “tek bir hamlede tam bir panik gerçekleştirdi”. Fransa Science bilim dergisi, “Atlas soğuk duş etkisi yaptı”, İtalya, Le Stampa gazetesi, “Elveda Darwin”. Fransa Le Point, “Darwin’i Kurtarın”. İtalya, Corriere della Sera Gazetesi, “ama kesin olarak bildiğimiz şey bizim kaybedenler olacağımız”. “Anti Darwinist bombardıman”. Binlerce böyle haber çıktı, hangi birini sayayım... 
 
Muhabir: Hocam, Tony Blair’in, İngiltere başkanının bu konuda bir teveccühü söz konusu, ayrıca Fransa Cumhurbaşkanı mıydı?
 
Adnan Oktar: Sarkozy, Sarkozy...
 
Muhabir: Evet, onun da bu anlamda bir teveccühü var bildiğim kadarıyla.
 
Adnan Oktar: MaşaAllah.
 
Muhabir: Şimdi bu hafta gazetelerde yine aynı şey, bak demek ki dikkatli gözlerden kaçmıyor. Tony Blair her gün aksatmadan Kuran-ı Kerim okuyormuş ve Peygamber Efendimize hayran oldu diye haberler çıkıyormuş.
 
Adnan Oktar: Evet doğru.
 
Muhabir: Müslüman olmuş olabilir diyor izleyicimiz? Ve Hocamızın bu anlamda bir etkisi var mı diye soruyorlar?
 
Adnan Oktar: Ben ona kitabımı gönderdikten sonra, Tony Blair’e, hakikaten tamamen değişti. Darwinist materyalist bir düşünceyken, tam anlamıyla bir Kuran aşığı oldu, Kuran’a karşı sevgisi muhabbeti çok fazla. Müslüman oldu mu? Aslında böyle şeylerde bu insanlara bunu sormamak lazım, yani müşkül durumda bırakırsınız. Yani kendi haline bırakmak lazım, o gerekirse söyler, gerekmezse söylemez. Ama şunu söyleyebilirim; Tony Blair röportajında akşamları Kuran okuduğunu ve ünlü sanatçılara Kuran hediye ettiğini söyledi, yani tam bir Kuran aşığı. U2 adlı müzik grubunun solisti Bono, Tony Blair hediye ettikten sonra Kuran’ı okumaya başladığını açıkladı. Blair, dünyadaki sorunların çözülmesi için dine başvurulması gerektiğini söyledi.
 
Muhabir: Geçmişte de bir Cat Stevens örneği var.
 
Adnan Oktar: Evet, maşaAllah.
 
Muhabir: Dünyada hakikaten kendi dalında en egemen insanlardan biriyken, bir anda bir denizde dalgada kendini kurtarması, onu kurtaranın ancak ilahi bir güç olduğunu fark etmesi, İslam’a dönüşün, İslam adına çok iyi bir temsilci olduğunu hakikaten bize de gösterdi. Hocam, sonlara doğru geliyoruz, biz öncelikle Kral Karadeniz ailesi olarak çok çok teşekkürler ediyoruz sizlere. Evet, bu arada bizim siyasilerle münasebetlerimiz konusunda da bir mesaj var burada. Mesela Deniz Baykal’ı sormuşlar, kim sizce diye. Bilemiyorsunuz tabii soruların ne anlam taşıdığını, nasıl bir anlam yüklediğini izleyicilerimize, ama bunu istediler, biz de size soracağız. Taahhütümüz o yöndeydi, yani ne isterseniz soralım diye.
 
Adnan Oktar: Allah’a şükür, CHP’nin başında Deniz Baykal gibi bir insanın bulunması bir nimet. Çok da iyi oldu, gerçekten çok değerli tarihi bir şahsiyettir. Çok aklı başında, temiz, dürüst bir Müslüman evladı. Gerçek bir Türk milliyetçisi. İnşaAllah ben geleceğini aydınlık görüyorum, yani çok başarılı olacağını umuyorum inşaAllah.
 
Muhabir: Peki sizin bu anlamda siyasilerle bir fikir alış verişiniz, istifade etme edilme anlamında bir çalışma var mı ya da siyaset düşünüyor musunuz? Yani parlamentoyu düşünüyor musunuz?
 
Adnan Oktar: Siyaset düşünmem için sebep yok, çünkü siyaset çok iyi maşaAllah. Bayağı da başarılılar. Yani sağdaki liderlerimiz hepsi birbirinden mükemmel maşaAllah. Solda da Deniz Baykal var, bence Türkiye’nin genel yapısı tam Türk İslam Birliği’ne uygun zeminde. Çok ideal bir lider kadromuz var. Her şey var, sadece bu düğünün, bu bayramın başlaması gerekiyor. İnşaAllah.
 
Muhabir: Evet, yerel seçimlerle ilgili son bir sual vardı Hocam. Onu da sormuş olalım ve artık sona doğru geldik, veda saati diyelim, en azından bu günlük. Yerel seçimler hakkında ne düşünüyorsunuz Hocam, geliyor Mart ayı, sokaklar şenlenmeye başladı, çalışmalar başladı, eşiliyor, kazılıyor...
 
Adnan Oktar: Evet, inşaAllah hayırlı olur, güzel olur, bizim Türkiyemizde ne olursa hep hayırlı olacaktır, her şey güzel olacaktır, her şeyi Allah hayırla yaratır. Ama mühim olan bizim asıl bayramımız Türk İslam Birliği oluştuğunda olacaktır. O devre kadar bayramlar biraz buruk olur. Yani hep kargaşalar olur, zorluklar olur, çileler olur, olabilir yani, bunlara insanlarımız hazırlıklı olsunlar. Ama Türk İslam Birliği oluştuğunda da büyük bir bayram yaşayacağız inşaAllah.
 
Muhabir: İnşaAllah hayırlısı olur. Peki Hocam, biz dua, milletin üstünden, insanların üstünden dualar eksik olmasın diyoruz inşaAllah, böyle sâdâtların da duası olsun diyoruz. Sizin bizim izleyicilerimize bir mesajınız varsa onu alalım, inşaAllah bir başka programda, bir başka sohbette, tekrar birlikte olmak dileği ile diyelim Hocam.
 
Adnan Oktar: Karadenizli muhterem kardeşlerimin hepsine selam ediyorum, saygılarımı sunuyorum, onları da çok seviyorum. Onlar Türkiyemiz’in çimentosu olan çok değerli insanlar, bütün Anadolumuz gibi mübarek ve muhterem insanlar, Allah’a sevgileri daha coşkun olsun, Allah hepsine hidayet versin, yollarını açsın, sağlık sıhhat versin, uzun ömür versin inşaAllah Allah hepsine. Türk İslam Birliği’nde de hep beraber o sevinci yaşamayı nasip etsin inşaAllah.
 
Muhabir: Evet, izleyicilerimiz çekimi stüdyoda sanarak, büyük bir kalabalık olarak TV binamıza gelmişler ve Hocamızla tanışmak istiyorlarmış, ama biz stüdyoda değiliz değerli dostlarımız, onu sizlere söyleyelim,   bir önlem olarak düşünün bunu, bir tedbir olarak düşünün, bunu biliyorduk, bildiğimiz için böyle bir başka mekanda çekmek durumunda kaldık. Affolun, bu anlamda Hocam da aynı şeyleri söylüyor, hakkınızı helal edin bize. Evet, yani televizyon stüdyosunda değiliz. Evet, şu an yani sizleri tanıştırmamız mümkün değil Hocamızla, ama inşaAllah bir başka sohbette yine birlikte olacağız. Evet değerli dostlar, bu akşam yine 21:00’de Halkın Uğuru programımız var. Çok değişik, güzel çekimler yaptık, onları sizlerle beraber paylaşacağız. Tekrar görüşünceye kadar Mevlam yar ve yardımcınız olsun, Rabbim sizi her zaman güzel insanlarla karşılaştırsın. Hoşça kalın.

 
   
Kategoriler
Ahir Zaman ve Kıyamet Alametleri HarunYahya.Tv Podcast - Ahir Zaman ve Kıyamet Alametleri
Çocuklar İçin HarunYahya.Tv Podcast - Çocuklar İçin
Darwinizmin Karanlık Yüzü HarunYahya.Tv Podcast - Darwinizmin Karanlık Yüzü
Doğa ve Yaratılış HarunYahya.Tv Podcast - Doğa ve Yaratılış
Dünyadan Yankılar HarunYahya.Tv Podcast - Dünyadan Yankılar
Evren ve Yaratılış HarunYahya.Tv Podcast - Evren ve Yaratılış
Evrim Aldatmacası HarunYahya.Tv Podcast - Evrim Teorisinin Çöküşü
Gerçek Atatürkçülük HarunYahya.Tv Podcast - Gerçek Atatürkçülük
Harun Yahya Hakkında HarunYahya.Tv Podcast - Harun Yahya Hakkında
Harun Yahya Röportajları HarunYahya.Tv Podcast - Harun Yahya Röportajları
Hayvanlardaki Yaratılış HarunYahya.Tv Podcast - Hayvanlardaki Yaratılış
İman ve Tefekkür HarunYahya.Tv Podcast - İman ve Tefekkür
İnsan Mucizesi HarunYahya.Tv Podcast - İnsan Mucizesi
İslam Ahlakı HarunYahya.Tv Podcast - İslam Ahlakı
İslamiyet ve Dinler HarunYahya.Tv Podcast - İslamiyet ve Dinler
Kuran Bilgisi HarunYahya.Tv Podcast - Kuran Bilgisi
Maddenin Ardındaki Sır HarunYahya.Tv Podcast - Maddenin Ardındaki Sır
Masonlar ve Yanılgıları HarunYahya.Tv Podcast - Masonlar ve Yanılgıları
Mikrodünya ve Yaratılış HarunYahya.Tv Podcast - Mikrodünya ve Yaratılış
Peygamberler Tarihi HarunYahya.Tv Podcast - Peygamberler Tarihi
Sosyal Sorunların Çözümü HarunYahya.Tv Podcast - Sosyal Sorunların Çözümü
Tarih, Politika ve Strateji HarunYahya.Tv Podcast - Tarih, Politika ve Strateji
 
Harun Yahya
Bütün Harun Yahya Belgesellerine PODCAST ile üye olmak için tıklayınız.
iPhone, iPod, MP4
Harun Yahya (Adnan Oktar) Röportajları
Harun Yahya (Adnan Oktar)'ın MP3 Formatındaki Röportajları
Dünyada Dine Dönüş Videoları
Gerçeği Düşündünüz Mü? Serisi
Kısa Anlatımlar
Röportajlardan Seçme Bölümler
Sevimli Canlılar
Tüm Belgeseller
Bu sayfadaki/kategorideki güncellemeleri RSS ile almak için tıklayınız.
Diğer Diller
Türkçe
English
Deutsch
Français
Indonesia
Azerbaijani
Albanian
Arabic
Russian
Magyar
Bulgarian
Spanish
Amharik
Italian
Urdu
 
     
 

© 2007 Harun Yahya TV - www.harunyahya.tv
Bu sitede yayınlanan görüntüleri, ticaretini yapmamak ve gelir elde etmemek şartıyla, siteyi referans göstermek koşuluyla kopyalayabilir ve ücretsiz olarak dağıtabilirsiniz.